Kullanıcı Adı:  Üye Olacağım
Şifre:  Şifremi Unuttum!
Hatırla?  

13 Jul 2010 HELVA SATAN ÇOCUK

HELVA SATAN ÇOCUK



Bir şeyh vardı. Cömertlikle anılmıştı o yüzden de daima borçluydu. Büyüklerden on binlerce lira borç almış, alemdeki yoksullara harc etmişti. Borçlu birde tekke kurmuş, canını da,malını da tekkesini de Tanrı uğruna feda etmişti. Tanrı, Halile nasıl kumu un etmişse onun da borcunu her taraftan öderdi. Peygamber dedi ki: pazarlarda iki melek daima dua eder.

Ey tanrı sen verenlere ihsan edenlere fazlasıyla ver; nekeslerin malını da telef et! Bilhassa canını bağışlayan, kendisini Tanrıya kurban eden, Îsmail gibi boynunu veren kişiye fazlasıyla ver! Hiç o boyna bıçak işler mi? Şehirler de bu yüzden diridirler, bu yüzden zevk ve sefa içindedirler. Sen kafir gibi yalnız kalıba bakma! Çünkü Tanrı onlara karşılık olarak ebedi ve gamdan, mihnetten, kötülükten emin bir can vermiştir. Borçlu Şeyh, yıllarca bu işte bulundu, vazifesi buymuş gibi halktan borç almakta,halkça vermekteydi

Ölüm gününde ulu bir bey olmak için ölümüne kadar bu çeşit tohumlar ekmekteydi. Şeyhin ömrü sona erip de vücudunda ölüm alametlerini görünce. Borçlular etrafında toplandı. Şeyh, mum gibi kendi kendisine eriyip gidiyordu. Borçluların ümidi kesildi, suratları ekşidi,dertlerine dert katıldı. Şeyh Şu kötü şüpheye düşenlere de bak! Tanının dört yüz dinar altını yok mu ki? dedi.

Bu sırada dışarıdan bir çocuk, birkaç para kazanmak ümidiyle Helva diye bağırdı. Şeyh, hizmetçiye git helvanın hepsini al, Borçlular yesinler de bir müddetçik olsun bana acı, acı bakmasınlar diye başıyla işaret etti. Hizmetçi, helvanın hepsini almak üzere hemen dışarı çıktı. Helvacıya Bu helvanın hepsi kaça? diye sordu.

Çocuk Yarım küsur dinar dedi. Hizmetçi yoo. Sofilerden çok isteme. Sana yarım dinar veriyorum, artık söylenme dedi. Helvayı bir tabağa koydurdu ve tabağı getirip Şeyhin önüne koydu. Sır sahibi Şeyhin esrarına bak! Borçlulara Buyurun, şu mübarek helvayı helalinden bir güzelce yiyin diye işaret etti. Tabak boşalınca, çocuk tabağını aldı. Ey Kamil kişi ,paramı ver dedi. Şeyh dedi ki: parayı nereden bulayım? Ben borçlu bir adamım,aynı zamanda da ölüyorum!

Çocuk, deddinden tabağı yere vurdu, feryat figana başladı. Eleminden hayhayla ağlamaya koyuldu, Keşke iki ayağım da kırılaydı, keşke külhana gideydim de bu tekkenin kapısından geçmez olaydım diyordu. Boğazına düşkün,yemeye alışkın sofiler, köpek gönüllüdürler,fakat kedi gibi yüzlerini yıkarlar, temiz görünürler.

Çocuğun feryadından hırlı, hırsız birçok kişi başına toplandı. Çocuk Ey kötü Şeyh, beni ustam muhakkak öldürür. Eğer yanına eli boş gidersem beni keser, buna razı mısın? diyordu. Borçlular inkara düşüp Şeyhe yüz çevirerek Bu ne oyun ki? Bizim malımızı yedin, Borçlu gidiyorsun. Böyle olduğu halde neden başka bir zulümde daha bulundun? diyorlardı.

Çocuk ikindi namazı vaktine kadar ağladı. Şeyhe gelince gözlerini yummuş, ona hiç bakmıyordu. Bu cefaya bu aykırı işe aldırış etmemekteydi. Ay gibi yüzünü yorganın içine çekmişti. Ezelle hoş, ecelle sevinçli... havas ve avamın kınamasından, dedikodusundan el ayak çekmiş! Can, bir adamın yüzüne gülerse ona halkın ekiş suratlı oluşundan ne zarar. Can birisini öperse felekten ve feleğin hışmından gam yer mi?Mehtaplı gecede ay, simak burcundayken köpeklerden, köpeklerin havlamasından ne korkusu olur?

Köpek vazifesini yerine getirir, ay da ışığını yere döşeyip durur. Herkes kendi işceğizini görür. Su bir çöp için durulduğunu terk etmez. Çöp, çöpçesine su üstünde yürür durur, saf su da bulanmadan akıp gider. Mustafa, gece yarısı ayı ikiye böler; Ebuleheb, kininden saçma sapan söylenir! Îsa ölüyü diriltir; Yahudi hiddetinden sakalını yolar. Köpeğin sesi ayın kulağına girer mi? Hele o ay, Tanrı hası olursa.

Padişah, sabaha kadar musiki alemi yapar, su kenarın da şarap içer, kurbağaların seslerinden haberi bile olmaz. Çocuğun parası, orada bulunanlara Mütesaviyen takdim edilseydi herkese birkaç akça düşerdi, çocuk da parasını alırdı. Fakat Şeyhin himmeti bu cömertliği de bağladı. Bu suretle kimse çocuğa bir şey vermedi. Pirlerin kuvveti, bundan da fazladır.

Îkindi vakti oldu. Hizmetçi, Hatem gibi cömert birisinin verdiği bir tabak altını getirdi. Mal sahibi halli bir kişi,Şeyhin halini biliyordu, ona hediye göndermişti. Tabağın bir köşesinde dört yüz dinar vardı, bir tarafında da kağıda sarılı yarım dinar.

Hizmetçi gelip Şeyhi ağırladı, o misli bulunmaz Şeyhin önüne o tabağı koydu. Tabağın üstünden örtü kaldırılınca halk Şeyhin kerametini gördü. Hepsinden de feryat yüceldi: Ey Şeyhlerin de başı, şahların da bu neydi? Bu ne sır, bu ne sultanlık? Ey sır sahiplerinin efendisi! Biz bilemedik affet; saçma sapan, uluorta hayli söylendik.

Körcesine sopa sallamaktayız, elbette kandilleri kırarız. Sağırlar gibi bir tek söz duymadan kendi aklımızca cevap vermeye kalkıştık, hezeyanlarda bulunduk. Biz Musadan da ibret almadık. O bile Hızırı kınadı da yüzü sarardı. Hem gözü o kadar yüceleri gördüğü gözünün nuru göklere bile nüfuz ettiği halde!

Ey zamanın Musası değirmendeki farenin gözü, ahmaklıktan senin gözünle bahse kalkıştıdediler. Şeyh Bütün o sözleri size helal ettim. Bunun sırır şuydu, ben Tanrı dan bunu diledim. Tanrı da bana doğru yolu gösterdi. O, dinar gerçi az para bir paraydı. Fakat gelmesi çocuğun ağlamasına bağlıydı. Helva satan çocuk ağlamasaydı rahmet denizi coşmazdı dedi. Kardeş, çocuk senin cisim çocuğundur. Îyice bil ki muradına erişmen de ağlamana bağlı. O libası elde etmek istersen cesedindeki göz çocuğunu ağlat.

Bir zahide, çalışıp savaşan bir dostu az ağla ki gözün bozulmasın dedi. Zahit dedi ki: iş iki halden dışarı olamaz. Göz ya o yüzü ya görür, ya görmez. Eğer Tanrı nurunu görürse ne gam? Tanrı visaline erişmek için iki gözden olmak pek değersiz bir şey! Yok eğer Tanrı nurunu, Tanrı ziyasını görmeyecekse böyle kötü gözün kör olması daha iyi Gözden dolayı gam yeme ki Îsa, senindir.

Eğri yürüme de sana iki doğru göz bağışlasın. Ruhunun Îsası senin yanındadır, ondan yardım dile. Çünkü o, yardım etti mi adamakıllı yardım eder. Fakat ey temiz can kemiklerle dolu olan tenle Îsanın gönlüne, saldırma onun gönlünü çiğneme! Doğru kişilere anlattığımız hikayedeki ahmağa benzeme

Îsadan ten diriliği arama, Musadan Firavunluk muradı dileme! Gönlüne geçim kaygısını az koy, sen kapıda oldukça rızkın azalmaz. Bu beden, ruha bir otağdır. Yahut da Nuhun gemisine benzer. Türk sağ oldukça mutlaka kendisine bir otağ bulur, hele Hak kapısının azizi olursa.Www.Muslumanlar.Com
Share on Facebook! Share on Twitter! StumbleUpon

Makaleler « Cilt 2 »

» GEMÎDEKÎ DERVÎŞ » YAHYA PEYGAMBERÎN ÎSA PEYGAMBERE SECDESÎ » HAYAT AACI
» SECCADESÎZ NAMAZ » ÎLK ÖZEL SON DEERLÎDÎR » ÎHTÎYARLIKTAN
» NÎŞANELERÎ OKUMAK » SÜVARÎDEN KORKAN OKÇU » KURU AKIL NEYE YARAR
» ÎBRAHÎM ETHEM'ÎN KERAMETÎ » AYKIRI GÎDÎŞ » KENDÎ AYIBINI GÖREMEYÎNCE
» BÎR AKILLI ARIYORUM » ÎBLÎSTEN DOST OLUR MU? » HASTA HATIRI
» AIZA KAÇAN YILAN » MUSA PEYGAMBER VE ÇOBAN » HÜTHÜD ÎLE BELKIS
» LOKMAN'IN SINAVI » VÎRANEDEKÎ DOAN » NEDEN GECÎKTÎ?
» BÎR BÎLENE SORMALI » ÎSA'DAN TEN DÎRÎLÎÎ ARAMA » LA HAVLE
» CAHÎLÎN SEVGÎSÎ » HELVA SATAN ÇOCUK » EŞŞEK GÎTTÎ
» ÎFLASI SABÎT OLUNCAYA KADAR » ÖLEN MÎ ÖLDÜREN MÎ ? » PADÎŞAHIN ÎKÎ KÖLEYÎ SINAMASI