Mübarek Üç Aylarda Bize Düşen Görevlerimiz

[b][font=Verdana][color=red]Rahmet Ayının Müjdecisi Üç Aylar[/color][/font][/b] [img]http://2.bp.blogspot.com/-KIh-_SvxQzc/T7mLBZLNI0I/AAAAAAAAB-Y/ladyAcRiSJs/s1600/ucaylar1nr_1249319094.jpg[/img] [b]Mübarek Üç Aylar-ın Bütün Müslümanlara Ramazanın Geldiğinin Habercisidir.Elbetteki Bizlere Görevler Düşüyor; Ebu Bekir el-Verrak’ın dediği gibi “Recep ayı ekini ekme, şaban ayı sulama, ramazan ise hasat ayıdır.” (Letai-fül’l-Maarif) Eğer Recep ve şaban ayını iyi değerlendirir ve tövbe ederek tövbe kapısını aşındırırsak , Ramazanda zirveye ulaşacal manevi ikramların Muhatabı oluruz. -Tövbeye asrılmalıyız. “Ben günde 70 şefer (bazı rivayetlerde 100 sefer) tövbe ederim” diyen rahmet peygamberine uyarak tövbe etmeliyiz. Zifiri bir gecede, deniz karanlıklarındaki balığın karnından, “Senden başka ilah yoktur; seni tesbih ve tenzih ederim. Ben zalimlerden oldum” (Enbiya 21/87) diyerek inleyen Yunus Aleyhisselam’ın iniltilerine eşlik ederek tövbe etmeliyiz. Karşılaştığı olayları tövbe sebebi görüp, bütün bir ömrünü; “Ya Rabbi! Ben pişmanım! Ya Rabbi! Ben pişmanım! bütün yapmış olduğum günahlardan; keşke yapmasaydım. ÎnşaAllah birdaha yapmayacağım” yakarışları ve tövbeleri ile geçiren Allah dostlarının yollarına düşerek tövbe etmeliyiz. Alemlerin Rabbi karşısında hiçliklerini iliklerine kadar hissedilen arifler meclisine kalbimizi bağlayarak, hergün kendimizi hesaba çekip temizlenmeye çalışmalıyız. -5 vakit namazımızı, cemaatle kılmaya özen göstermeliyiz. -Bol bol zikretmeliyiz. Vird edindiğimiz amelleri aksatmamaya özen göstermeliyiz. -Sünnet olan oruçları gücümüz yettiği kadar tutma gayreti ve isteğinde olmalıyız. Özellikle ayın ilk, orta ve son günleri veya pazartesi, perşembe günleri oruç tutmaya çalışmalıyız. -Sünnet olan namazlara, özellikle geceleyin kalkıp en az 2 rekat teheccüd namazı kılmaya kendimizi alıştırmalıyız. Eğer recep ayından itibaren bunu yapmaya çalışırsak , Ramazan ayında da inşallah bunu devam ettirmede zorlu çekmeyiz. - Kur’an okumaya hergün 1 sayfa bile olsa devam etmeliyiz süreklilik göstermeliyiz. -Sadaka ve diğer hayrlı işlerimizi artırarak sürdürmeliyiz. -Îmkanı olanlar, Receb ayında umre yapmanın müstehap olduğunu bilmeliyiz. Bu ve benzeri durumlara dikkat ettiğimiz takdirde, receb ayı ile başlayan ve ramazan ayı ile zirveye ulaşan manevi iklimden doya doya faydalanırız inşAllah. Rabbimiz biz, küçüklüğünü anlayıp kendisine yalvaranların arasına katsın!. Çünkü O, resulüne şöyle seslendi: “Resulüm de ki: Yalvarmanız olmasa, rabbim size ne diye değer versin!”[/b] [b]Cuma namazının sıhhat şartlarından birisinin de hutbe olduğu hususunda fakihler görüş birliği içindedirler. Cuma vaktinde camide hazır bulunsa da, hutbeyi dinlemeyen bir insan Cuma namazını kılmamış, sadece öğlenin farzını eda etmiş sayılır. En önemli ibadetlerden biri Kur'an okumaktır; fakat, hutbe irad edilirken bu da yapılamaz. Ayrıca, dünya kelamı hesabına söylenen her söz hutbeyi ifsat eder. Günümüzün nesillerindeki en büyük eksikliklerden biri de meseleleri merak etme ve anlama gayretinin olmayışıdır. Şimdiye kadar üç aylarla ve mübarek gecelerle alâkalı çok şeyler söylenmiş ve yazılmıştır. Însanın bunları duyması ve okuması güzeldir; fakat asıl müessir olan husus insanın onları anlamaya, içine sindirmeye ve öğrendiklerini uygulamaya çalışmasıdır. Merak, anlama gayreti ve sahip çıkma cehdi olmayınca, en güzel makaleler bile bir kısım süslü ve fantastik ifadelerden ibaretmiş gibi algılanır. Kur'an-ı Kerim'e Allah kelamı olarak bakmazsanız, kafanıza takılacak ve sizi dalalete götürecek çok hususla karşılaşabilirsiniz. Fakat, onu Îlahî Kelam olarak benimseyip içine girdiğiniz ve nüzul keyfiyetine nazar ettiğiniz zaman Kur'an'dan çok istifade edersiniz. Üç ayların ganimetinden pay alabilmeniz için evvela onlarda bir ganimetin bulunduğuna inanmanız lazımdır. Kur'an talebeleri için üç aylar iman hizmeti adına çok önemli bir vesiledir. Bu aylarda, kendimizi bulma yolundaki faaliyetlere hız verilmelidir. Însan isterse ve gayret gösterirse, bu aylarda günahlarından sıyrılabilir, dinin hakikatine ulaşabilir, Cenâb-ı Hakk'ın rahmetine liyakat kesbedebilir ve Allah'a yakın olabilir. Hizmet erleri, bu kutlu zaman dilimini işte bu gayelere matuf olarak değerlendirmelidir. Yapacağımız programlarda insanları bir adım daha Allah'a yaklaştırmıyorsak abesle iştigal ediyoruz demektir. Însanları eğlendirmek ve onlara hoş dakikalar geçirtmek bizim vazifemiz değildir; sadece cismaniyete hitap eden programlar bizim için zaman israfı sayılır ve günaha girmemize sebebiyet verir. Însanların eğlenmeye açık yanları vardır; bu açıdan, programlarınıza gösterecekleri alâka sizi aldatabilir. Oysa ki, davetinize icabet eden insan sayısı az olsa ve halk ortaya koyduğunuz faaliyete alâka göstermese bile önemli olan doğru şeyler yapmanız ve doğrunun peşinde olmanızdır. Însanları derinleştirmeye talip olmalı ve onları marifet hesabına doymazlığa alıştırmalısınız. Bütün muhataplarınızı birer “Hel min mezid - Daha yok mu?!.” kahramanı haline getirmelisiniz. Her meseleyi kendinizi bulmaya, özünüze ermeye ve insanları Cenâb-ı Hakk'a yönlendirmeye vesile kılmalısınız. Allah'a götürmeyen ve Resûl-ü Ekrem'e ulaştırmayan yollar bâtıldır.[/b]

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Makaleye geri dön