Kullanřcř Adř:  ▄ye Olaca­řm
Ůifre:  Ůifremi Unuttum!
Hatřrla?  

13 Jul 2010 11-HUD:

11-HUD:

1 - Elif-L├óm-R├ó. Bu ├Âyle bir kitapt─▒r ki, ├óyetleri muhkem k─▒l─▒nm─▒┼č, sonra da her┼čeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah taraf─▒ndan ├óyetleri ayr─▒nt─▒l─▒ olarak a├ž─▒klanm─▒┼čt─▒r.

2 - (┼×├Âyle ki:) Allah'dan ba┼čkas─▒na kulluk etmeyin. Ben size O'nun taraf─▒ndan m├╝jde vermek ve uyarmak i├žin g├Ânderilmi┼č ger├žek bir peygamberim.

3 - Ve Rabbinizin ma─čfiretini isteyin, sonra ona tevbe edin ki sizi, belli bir s├╝reye kadar g├╝zel g├╝zel ya┼čats─▒n. Ve her fazilet sahibine lay─▒k oldu─ču ihsan─▒ versin. E─čer y├╝z ├ževirirseniz, ben sizin i├žin b├╝y├╝k bir g├╝n├╝n azab─▒ndan korkar─▒m.

4 - D├Ân├╝┼č├╝n├╝z yaln─▒zca Allah'ad─▒r. O'nun da her┼čeye g├╝c├╝ yeter.

5 - Dikkat edin! G├Ârm├╝yor musunuz, onlar d├╝┼čmanl─▒klar─▒n─▒ gizlemek i├žin g├Â─č├╝slerini ├ževiriyorlar. ├Äyi bilin ki, onlar ├Ârt├╝lerine b├╝r├╝n├╝rlerken, neyi gizleyip, neyi a├ž─▒─ča vurduklar─▒n─▒ Allah biliyor. Muhakkak ki Allah, g├Ân├╝lde gizlenenleri de bilir.

6 - Yery├╝z├╝nde r─▒zk─▒ Allah'a ait olmayan hi├žbir canl─▒ yoktur. O, onlar─▒n karar k─▒ld─▒klar─▒ yerleri de, emaneten durduklar─▒ yerleri de bilir. Onlar─▒n hepsi apa├ž─▒k bir kitaptad─▒r.

7 - O, ├Âyle bir Allah'd─▒r ki, hanginizin daha g├╝zel amel i┼čleyece─čini imtihan etmek i├žin g├Âkleri ve yeri alt─▒ g├╝nde yaratt─▒. Ar┼č─▒ da su ├╝st├╝ndeydi. Onlara "├Âld├╝kten sonra tekrar dirileceksiniz" dersen, o k├ófirler de kesinlikle sana: " Bu apa├ž─▒k bir sihirden ba┼čka bir┼čey de─čildir." diyecekler.

8 - Ve e─čer bunlardan bir k─▒sm─▒n─▒n g├Ârece─či azab─▒ belli bir s├╝reye kadar erteleyecek olursak, o zaman da "onu engelleyen nedir ki?" diyecekler. ├Äyi bilin ki, o azap onlara geldi─či g├╝n kendilerinden geri ├ževrilecek de─čildir. Ve o alay ettikleri ┼čey kendilerini ku┼čatm─▒┼č olacakt─▒r.

9 - Ve ┼čayet insana taraf─▒m─▒zdan bir rahmet tatt─▒r─▒r, sonra da onu kendisinden geri al─▒rsak, ┼č├╝phesiz o ├╝mitsiz ve nank├Âr bir kimse olur.

10 - Ve ┼čayet ona dokunan bir s─▒k─▒nt─▒dan sonra bir nimet tatt─▒r─▒rsak, "Art─▒k benden b├╝t├╝n k├Ât├╝l├╝kler silinip gitti." der, mutlaka b├Âb├╝rlenir ve ┼č─▒mar─▒r.

11 - Ancak (her iki halde de) sab─▒r g├Âsterip iyi ameller i┼čleyenler m├╝stesnad─▒r. ├Ä┼čte onlara bir ma─čfiret ve b├╝y├╝k bir m├╝kafat vard─▒r.

12 - (Ey Resul├╝m!) ┼×imdi belki sen, "Ona bir hazine indirilse, ya da beraberinde bir melek gezip dola┼čsa ya!" diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir k─▒sm─▒n─▒ terkedecek olursun ve bundan dolay─▒ da g├Â─čs├╝n daral─▒r. Sen yaln─▒zca bir uyar─▒c─▒s─▒n. Allah ise her ┼čeye vekildir.

13 - Yoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: "Haydi siz de onun gibi uydurulmu┼č on s├╗re getirin. Allah'dan ba┼čka ├ža─č─▒rabilece─činiz kim varsa onlar─▒ da yard─▒ma ├ža─č─▒r─▒n. E─čer do─čru s├Âyl├╝yorsan─▒z" (bunu yapars─▒n─▒z).

14 - Yok e─čer bunun ├╝zerine size cevap vermedilerse, art─▒k bilin ki, bu Kur'├ón ancak Allah'─▒n ilmiyle indirilmi┼čtir. O'ndan ba┼čka il├óh yoktur. Art─▒k m├╝sl├╝man oluyorsunuz, de─čil mi?

15 - Her kim d├╝nya hayat─▒n─▒ ve g├╝zelliklerini isterse biz onlara amellerinin kar┼č─▒l─▒─č─▒n─▒ orada tamamen ├Âderiz. Bu hususta kendilerine bir densizlik yap─▒lmaz.

16 - Fakat onlar ├Âyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine ate┼čten ba┼čka bir ┼čey yoktur. ├Ä┼čledikleri ┼čeyler orada bo┼čuna gitmi┼čtir. Zaten b├╝t├╝n yapt─▒klar─▒ da bat─▒ld─▒r.

17 - O d├╝nyay─▒ isteyenler, hi├ž Rabbinden a├ž─▒k bir belge ├╝zere olan kimse gibi midir? O belgeyi yine Allah'dan gelen bir ┼čahid olarak Kur'├ón izliyor, ondan ├Ânce de bir rehber ve rahmet olan kitap, Musa'n─▒n kitab─▒ yine onu destekliyor. B├Âyle olanlar Kur'├ón'a inan─▒rlar. Hangi hizipten olursa olsun kim onu ink├ór ederse, ona vaad edilen yer ate┼čtir. ├Ä┼čte b├╝t├╝n bunlardan dolay─▒ sen de bu Kur'├ón'dan ┼č├╝phe i├žinde olma. Kesinlikle o hakt─▒r, Rabbindendir. Fakat insanlar─▒n ├žo─ču iman etmezler.

18 - ├ťstelik bir yalan─▒ Allah'a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Bunlar Rablerinin huzuruna arzolunacaklar, ┼čahitler de ┼č├Âyle diyecekler: "├Ä┼čte bunlar Rablerine kar┼č─▒ yalan s├Âyleyenlerdir". ├Äyi bilin ki: Allah'─▒n laneti zalimlerin ├╝zerinedir.

19 - Onlar ki, Allah yolundan d├Ând├╝rmeye ├žal─▒┼č─▒rlar ve o yolu e─čri b├╝─čr├╝ yapmak isterler. ├ťstelik onlar, evet onlar ahirete de inanmazlar.

20 - Onlar yery├╝z├╝nde (herkesi) y─▒ld─▒racak de─čillerdir. Kendilerini koruyacak Allah'dan ba┼čka kimseleri de yoktur. Onlar─▒n azab─▒ kat kat olacakt─▒r. ├ťstelik onlar hakk─▒ i┼čitmeye tahamm├╝l edemiyorlard─▒ ve de g├Ârm├╝yorlard─▒.

21 - Onlar kendilerine yaz─▒k etmi┼č olan kimselerdir. O iftira edip uydurduklar─▒ da kendilerinden y├╝z ├ževirip gitmi┼člerdir.

22 - Kesinlikle bunlar ahirette de en ziyade h├╝srana u─črayacak olanlard─▒r.

23 - Fakat iman edip salih amel i┼čleyenler ve Rablerine kar┼č─▒ edepli olanlar, g├╝venen ve itaat edenler var ya, i┼čte bunlar da cennet ehlidirler. Onlar orada ebedi kal─▒rlar.

24 - Bu iki ayr─▒ grubun meseli, k├Âr ve sa─č─▒r ile g├Âren ve i┼čiten gibidir. Bunlar hi├ž e┼čit olabilirler mi? H├ól├ó d├╝┼č├╝nmeyecek misiniz?

25 - Andolsun ki, vaktiyle Nuh'u da kavmine g├Ânderdik, O, onlara ┼č├Âyle dedi: "Ben sizin i├žin apa├ž─▒k bir uyar─▒c─▒y─▒m."

26 - "Allah'dan ba┼čkas─▒na ibadet etmeyin! Ben, size gelecek ac─▒ bir g├╝n├╝n azab─▒ndan korkar─▒m."

27 - Buna kar┼č─▒l─▒k, kavminin ileri gelen k├ófirlerinden bir k─▒sm─▒ dediler ki: "Biz seni bizim gibi insanlardan biri olarak g├Âr├╝yoruz, ba┼čka de─čil. ├Älk bak─▒┼čta bizim ayak tak─▒m─▒m─▒zdan ba┼čkas─▒n─▒n senin arkana d├╝┼čt├╝─č├╝n├╝ g├Ârm├╝yoruz. Sizin bizden fazla bir meziyetinizi de g├Ârm├╝yoruz. Aksine sizi yalanc─▒lar san─▒yoruz."

28 - Nuh dedi ki; "Ey kavmim! Peki ┼ču s├Âyleyece─čime ne diyeceksiniz? Ben Rabbimden apa├ž─▒k bir delil ├╝zere isem ve O, bana kendi taraf─▒ndan bir rahmet bah┼četmi┼čse, size de onu g├Ârecek g├Âz verilmemi┼čse biz, istemedi─činiz halde onu size zorla m─▒ kabul ettirece─čiz?"

29 - "Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal m├╝lk istemiyorum. Benim m├╝kafat─▒m ancak Allah'a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak de─čilim. Onlar elbette Rablerine kavu┼čacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim g├Âr├╝yorum."

30 - "Ey kavmim, ben onlar─▒ etraf─▒mdan kovacak olursam, Allah'dan beni kim kurtarabilir? Siz hi├ž d├╝┼č├╝nmez misiniz?"

31 - Ben size "Allah'─▒n hazineleri benim yan─▒mdad─▒r." demiyorum ki. Ben size "Ben bir mele─čim." de demiyorum. O sizin kendinize g├Âre, hor g├Ârd├╝kleriniz hakk─▒nda "Allah onlara hi├žbir hay─▒r vermez." de demiyorum. Onlar─▒n i├žlerindeki niyeti, en iyi Allah bilir. (Bu s├Âylediklerimin aksini iddia etseydim) as─▒l o zaman zalimlerden olurdum.

32 - Dediler ki; "Ey Nuh! Bizimle didi┼čip durdun, didi┼čmende de ├žok ileri gittin. E─čer do─čru s├Âyl├╝yorsan, bizi tehdit etti─čin ┼ču azab─▒ getir de g├Ârelim."

33- Nuh dedi ki; "Onu ancak Allah dilerse getirir. Ve siz O'nu y─▒ld─▒racak de─čilsiniz."

34 - Ben size ├Â─č├╝t vermek istemi┼č olsam da, e─čer Allah sizi hel├ók etmeyi murad ediyorsa, zaten ├Â─č├╝t vermemin size bir faydas─▒ olmaz. Rabbiniz O'dur ve nihayet O'na d├Ând├╝r├╝leceksiniz.

35 - Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki; "E─čer uydurdumsa vebali benim boynumad─▒r. Bense sizin y├╝klendi─činiz vebalden uza─č─▒m".

36 - Ayr─▒ca Nuh'a ┼č├Âyle vahyettik: "Bil ki kavminden ┼čimdiye kadar iman etmi┼č olanlardan ba┼čka art─▒k kimse iman etmeyecektir. Onun i├žin yapt─▒klar─▒ ┼čeylerden dolay─▒ kederlenme."

37 - Bizim g├Âzetimimiz alt─▒nda ve vahyimize g├Âre gemiyi yap. Zul├╝m yapanlar hakk─▒nda da bana bir ┼čey s├Âyleme. ├ç├╝nk├╝ onlar kesinlikle suda bo─čulacaklard─▒r.

38 - Gemiyi yap─▒yordu, kavminden baz─▒ ileri gelen gruplar, onun yan─▒ndan gelip ge├žtik├že, onunla alay ediyorlard─▒. Nuh dedi ki: "Bizimle e─členiyorsunuz, biz de sizinle t─▒pk─▒ bizimle e─člendi─činiz gibi alay edip e─členece─čiz."

39 - O peri┼čan edici azab─▒n kime gelece─čini ve o s├╝rekli azab─▒n kimin ba┼č─▒na inece─čini ilerde bileceksiniz.

40 - Nihayet emrimiz geldi─či ve tennur (tand─▒r veya geminin kazan─▒) tutu┼čup parlad─▒─č─▒ zaman dedik ki; "Erke─či ve di┼čisi olan her canl─▒dan iki┼čer tane, aleyhlerinde h├╝k├╝m verilmi┼č olanlar─▒n d─▒┼č─▒nda, aileni ve iman etmi┼č olanlar─▒ geminin i├žine y├╝kle". Zaten beraberinde iman edenler ├žok az idi.

41 - Nuh dedi ki; "Allah'─▒n ad─▒yla binin i├žine. Onun ak─▒┼č─▒ da, duru┼ču da (O'nun ad─▒ylad─▒r). Hi├ž ┼č├╝phesiz Rabbim ger├žekten ├žok ba─č─▒┼člay─▒c─▒, ├žok esirgeyicidir.

42 - Gemi i├žindekilerle birlikte, da─člar gibi dalgalar aras─▒nda ak─▒p gidiyordu. Nuh ayr─▒ bir yere ├žekilmi┼č olan o─čluna ba─č─▒rd─▒: "Yavrucu─čum, gel, bizimle beraber bin! K├ófirlerle beraber olma!"

43 - O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir da─ča ├ž─▒kaca─č─▒m". Nuh da "Bu g├╝n Allah'─▒n merhamet etti─činden ba┼čkas─▒n─▒, Allah'─▒n bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralar─▒na giriverdi. O da bo─čulanlardan oldu.

44 - Allah taraf─▒ndan denildi ki: "Ey yery├╝z├╝ suyunu yut! Ey g├Âky├╝z├╝ sen de suyunu kes! Ve sular ├žekildi. Emir yerine gelmi┼č oldu. Gemi de Cudi da─č─▒ ├╝zerine oturdu. O zalim kavme b├Âylece d├╝nyadan uzak olun denildi.

45 - Nuh Rabbine niyaz edip dedi ki: "Ey Rabbim! O─člum benim ehlimdendi senin vaadin de elbette hakt─▒r ve ger├žektir. Ve sen hakimler hakimisin."

46 - Allah: "Ey Nuh! O kesinlikle senin ehlin (├óilen)'den de─čildir. ├ç├╝nk├╝ o salih olmayan bir amelin sahibidir. Hakk─▒nda bilgin olmayan bir ┼čeyi benden isteme! Ben, seni, cahillerden olmaktan sak─▒nd─▒r─▒r─▒m."

47 - Nuh: "Ey Rabbim! Ben bilmedi─čim bir ┼čeyi istemi┼č olmaktan dolay─▒ sana s─▒─č─▒n─▒r─▒m. Sen beni ba─č─▒┼člamazsan, bana merhamet etmezsen ben h├╝srana u─črayanlardan olurum.

48 - "Ey Nuh!" denildi, " Bizden bir sel├óm sana ve seninle birlikte olanlardan gelecek ├╝mmetlere, kutluluk dile─čiyle gemiden in. ├Älerde kendilerini bir ├žok nimetten faydaland─▒raca─č─▒m─▒z, sonra da bu y├╝zden kendilerine taraf─▒m─▒zdan ac─▒kl─▒ bir azap dokunacak nice ├╝mmetler olacakt─▒r."

49 - ├Ä┼čte bunlar gayb haberlerindendir. Bunlar─▒ sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan ├Ânce bunlar─▒ ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, ak─▒bet muhakkak muttakilerindir.

50 - ┬d kavmine de karde┼čleri Hud'u g├Ânderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan ba┼čka bir il├óh─▒n─▒z yoktur. Siz sadece iftira edip duruyorsunuz."

51 - "Ey kavmim! Bu i┼č i├žin sizden bir ├╝cret istemiyorum. Benim ecrim ancak beni yaratana aittir. Art─▒k ak─▒llanmayacak m─▒s─▒n─▒z?"

52 - "Ey kavmim! Rabbinizden ma─čfiret isteyin, sonra O'na tevbe edin ki, ├╝zerinize g├Âkten bol bol bereket indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet katarak ├žo─čalts─▒n. Gelin g├╝nahk├ór olarak d├Ân├╝p gitmeyin."

53 - Dediler ki; "Ey Hud! Sen bize a├ž─▒k bir mucize getirmedin. Biz de senin s├Âz├╝nle tanr─▒lar─▒m─▒z─▒ terk etmeyiz. Ve biz sana inanmay─▒z."

54 - "Ancak ┼ču kadar─▒n─▒ diyebiliriz ki; "tanr─▒lar─▒m─▒zdan baz─▒s─▒ seni fena ├žarpm─▒┼č". O da dedi ki; "Allah'─▒ ┼čahit tutuyorum, siz de ┼čahid olun ki ben, Allah'a ko┼čtu─čunuz ortaklardan uza─č─▒m."

55 - "O'ndan ba┼čka her┼čeyden uza─č─▒m, art─▒k hepiniz toplan─▒n bana istedi─činiz tuza─č─▒ kurun, sonra hi├ž bekletmeyin.

56 - "Ben muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a dayanmaktay─▒m. Yery├╝z├╝nde hi├žbir canl─▒ yoktur ki, idaresi ve y├Ânetimi O'nun elinde olmas─▒n. Benim Rabbim, hi├ž ┼č├╝phe yok ki, do─čru yoldad─▒r."

57 - "E─čer, yine de y├╝z ├ževirirseniz, ben size ne ile g├Ânderilmi┼čsem, i┼čte onu tebli─č ettim. Ayr─▒ca Rabbim, sizin yerinize ba┼čka bir kavmi getirir de siz O'na zerrece zarar veremezsiniz. Hi├ž ┼č├╝phesiz O, her┼čeyi koruyup g├Âzetendir.

58 - Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri, taraf─▒m─▒zdan bir rahmet ile kurtard─▒k, ayr─▒ca onlar─▒ ├žok a─č─▒r bir azaptan da kurtard─▒k.

59 - ├Ä┼čte ┬d kavmi buydu. Rablerinin ├óyetlerini bile bile ink├ór ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Ba┼ča ge├žen her zorban─▒n emrine uyup arkas─▒ndan gittiler.

60 - Hem bu d├╝nyada, hem de k─▒yamet g├╝n├╝nde bir l├ónetle izlendiler. Bilin ki, ┬d kavmi, ger├žekten Rablerini ink├ór ettiler. Yine bilin ki, Hud'un kavmi olan ┬d, defolup gittiler.

61 - Semud kavmine de karde┼čleri Salih'i g├Ânderdik. Dedi ki, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan ba┼čka bir tanr─▒n─▒z daha yoktur. Sizi topraktan O meydana getirdi. Sizi orada ├Âm├╝r s├╝rmeye O memur etti. Bu sebepten O'nun ma─čfiretini isteyin, sonra O'na tevbe edin. ┼×├╝phesiz Rabbim yak─▒nd─▒r, dualar─▒n─▒z─▒ kabul eder."

62 - Dediler: "Ey Salih,! Bundan ├Ânce sen bizim i├žimizde ├╝mit beslenir bir zat idin. ┼×imdi bizi babalar─▒m─▒z─▒n tapt─▒klar─▒na tapmaktan m─▒ engelliyorsun? Biz, do─črusunu istersen bizi davet etti─čin ┼čeyden ku┼čkuland─▒ran bir ┼č├╝phe i├žindeyiz."

63 - Salih dedi: "Ey kavmim! E─čer ben Rabbimden a├ž─▒k bir mucize ├╝zerinde isem ve o bana taraf─▒ndan bir rahmet bah┼četmi┼č ise, ben Allah'a isyan etti─čim takdirde beni O'ndan kim kurtarabilir? Demek ki, siz bana zarar vermekten ba┼čka bir ┼čey yapm─▒yorsunuz."

64 - "Ey kavmim! ├Ä┼čte ┼ču, Allah'─▒n di┼či devesi, size bir mucizedir. B─▒rak─▒n onu Allah'─▒n yer y├╝z├╝nde (otlaklar─▒nda) otlas─▒n. Ve ona k├Ât├╝ bir maksatla el s├╝rmeyin, sonra sizi yak─▒n bir azap yakalar."

65 - Derken, o deveyi kestiler. Bunun ├╝zerine Salih dedi ki: "Yurdunuzda ├╝├ž g├╝n daha ya┼čay─▒n. ├Ä┼čte bu, yalan ├ž─▒kmayacak olan kesin bir vaaddir."

66 - Ne zaman ki, azap emrimiz geldi, Salih'i ve beraberindeki iman edenleri, taraf─▒m─▒zdan bir rahmet sayesinde kurtard─▒k, ├╝stelik o g├╝n├╝n peri┼čanl─▒─č─▒ndan da kurtard─▒k. Hi├ž ┼č├╝phesiz Rabbin g├╝├žl├╝d├╝r, mutlak ├╝st├╝nd├╝r.

67 - O zalimleri, korkun├ž bir g├╝r├╝lt├╝ yakalay─▒verdi de olduklar─▒ yerde ├ž├Âk├╝p kald─▒lar.

68 - Sanki orada g├╝zel g├╝zel ya┼čay─▒p durmam─▒┼člard─▒. Bak i┼čte Semud, ger├žekten de Rablerine k├╝fretmi┼člerdi. Bak i┼čte nas─▒l yok olup gittiler.

69 - Andolsun ki, ├Äbrahim'e de el├žilerimiz (melekler) m├╝jde ile geldiler ve "sel├óm" dediler, o da "sel├óm" dedi ve hemen gidip onlara k─▒zart─▒lm─▒┼č bir buza─č─▒ getirdi.

70 - Fakat onlar─▒n o buza─č─▒ya el s├╝rmediklerini g├Âr├╝nce, tuhaf─▒na gitti ve i├žinde onlara kar┼č─▒ bir korku uyand─▒. Onlar da "Korkma, biz Lut'un kavmine g├Ânderildik." dediler.

71 - Îbrahim'in karısı ayakta duruyordu bunun üzerine yüzü güldü. Ona Îshak'ı ve Îshak'ın arkasından da Ya'kub'u müjdeledik.

72 - "Vay ba┼č─▒ma gelene!" dedi, "Ben bir kocakar─▒y─▒m, kocam da ya┼čl─▒ bir adam. Bu ger├žekten ├žok tuhaf bir ┼čey!"

73 - Dediler: "Sen Allah'─▒n emrine mi ┼ča┼č─▒yorsun? Allah'─▒n rahmeti ve berek├ót─▒ ├╝zerinizdedir. Ey ev halk─▒! Muhakkak ki O, hamiddir (├Âv├╝lmeye l├óy─▒kt─▒r), meciddir (c├Âmertli─či boldur)."

74 - ├Äbrahim'den korku iyice ge├žip gidince, bu m├╝jde de kendisine gelince, bizim (meleklerimiz)le Lut kavmi hakk─▒nda tart─▒┼čmaya giri┼čti:

75 - ├ç├╝nk├╝ ├Äbrahim, ├žok yumu┼čak huylu ve ├žok yufka y├╝rekli (yan─▒k kalbli) idi.

76 - Melekler: "Ey ├Äbrahim! Bu konuda bizimle tart─▒┼čmaktan vazge├ž. ├ç├╝nk├╝ Rabbinin emri kesin olarak geldi ve onlara geri ├ževrilmesi m├╝mk├╝n olmayan bir azap gelecektir.

77 - Ne zaman ki, el├žilerimiz Lut'a geldiler, bunlar─▒n geli┼čleri y├╝z├╝nden Lut fenala┼čt─▒, eli aya─č─▒ birbirine dola┼čt─▒ ve "Bu g├╝n ├žetin bir g├╝nd├╝r." dedi.

78 - Daha ├Ânceleri ├žirkin i┼čler yapm─▒┼č olan kavmi har─▒l har─▒l ko┼čup geldiler. Lut onlara: "Ey kavmim! ├Ä┼čte size k─▒zlar─▒m, onlar sizin i├žin daha temizdirler. Gelin Allah'tan korkun, beni misafirlerime rezil r├╝svay etmeyin. ├Ä├žinizde hi├ž akl─▒ ba┼č─▒nda bir adam yok mu?" dedi.

79 - Onlar: "Sen de bilirsin ki, bizim senin k─▒zlar─▒nla bir ilgimiz yoktur. Sen bizim ne istedi─čimizi gayet iyi biliyorsun." dediler.

80 - Lut dedi: "Ne olurdu size kar┼č─▒ bir kuvvetim olsayd─▒, ya da ├žok sarp bir yere s─▒─č─▒nabilseydim."

81 - Melekler dediler: "Ey Lut! ┼×undan emin ol ki, biz Rabbinin el├žileriyiz. Onlar sana asla zarar veremezler. Sen, gecenin bir k─▒sm─▒ olunca ailenle birlikte hemen buradan ├ž─▒k git. ├Ä├žinizden hi├ž kimse geri kalmas─▒n, e┼čin ba┼čka. ├ç├╝nk├╝ ona da onlara gelecek olan musibet gelecektir. Haberin olsun, hel├ók zamanlar─▒ sabah vaktidir. Zaten sabah yak─▒n de─čil mi?"

82 - Ne zaman ki, emrimiz geldi, o ├╝lkenin alt─▒n─▒ ├╝st├╝ne getirdik ve ├╝zerlerine istif edilip pi┼čirilmi┼č ├žamurdan ta┼člar ya─čd─▒rd─▒k.

83 - Bu ta┼člar Rabbinin kat─▒nda damgalanm─▒┼člard─▒. Bunlar zalimlerden uzak ┼čeyler de─čildir.

84 - Medyen'e de karde┼čleri ┼×u'ayb'i g├Ânderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan ba┼čka il├óh─▒n─▒z yoktur. ├ľl├že─či de, teraziyi de eksik tutmay─▒n. Ben sizi hay─▒r (bolluk) i├žinde g├Âr├╝yorum. Bununla beraber yine de sizi ku┼čatacak bir g├╝n├╝n azab─▒ndan korkuyorum."

85 - "Ey kavmim! ├ľl├žerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halk─▒n mal─▒na densizlik etmeyin ve yery├╝z├╝nde fesat├ž─▒l─▒k yaparak fenal─▒k etmeyin."

86 - E─čer m├╝min iseniz, Allah'─▒n hel├ólinden size ihsan etti─či k├ór sizin i├žin daha hay─▒rl─▒d─▒r. Bununla beraber ben sizin ├╝zerinize g├Âzc├╝ de─čilim."

87 - Dediler ki; "Ey ┼×u'ayb, atalar─▒m─▒z─▒n tapt─▒klar─▒n─▒ terketmemizi veya mallar─▒m─▒zda diledi─čimizi yapmaktan vazge├žmemizi sana namaz─▒n m─▒ emrediyor? Oysa ki sen yumu┼čak huylusun ve akl─▒ ba┼č─▒nda bir adams─▒n."

88 - ┼×u'ayb dedi ki: "Ey kavmim! ┼×ayet ben Rabbimden ispat edici bir delil ├╝zerinde bulunuyorsam ve ┼čayet bana, O kendi kat─▒ndan g├╝zel bir r─▒z─▒k ihsan etmi┼čse, s├Âyleyin bakal─▒m ben ne yapmal─▒y─▒m? Ben size kar┼č─▒ ├ž─▒kmakla sizi menetti─čim ┼čeylere kendim d├╝┼čmek istemiyorum. Ben sadece g├╝c├╝m├╝n yetti─či kadar ─▒slah etmeye ├žal─▒┼č─▒yorum. Muvaffakiyetim de ancak Allah'─▒n yard─▒m─▒ ile olacakt─▒r. Ben yaln─▒zca O'na dayand─▒m ve ancak O'na d├Ânece─čim."

89 - "Ey kavmim! Bana kar┼č─▒ gelmeniz sak─▒n sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin veya Salih kavminin ba┼člar─▒na gelen musibetler gibi bir musibete u─čratmas─▒n. Lut kavmi de sizden uzak de─čildir.

90 - Rabbinizden ma─čfiret dileyin, sonra O'na tevbe ile y├Ânelin. ┼×├╝phesiz ki, benim Rabbim ├žok merhametlidir, ├žok sevendir.

91 - Dediler ki: "Ey ┼×u'ayb! Biz senin s├Âylediklerinin ├žo─čundan bir┼čey anlam─▒yoruz. Ayr─▒ca seni i├žimizde ├žok zay─▒f biri olarak g├Âr├╝yoruz. E─čer akrabalar─▒n olmasayd─▒ mutlaka seni recmederdik (ta┼ča tutard─▒k). Senin bize hi├žbir ├╝st├╝nl├╝─č├╝n yoktur."

92 - ┼×u'ayb dedi: "Ey kavmim! Benim akrabalar─▒m size Allah'dan daha m─▒ de─čerli ki, Allah'a s─▒rt ├ževirip, onu unuttunuz? Muhakkak ki, Rabbim b├╝t├╝n yapt─▒klar─▒n─▒z─▒ ├žepe├ževre ku┼čatm─▒┼čt─▒r."

93 - "Ey kavmim! Var g├╝c├╝n├╝zle yapaca─č─▒n─▒z ne varsa yap─▒n! Ben de g├Ârevimi yapmaya devam edece─čim. Peri┼čan edecek azab─▒n kime gelece─čini ve yalanc─▒n─▒n kim oldu─čunu ilerde anlayacaks─▒n─▒z. Bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyece─čim."

94 - Ne zaman ki, emrimiz geldi, ┼×u'ayb ve beraberindeki m├╝minler, taraf─▒m─▒zdan bir rahmet sayesinde kurtuldular. Ve o zalimleri korkun├ž bir g├╝r├╝lt├╝ yakalad─▒ da olduklar─▒ yerde ├ž├Âk├╝p kald─▒lar.

95 - Sanki orada hi├ž g├╝zel g├╝n g├Ârmemi┼člerdi. Dikkat edin, Semud kavmi nas─▒l hel├ók olup gittiyse Medyen de ├Âyle yok olup gitti.

96 - Andolsun Musa'y─▒ da ├óyetlerimizle ve apa├ž─▒k bir belge ile g├Ânderdik.

97 - Firavun'a ve cemaatine. Bunlar Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri hak de─čildir.

98 - K─▒yamet g├╝n├╝, kavminin ├Ân├╝ne d├╝┼čer. Art─▒k o bunlar─▒ ate┼če g├Ât├╝rm├╝┼čt├╝r. O var─▒lan yer, ne k├Ât├╝ bir yerdir.

99 - Hem burada, hem de k─▒yamet g├╝n├╝nde lanetle izlendiler. Onlara verilen bu kar┼č─▒ destek ne fena bir destektir!

100 - ├Ä┼čte bu hel├ók olmu┼č memleketlerin ├Ânemli haberlerindendir. Sana onu k─▒ssa olarak anlat─▒yoruz. Onlardan yerinde duranlar da var, bi├žilenler (yok olup gidenler) de.

101 - Biz onlara zulmetmedik, onlar kendi kendilerine zulmettiler. Allah'─▒ b─▒rak─▒p da tapt─▒klar─▒ tanr─▒lar, Rabbinin emri gelince kendilerine hi├žbir fayda sa─člayamad─▒lar. Hasarlar─▒n─▒ artt─▒rmaktan ba┼čka bir ┼čeye yaramad─▒lar.

102 - ├Ä┼čte Rabbin, zalim memleketleri cezaland─▒rd─▒─č─▒ zaman b├Âyle cezaland─▒r─▒r. ├ç├╝nk├╝ O'nun cezas─▒ ├žok ac─▒, ├žok ├žetindir.

103 - Ahiret azab─▒ndan korkanlar i├žin bunda muhakkak ki, bir ibret vard─▒r. O, ├Âyle bir g├╝nd├╝r ki, b├╝t├╝n insanlar onun i├žin toplanacakt─▒r ve o, ├Âyle bir g├╝nd├╝r ki, mutlaka g├Âr├╝lecektir.

104 - Biz onu sadece belli bir s├╝reye kadar geciktiriyoruz.

105 - O g├╝n gelince Allah'─▒n izni olmadan hi├ž kimse konu┼čamaz. Onlar─▒n kimi bedbaht, kimi de mutludur.

106 - Bedbaht olanlar ate┼čtedirler. Onlar orada ba┼čka t├╝rl├╝ soluyacak, ba┼čka t├╝rl├╝ hayk─▒racaklar.

107 - Onlar orada g├Âkler ve yer durduk├ža duracaklar. Ancak Rabb'inin diledikleri ba┼čka. ├ç├╝nk├╝ Rabbin diledi─čini yapand─▒r.

108 - Mutlu olanlar ise cennettedirler. Orada g├Âkler ve yer durduk├ža duracaklar, ancak Rabbinin diledikleri ba┼čka. (Bu) ard─▒ aras─▒ kesilmeyen bir ihsan olacak.

109 - O halde sak─▒n ┼čunlar─▒n ibadet edi┼člerinden ┼č├╝pheye d├╝┼čme. Daha ├Ânce atalar─▒ nas─▒l ibadet ediyor idiyseler bunlar da ├Âyle ibadet ediyorlar. Biz de kendilerine nasiplerini elbette eksiksiz olarak ├Âderiz.

110 - Andolsun ki, Musa'ya kitab─▒ verdik, yine de onda ihtilafa d├╝┼č├╝ld├╝. E─čer Rabbinden daha ├Ânce verilmi┼č bir karar olmasa idi, elbette haklar─▒nda h├╝k├╝m verilmi┼č bitmi┼čti. Muhakkak ki onlar, bundan ku┼čkulu bir ┼č├╝phe i├žindedirler.

111 - Ger├žekten de onlar─▒n her biri ├Âyle kimselerdir ki, yapt─▒klar─▒n─▒n kar┼č─▒l─▒─č─▒n─▒ Rabbin kendilerine hakkiyle ├Âdeyecektir. ├ç├╝nk├╝ O, onlar─▒n yapt─▒klar─▒ her ┼čeyden haberdard─▒r.

112 - ├Ä┼čte bundan dolay─▒ emrolundu─čun gibi do─čru ol! Beraberindeki tevbe edenler de (do─čru olsunlar). A┼č─▒r─▒ gitmeyin! Muhakkak ki O, b├╝t├╝n yapt─▒klar─▒n─▒z─▒ g├Âr├╝p durmaktad─▒r.

113 - Ve zul├╝m yapanlara yak─▒nl─▒k g├Âstermeyin ki, size de ate┼č dokunmas─▒n. Allah'dan ba┼čka yard─▒mc─▒lar─▒n─▒z da yoktur. Sonra yard─▒m da g├Âremezsiniz.

114 - G├╝nd├╝z├╝n her iki taraf─▒nda ve gecenin sa├žaklar─▒nda (g├╝nd├╝ze yak─▒n olan saatlerinde) namaz k─▒l! Muhakkak ki, iyilik k├Ât├╝l├╝kleri giderir. Bu ise, d├╝┼č├╝nebilenlere bir ├Â─č├╝tt├╝r.

115 - Ve sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını yitirmez.

116 - Sizden ├Ânceki devirlerden bak─▒yye sahipleri (kitap ehli) yery├╝z├╝nde bozgunculuktan vazge├žirmeye ├žal─▒┼čsalard─▒ ne iyi olurdu. Fakat onlar─▒n i├žinden kurtard─▒─č─▒m─▒z pek az kimse bunu yapt─▒. O zulmedenler ise ┼č─▒mart─▒ld─▒klar─▒ refah─▒n pe┼čine d├╝┼čt├╝ler ve hepsi de su├žlu oldular.

117 - Senin Rabbin, halklar─▒ iyi ve ─▒slahat├ž─▒ iken, o memleketleri haks─▒z yere helak edecek de─čildir.

118 - E─čer Rabbin dileseydi elbette b├╝t├╝n insanlar─▒ tek bir ├╝mmet yapard─▒. Halbuki yine de ihtilaf edip duracaklard─▒.

119 - Ancak Rabbinin rahmetle yarl─▒─čad─▒─č─▒ kimseler ba┼čka. Onun i├žindir ki, onlar─▒ yaratt─▒. Ve Rabbinin "Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduraca─č─▒m" s├Âz├╝ b├Âylece tamam oldu.

120 - Peygamberlere ait haberlerden kalbini yat─▒┼čt─▒racak olanlardan her t├╝rl├╝s├╝n├╝ sana k─▒ssa olarak anlat─▒yoruz. Bunda da sana bir hakikat, m├╝minlere de bir ├Â─č├╝t ve ibret gelmi┼čtir.

121 - ├Ämana gelmeyen o k├ófirlere de ki: "Elinizden geleni geri koymay─▒n! Biz de yapaca─č─▒m─▒z─▒ yapaca─č─▒z."

122 - Siz bekleyin g├Âr├╝n, biz de bekleyip g├Ârece─čiz.

123 - G├Âklerin ve yerin gayb─▒n─▒ bilmek yaln─▒zca Allah'a mahsustur. Her i┼č O'na d├Ând├╝r├╝l├╝r. Sen yaln─▒zca O'na ibadet et ve yaln─▒zca O'na dayan. Rabbin yapt─▒klar─▒n─▒z─▒n hi├žbirinden gafil de─čildir.

Share on Facebook! Share on Twitter! StumbleUpon

Makaleler « Elmal─▒l─▒ Muhammed Hamdi Yaz─▒r (T├╝rk├že) »

» 58-M├ťCADELE: » 114-NAS: » 29-ANKEBUT:
» 85-BURUC: » 113-FELAK: » 28-KASAS:
» 57-HAD├ÄD: » 86-TARIK: » 56-VAK├ÄA:
» 55-RAHMAN: » 83-MUTAFF├ÄF├Ä » 111-TEBBET:
» 26-┼×UARA: » 84-├ÄN┼×├ÄKAK: » 112-├ÄHLAS:
» 27-NEML: » 25-FURKAN: » 54-KAMER:
» 82-├ÄNF├ÄTAR: » 110-NASR: » 80-ABESE:
» 108-KEVSER: » 23-M├ť'M├ÄNUN: » 52-TUR:
» 81-TEKV├ÄR: » 109-KAF├ÄRUN: » 24-NUR:
» 53-NECM: » 107-MA'UN: » 22-HAC:
» 51-ZAR├ÄYAT: » 48-FET├ÄH: » 50-KAF:
» 79-NAZ├Ä'AT: » 77-M├ťRSELAT: » 49-HUCURAT:
» 78-NEBE': » 106-KUREY┼×: » 21-ENB├ÄYA:
» 105-F├ÄL: » 20-TAHA: » 76-├ÄNSAN:
» 104-H├ťMEZE: » 19-MERYEM: » 75-KIYAMET:
» 103-ASR: » 18-KEHF: » 47-MUHAMMED:
» 74-M├ťDDESS├ÄR: » 102-TEKAS├ťR: » 17-├ÄSRA:
» 101-KAAR├Ä'A: » 16-NAHL: » 46-AHKAF:
» 73-M├ťZZEMM├ÄL: » 45-CAS├ÄYE: » 43-ZUHRUF:
» 72-C├ÄN: » 100-AD├ÄYAT: » 15-H├ÄCR:
» 44-DUHAN: » 71-NUH: » 99-Z├ÄLZAL:
» 14-├ÄBRAH├ÄM: » 70-MEAR├ÄC: » 98-BEYY├ÄNE:
» 13-RA'D: » 41-FUSS├ÄLET: » 42-┼×URA:
» 40-M├ť'M├ÄN: » 69-HAKKA: » 97-KAD├ÄR:
» 12-YUSUF: » 39-Z├ťMER: » 68-KALEM:
» 96-ALAK: » 11-HUD: » 38-SAD:
» 67-M├ťLK: » 95-T├ÄN: » 10-YUNUS:
» 66-TAHR├ÄM: » 94-├ÄN┼×├ÄRAH: » 9-TEVBE:
» 37-SAFFAT: » 65-TALAK: » 93-DUHA:
» 8-ENFAL: » 36-YAS├ÄN: » 35-FATIR:
» 64-TEđABUN: » 92-LEYL: » 7-ARAF:
» 63-M├ťNAF├ÄKUN: » 91-┼×EMS: » 6-EN'AM:
» 34-SEBE': » 62-CUM'A: » 90-BELED:
» 5-MA├ÄDE: » 33-AHZAB: » 1-FAT├ÄHA:
» 30-RUM: » 59-HA┼×R: » 87-A'LA:
» 2-BAKARA: » 32-SECDE: » 61-SAF:
» 89-FECR: » 4-N├ÄSA: » 60-M├ťMTEH├ÄNE:
» 88-đA┼×├ÄYE: » 3-AL-├Ä ├ÄMRAN: » 31-LOKMAN: