-
Kadının Örtünmesi Çagimizin Batili kadini
kendisine yabanci olan, mahrem akrabasi
olmayan erkeklerin yaninda en azindan basini,
boynunu, kismen gerdanini, kollarini ve diz
kapagi hizasindan asagiya kadar bacaklarini
açmakta, ayrica sayilan yerlerini güzel
göstermek üzere tedbirler almakta, makyaj
yapmaktadir.
Gelinlik giymek caiz midir? Nikah
merasiminde gelinlik giyilebilir mi? Gelinlik
Tesettüre aykiri düser mi?
İslam Kaynaklarında Örtünme Müslümanlarin
takvimine göre Medine'ye hicretten bu yana on
dört asri geride biraktik. Bu uzun zaman
dilimi içinde müslümanlar Kur'an'i okudular,
Sünnet ve Sîret'in (Hz. Peygamberin
açiklamalari ve uygulamalarinin) da yardimiyla
onu anladilar,
İslamda Tesettürün Temelleri Islam'da
kadinin konumuyla ilgili olarak çagimizda en
çok tartisilan konu, kadinin örtünme
meselesidir. Kur'an'da : "Ey Peygamber!
Hanimlarina, kizlarina ve müminlerin
kadinlarina (bir ihtiyaç için disari
çiktiklari zaman) dis örtülerini üstlerine
almalarini söyle. Onlarin taninmasi ve
incitilmemesi için en elverisli olan budur.
Allah bagislayandir, esirgeyendir."
Kadın ve tesettür Ne zaman Fethi Pasa
Korusu’na gitsem, basörtülü genç kizlar,
yanlarindaki yeni yetme oglanlarla laubali
biçimde fingirdesiyorlar. Bakiyorum, karsimdan
bir bayan geliyor. O da ne? Basini örtmüs,
gerisi açikta. Gülmek geliyor içimden, fakat
üzüntü agir basiyor. Su basörtüsü isi
böylesine sulandirilmamaliydi
ÖRTÜNME Örtünmenin canlilar arasinda
sadece insana has bir özellik oldugu, bazi uç
ve tek tük yönelisler bir yana birakilirsa,
çiplaklik her dönemde vicadan ve sag duyu
tarafindan arsizlik ve haya olarak görülmüstür.
Ancak örtünme konusunda farkli kültür, din,
moda, yabancilasma, dis tesir ve toplumsal
çözünme degisik ölçü ve anlayislar getirmistir.
Örtü emri: Namaz ne kadar farz ise,
tesettür de o kadar farzdir. Zekat ne kadar
Allah'in emri ise, örtünme de o kadar Allah'in
emridir. Oruç ibadeti nasil tüm semavi
seriatlarda varsa, tesettür de tüm semavi
seriatlarda vardir. Ne ki illetleri farklidir.
Namaz içbükey bir talimatken, örtü disbükey
bir talimattir.
ÖRTÜNME FITRÎ BİR OLAYDIR Yukaridaki
ayetlerden çikarilacak önemli bir ders de,
örtünme olayinin fitri bir olay olmasidir. Hz.
Adem ve esinin, çiplak kalir kalmaz herhangi
bir dis etki olmadan, gayri iradi olarak
üstlerini yapraklarla örtmeye çalismalari,
fitratin tezahüründen baska birsey degildir.
ÖRTÜNME GEREK ŞARTTIR FAKAT YETMEZ Örtünün
yukaridaki fonksiyonunu icra edebilmesi için
iki önemli sartin yerine getirilmesi gerekir.
Bunlardan birincisi insanin kendisine, iç
dünyasina dönük olgunlasma süreci, ikincisi
insanin içinde yasadigi ortamin temizligi ve
insan iradesini kuvvetlendirecek özellige
sahip olmasidir.
------------------------------------------------------------------
Ilahi Dinlerde Tesettür
Kadinda Avret Sayilan Organlari
Kadinin Kocasina karsi veya tek basina
tesettürü
Islamda Tesettürün Temelleri
Zinet Iki Kisimdir
Elmali tefsirinde tesettür
İlahi Dinlerde Tesettür
Tesettür, kadın ve erkeğin namazda ve namaz
dışında avret mahallini örtmesi demektir.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Ey Ademoğulları! Size avret yerlerinizi
örtecek bir elbise, bir de giyinip
süsleneceğniz elbise indirdik. Takva elbisesi
ise, o hepsinden daha hayırlıdır. Bu Allah'ın
ayetlerindendir. Ta ki iyice düşünsünler."
(Araf Suresi 26)
"Şeytan Adem ile Havvanın avret yerlerini
açmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki:
Rabbinizin size bu ağaca yaklaşmanızı
yasaklamış olması yalnızca sizin iki melek
olmanız ve ebedi yaşayanlardan bulunmamanız
içindir ve "Gerçekten ben size öğüt
verenlerdenim "diye yemin etti. Böylece onları
aldattı, ağaca tattıkları anda ise avret
yerleri kendilerine beliriverdi ve üstlerine
cennet yapraklarından yamalar örtmeye
başladılar. Rableri seslendi: "Bensizi bu
ağaçtan menetmemişmiydim? Ve şeytanın da size
düşmanınız olduğunu söylememişmiydim?" Dediler
ki "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik,
eğer bizi bağışlamazsan ve bize merhamet
etmezsen gerçekten hüsrana uğrayanlardan
olacağız."
(Araf Suresi20-23)
"Ey Adem Oğulları! şeytan ana ve babanızı,
avret yerlerini kendilerine göstermek için,
elbiselerini soyarak nasıl cennetden
çıkardıysa, sakın size de bir fitne (tuzak)
kurmasın. Çünkü o da, kabilesinden olanlar da
sizi, sizin kendilerini görmeyeceğiniz
yerlerden muhakkak görürler. Biz şeytanları,
iman etmeyenlerin dostları yaptık"
(Araf suresi 27) Allah, Hz.Adem ve Hz.Havva'nın
çıplaklığını örtmüştü, yasağın ihlalinden
sonra ise örtüyü kaldırmış, çıplaklıklarının
utancını gidermede onları kendi çabalarıyla
bırakmıştı. Kur'an'a göre Hz.adem ile Hz.Havva,
örtünme güdüleri ve bu yüzden örtünme
çabalarıyla birlikte yeryüzüne
indirilmişlerdi. İnsanlar yeryüzündeki
görevlerini unutarak dinlerinden saptıkça,
kadının örtünme olgusuda saptırılmıştır.
Yahudiler, tesettürü kadına zulmetme ve
buyurma aracı olarak gördüler. Talmut'a göre,
başına örtü örtmeden sokaklarda dolaşan bir
kadını kocası mehir ödemeden boşama hakkına
sahiptir. Talmut müfessirleri kadının kaburga
kemiğinden yaratıldığı kabulünü olduğu gibi,
onun örtülü oluşunu da mütevazi, alçakbaşlı ve
haddini bilir olması gerekliliğiyle
açıklıyorlardı. Böylece kadının örtünmüşlüğü
bu inanışla ezilmişliği ifade eden bir araç
olmaktan ileri geçmiyordu. Tahrif edilmiş
İncil'de ise, "Kadınların örtünmelerini,
erkeklerin kadınlar karşısındaki üstünlüğünü
ifade etmesiyle açıklamıştır. "Pavlus'a göre,
son derece alımlı bir şey olan kadının uzun
saçı, ona örtülmesi için verilmiştir." (İncil,
Korintoslulara Mektuplar : 39) Bu konudaki
görüşlerini Korintoslular'a yazdığı bir
mektupta açıklayan Pavlus, Tarsus'lu ve yahudi
kökenli bir havaridir. Pavlus'a göre her
erkeğin başı Hz.İsa'yı, bir kadının başı ise
kocasını temsil etmektedir. Bu yüzden, başına
bir şey koyarak ibadet eden erkek ile başına
bir şey koymadan ibadet eden kadın, başlarını
kirletmektedir. "Çünkü böyle bir kadın,
sdaçları kökünden kazınmıi bir kadının ta
kendisidir. bir kadın başını örtmüyorsa,
saçını kestirsin. Ama saçını kısa kestirmek
veya kazıtmak, bir kadın için aynı şekilde
utanç verici bir şeydir. Kadın başını da
örtmelidir. Erkek tanrının kopyesi ve onun
yansımış ışığı olduğu için, başını örtmez. Ama
kadın örtünmeli, çünkü o erkeğin yansımış
ışığıdır. Başlangıçta erkek kadından
yaratılmadı, tersine kadın erkekten yaratıldı.
Kadın, erkek için yaratıldı. Ama, erkek kadın
için yaratılmadı. Kadın bu sebepten de başının
üzerine bir şeyler örtmelidir. Meleklerden
ötürü, onlara karşı koruyucu bir güç olarak ve
şimdi siz kendinizi yargılayın, kadının
örtünmeden tanrıya ibadeti yakışır mı? (İncil,
Korintoslulara Mektuplar : 393) Başörtüsü
Yahudiler için, putperest kadınlarda olmayan
bir ar ve namus simgesi idi. ayrıca, ibadet
ederlerken de başlarının örtülü olmasına
dikkat ediyorlardı. Hatta sabah duasını tallit
denilen, ipek ya da yünden yapılmış kenarları
püsküllü dörtgen biçiminde özel bir kumaş
örtüyü örtme geleneği Yahudiler de devam
etmektedir. Baş örtüsü Hristiyan kadınlar
arasında yaygındı. Başörtüsünün dindar
Hristiyanlar için taşıdığı anlam, Hristiyan
bilgini, Tetulinin kadınlarrın başlarını
örtmeye çağrısında tanımını bulmaktadır.
"Bakire yalvarırım başını bir örtüyle ört!
İffetli edep silahına sarıl, etrafını hicab
duvarıyla çevir, cinsiyetine ne kendi
bakışlarının, ne de glip geçen bakışlarının
sızmayacağı bir duvar ör, kadınlara ait bu
giysiyi bakireliğini korumak için taşı.
Hristiyan toplumlarda başörtüsü, asırlar boyu
kadının evli olduğunu gösteren işaretti. Evli
olan bir kadının başı şöyle örtülürdü: saçını
içine toplamış olduğu ağın üzerine, yüzünü de
kapatan bir baş örtüsü örter, bu baş örtüsü
kalçaya kadar iner, bazen önden açık bırakılır
veya çene altında bir iğne ile tutturulurdu.
Faydalanılan Eserler:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
Kadında Avret Sayılan Organları
Cinsel organ ve çevresi, büyük abdest mahalli
ve çevresi, iki popo, iki oyluk (dizler
oyluklara dahildir), göbek ile kasık arası,
iki kulak, iki meme, topuklar dahil olmak
üzere iki ayak bileği, dirseklerle beraber iki
pazu, dirseklerle bileğe kadar olan iki kol,
gerdan, baş, saç, boyun, omuzlar.
Bu sayılan organlardan her biri, ayrı organ
kabul edildiğinden bunlardan birinin dörtte
biri, üç tesbih miktarı yani rükun veya secde
yapılacak kadar açılırsa namaz bozulur.
Kaynak:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
Kadının Kocasına karşı veya tek başına
tesettürü
Erkek, hanımın bütün vücuduna bakabilir. Meşru
suretle ondan yararlanabiir.
İkinci bir görüşe göre bu caiz değildir. çünkü
Resulullahın sünnetini Hz.aişe şöyle anlatır:
"Ben Resulullahın avret mahallini asla
görmedim"
Allah Resulü:
"Çıplak olmaktan sakınınız, zira yanınızda
kişinin helada bulunduğu ve hanımıyla cinsel
ilişkide bulunduğu zamanın dışında sizden hiç
ayrılmayanlar var."
Takva ve azimet açısından ikinci görüş daha
uygundur. Kurtubi birinci görüş daha sahihtir
der.
Hanımın tek başına evde bulunduğu zaman
göbekle diz kapağı arasını örtmek gerekir.
anacak her an birisi gelecek diye temkinli
olması gerekir. Ayrıca insanın yanından
ayrılmayan melekler vardır. Bunlar avret yerin
açılmasından eziyet duyarlar.
Kaynakça:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf Pehlivan
İslamda Tesettürün Temelleri
İslam'da kadının konumuyla ilgili olarak
çağımızda en çok tartışılan konu, kadının
örtünme meselesidir. Kur'an'da :
"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve
müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için
dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini
üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması
ve incitilmemesi için en elverişli olan budur.
Allah bağışlayandır, esirgeyendir."
(Ahzab: 59),
"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini
korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler.
Görünen kısımları müstesna olmak üzere,
zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini,
yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.
Kocaları, babaları, kocalarının babaları,
kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek
kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız
kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin
kadınlar), ellerinin altında bulunanlar
(köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına
şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler,
yahut henüzkadınların gizli kadınlık
hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan
başkasına zinetlerini göstermesinler.
Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye
ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri
üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey
müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki
kurtuluşa eresiniz."
(Nur: 31)
Gerek bu ve gerek benzeri ayetler ifade tarz
ve üslubu gerekse Hz.Peygamber zamanında
uygulamalar, kadınların örtünmesinin, tavsiye
kabilinden veya örf-adete veya sosyalkültürel
şartlara bağlı ahlaki çerçevede bir hüküm
olmaktan öte dini ve bağlayıcı bir hüküm
olduğunu göstermektedir. Çağımıza kadar bütün
İslam bilginlerinin anlayışı ve asırlar boyu
İslam ümmetinin uygulaması da bu yönde
olmuştur.
Örtünme konusunda kadınlara ağır bir
sorumluluk yüklendiği ortadadır. Bu kadını
koruma, yüceltme ve ona toplumda saygın bir
yer kazandırma çabasının bir parçası olarak
değerlendirilmelidir. Utanma ve örtünme,
canlılar içinde sadece insana has bir
özelliktir.
İslam bilginlerinde ortak görüş, kadınların
el, yüz ve ayak hariç örtünmeleri gerektiği
üzerinde ağırlık kazanmıştır. Ancak örtünmenin
renk, üslup ve şeklinin toplumların gelenek,
zevk ve imkanları ile bağlantılı olacağı, bu
sebeple de bölge ve devirlere göre farklılık
gösterebileceği açıktır.
Cahiliyet devrinde Arap kadınlarının iki adeti
vardı : Başörtülerini başlarına örtüp iki
omuzları arasında arkaya doğru sarkıtarak
boyunlarını tamamen, göğüslerininde bir
kısmını açık bırakırlardı. Süslendikten sonra
evlerinden çıkıp yabancı ereklerle karışık
gezip otururlardı. İslam'dan sonra, Medine'de
hicab ayeti gelene kadar bu iki adet devam
etti. Hz.Aişe hicab ayet-i geldikten sonra
müslüman hanımların durumunu şöyle anlatır:
"Vallahi ben Allah'ın kitabını tasdik, Onun
indirdiğine iman açısından ensar kadınlarından
daha faziletlisini görmedim. Nur suresinin
örtünme ayeti gelince erkekleri kendilerine
varıp Allah'ın indirdiği ayetleri okumaya
başladılar. Hanımların hepisi Allah'ın emrine
uyarak yünden ve pamuktan yapılmış örtülerine
büründüler, Resulullah'ın arkasında sabah
namazı kılmaya geldiler."
Hicab ve tesettür ayetleri geldikten sonra iki
çeşit tesettür farz kılındı. Erginlik çağına
girdiği andan itibaren her kadının bütün
vücudunu örtmesi, mahremlerin dışında hiç
kimseye göstermemesi Meşru bir ihtiyaç
olmadıkça evlerinden dışarı çıkıp namahrem
erkeklerle karışık dolaşıp oturmak Bu konuda
haremlik-selamlık müessesini İslam
getirmiştir. Faydalanılan Eserler:
1) İlmihal, Türkiye Diyanet Vakfı İslami
Araştırmalar Merkezi
2) Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
Zinet İki Kısımdır
Güzellik, boy-pos, cilt, çehre, kaş, göz, gibi
esas yartılışta olan fiziki güzellik. Takılar,
gerdanlık,bilezik, tac, kına, sürme ve bütün
suni güzelliklerdir. Bu tip zinetlerin
mahremlerin göstermek caizdir. Şehvetten emin
olmak şartıyla Kur'an-ı Kerim'de tesbit edilen
mahremlere gösterilmesi caiz olan zinetler;
kol, pazu, bacak, baş, saç, yüz, kulak, boyun.
Bunların dışındakilerini göstermek helal
olmaz. Caizdir demek de mutlaka açılacak
manasına gelmez. Örtmek takva ve azimettir,
açmak ise ruhsattır. Hanımların, bulaşık,
çamaşır, yemek gibi hizmetleri esnasında
sayılan organlarını açmalarına ancak ruhsat
verilmiştir.
Faydalanılan Eserler:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
ELMALI TEFSIRINDE TESETTÜR
"Mümin kadinlara da söyle: Gözlerini (harama
bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini
esirgesinler. Görünen kisimlari müstesna olmak
üzere, zinetlerini teshir etmesinler. Bas
örtülerini, yakalarinin üzerine (kadar)
örtsünler. Kocalari, babalari, kocalarinin
babalari, kendi ogullari, kocalarinin ogullari,
erkek kardesleri, erkek kardeslerinin ogullari,
kiz kardeslerinin ogullari, kendi kadinlari
(mümin kadinlar), ellerinin altinda bulunan
(köleleri), erkeklerden, kadina ihtiyaci
kalmamis (cinsî güçten düsmüs) hizmetçiler,
yahut henüz kadinlarin gizli kadinlik
hususiyetlerinin farkinda olmayan çocuklardan
baskasina zinetlerini göstermesinler.
Gizlemekte olduklari zinetleri anlasilsin
diye, ayaklarini yere vurmasinlar. Ey
müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki,
kurtulusa eresiniz." (Nur Suresi 31)
Müslümanlar, simdi de kadinlar hakkindaki su
emre dikkat etsinler.
Müminelere de, yani mümin kadinlara da söyle:
Gözlerini indirsinler, helal olmayan erkeklere
bakmaktan sakinsinlar, zira bakmak, zinanin
postacisidir, derler. Ve avret yerlerini
korusunlar, tamamiyle örtüp, zinadan
korunsunlar. Ve zinetlerini teshir etmesinler.
Kadinin zineti denince örfte, taç küpe,
gerdanlik, bilezik ve benzeri takilar, sürme,
kina ve benzerleri ve elbise süsleri gibi
seyler akla geliverir.
A'râf Sûresi'nde :
"Ey Adem ogullari! Her mescide gidisinizde
zinetli elbiseler giyin"
(A'râf, 7/31) âyetinde zinetin elbise demek
oldugu da geçmisti.
O halde bu zinetleri açmak bile yasaklanmis
olunca, bunlarin mahalli olan vücudu açmak
öncelikle yasaklanmis olur. Yani vücudlarini
açmak söyle dursun, üzerlerindeki zinetleri
bile açmasinlar.
Bununla birlikte bir kisim âlimler, burada
zinetten maksadin, zinetin takildigi,
kullanildigi yer oldugu fikrini kabul
etmislerdir ki, yüz, sürme ve allik yeri; bas,
taç yeri; saç, örgü ve büklüm yeri; kulaklar,
küpe yeri; boyun ve gögüs, gerdanlik yeri; el,
yüzük ve kina yeri; bilekler, bilezik yeri;
pazular, pazubent yeri; baldirlar; halhal
yeri; ayaklar da, eller gibi kina yeridir.
Bunlardan baska vücudun kisimlari da aslinda
açilmaz. Bu âlimlerden bazilari muzaafin hazfi
veya zikr-i hâl, irade-i mahal ile "ziynet
yeri" takdirinde bir mecaz gözetmistir. Buna
delil olarak da, kadinin vücudundan ayri
oldugu zaman o zinetlere normal olarak bakmak
ve alip satmak ittifakla caiz ve mübah
oldugunu ifade ve kabul etmislerdir.
Bazilari da yine bu delil ile, kadinin asil
zineti, vücudunun güzel yaratilisi, zinet
yapmaktan gaye de vücudun süslenmesi oldugunu
kabul ederek bu zinetten maksadin, yalniz
vücut oldugunu kabul etmisler ve kadinlarin
birçogu yapmacik zinetten uzak bulunmakla
zaten zinetli olduklari halde yaratilis
zinetinin zaten hepsinde bulunmasi ve her
kadin bedeninin özünde bir zinet olmasi hükmün
genelligi hakkini yerine getirme noktasindan
bu tahsisin bir destekleyicisi oldugunu
söylemisler ve buna göre su mânâyi
vermislerdir: Kadinlar yaratilistan zinetleri
demek olan vücudlarinin hiçbir tarafini
açmasinlar.
Dogrusu, dogal olan güzelliklere, zinet
denilmekten çok "cemal" denilmesi daha yaygin
ve zinet tabiri yapma seylerle süslenen
takilarda meshur ise de "Kadinlardan,
ogullardan, yigin yigin biriktirilmis altin ve
gümüsten... asiri sevgi ile baglanilan bu gibi
seyler insanlar için bezenip süslendi" (Âl-i
Imrân, 3/14) âyetinin delaletiyle zinet
kavraminin yaratilistan olana da sonradan
yapmaya da sâmil oldugunda süpheye yer yoktur.
Zinet ve güzelligin hakki da meydana
çikarilmasini kendi sahiplerine tahsis edip
baskalarindan gizlenmektir.
Ancak görünen kisimlari müstesna, O
zinetlerden disa gelen örtülse bile görünmesi
dogal olani, bu hükümden müstesna ve baska bir
hükme tabidir ki, bunlar örtünün dis tarafiyla
el ve yüz zinetleridir. Çünkü örtünün kendisi
de kadinin bir zinetidir. Tabiîdir ki, bunun
disi görünecektir. El ve yüzün de,
namazda görünmesi adettir. Ebu Davud'un
Müsned'inde rivayet edildigi üzere,
Peygamber (s.a.v) Hz. Esma'ya
"Ya Esma, kadin bülûga erince ondan
görülebilecek olan ancak sudur." buyurmus ve
kendi mübarek yüzüne ve avuç içlerine isaret
etmislerdir. Is yaparken, gerekli esyayi
tutarken ve hatta örtecegini örterken bile
elin açilmasi gerekli oldugu gibi, zarurî olan
bakma ve nefes alma sebebiyle yüzün digerleri
gibi örtülmesinde zorluk vardir. Bir de
sahitlikte, mahkemede, bir de nikahta yüzün
açilmasina ihtiyaç vardir. Bundan dolayi
zaruretler kendi miktarinca takdir olunmak
üzere bunlarin açilmasinda sakinca yoktur.
Fakat bunlardan geriye kalanlarinin açilmasi,
görülmesi, bakilmasi haramdir ve nâmahremden
örtülmesi gerektir.
Buyuruluyor ki ve bas örtülerini yakalarinin
üzerine vursunlar, baslarini, saçlarini,
kulaklarini, boyunlarini, gerdanlarini,
gögüslerini açik tutmayip bu sekilde simsiki
örtünsünler ve o halde bu emri yerine
getirebilecek bas örtüsü kullansinlar.
Tefsircilerin nakline göre cahiliye kadinlari
da hiç bas örtüsü kullanmaz degillerdi. Fakat
yalniz enselerine baglar veya arkalarina
birakirlar, yakalari önden açilir, gerdanlari
ve gerdanliklari açiga çikardi, zinetleri
görünürdü. Demek ki, son zamanlarda asrîlik
sayilan açik saçiklik böyle eski bir cahiliye
âdeti idi. Islâm böyle açikligi yasaklayip bas
örtülerinin yakalar üzerine örtülmesini emir
ile tesettürü farz kilmistir.
Görülüyor ki,
Bu emirde tesettürün yalniz vacib olusu degil,
özel bir sekli de gösterilmistir ki, kadin
edeb ve temizliginin en güzel ifadesi budur.
Bu emir ev içinde veya disinda diye
kayitlanmamistir. Bu bakimdan mutlaktir.
Ancak görünen istisna edildigi gibi, gizlenen
zinetlere bakmanin helal olanlari da istisna
ile bu tesettürün, yani örtünmenin vacib
olusunun, nâmahreme karsi oldugunu anlatmak
için bu vücubun kuvvetini ve önemini göstermek
üzere bir daha tekid ile buyurulmustur ki,
öyle örtsünler ve zinetlerini açmasinlar, açik
birakmasinlar ancak kocalarina veya kendi
atalarina, yani babalarina, dedelerine ki amca
ile dayi da nikah düsmeyeceginden bunlara
dahildir veya kocalarinin atalarina veya kendi
ogullarina veya kocalarinin ogullarina veya
kendi erkek kardeslerine veya erkek
kardeslerinin ogullarina veya kiz
kardeslerinin ogullarina veya kendi
kadinlarina; müminlerin kadinlari, yani
müslüman kadinlar veya hizmet veya
sohbetlerinde özel yeri bulunan kadinlardir.
Demek ki, özelligini bilip tanimadiklari
yabanci kadinlara da açilmalari caiz
olmayacaktir. Önceki müfessirlerin çogunlugu
demislerdir ki; müminlerin kendi kadinlari
demek, kendi dinlerinde olan müslüman kadinlar
demektir. Bundan dolayi müslüman kadinlari
müslüman olmayan kadinlara açilmamalidirlar.
Fakat bazilari da bunu istihsane hamlederek
müminlerin kadinlari, hizmet veya
sohbetlerinde bulunan gerek müslüman, gerek
müslüman olmayan kadin cinsi demek oldugunu
söylemistir ki, Fahreddin Râzî buna "mezhep
budur" demistir. Önceki daha ihtiyatli, bu ise
daha uygundur.
Veya ellerinin altinda malik olduklari
cariyelerine veya erkeklerden irbe sahibi
olmayan hizmetçilere, yani kadina ihtiyaç
duymaz olmus, sehveti kalmamis salihlerden
ihtiyarlar veya bunaklar veya kadin isini
bilmez, yalniz yemeklerinin fazlasindan yemek
için sunun bunun arkasina takilir miskinler
güruhu veyahut erkekligi yok, yaratilistan
iktidarsiz usaklar; bunda hadim edilmis ve
mecbûbün, yani erkeklik uzvu kesilmis
olanlarin da dahil olacagini zannedenler olmus
ise de, Kessâf Tefsiri'nde ve Ebu Hayyan'da
zikredildigi üzere Imam-i Azam Ebu Hanife
Hazretlerine göre bunlari istihdam etmek,
tutmak, alip satmak helal olmaz. Bunlari
tutmak selefin hiçbirinden rivayet edilmis
degildir. Çünkü bunda hadim etme gibi bir
kötülüge düsmeye tesvik vardir. Halbuki hadim
etmek haramdir.
Veya henüz kadinlarin gizli kadinlik
hususiyetlerinin farkinda olmayan çocuklardan
baskasina.
Buraya kadar zikredilen on iki istisnaya da
bir dereceye kadar zinetlerini açabilirler.
BIRINCISI: Kocalar için vücutlarinin tamamina
bakmak helaldir. Çünkü zinetten kasit onlardir.
IKINCISI: Zikredilen mahremlerine bilinen
zinet yerlerinden yüz, el ve ayaklarla, is ve
hizmet aninda açilan basini, saçini,
kulaklarini, boynunu, kollarini ve inciklerini
açabilir. Onlarin da bunlara bakmalari
helaldir. çünkü yakinliklarindan dolayi
birarada bulunmalari gerekir. Ve fitne
düsünülemez. Fakat karnini ve sirtini
göstermek caiz degil, arsizliktir.
ÜÇÜNCÜSÜ: Erkegin erkege karsi oldugu gibi
kadinin kadina karsi avreti de göbekten dize
kadardir. Geri kalan kismina bakmasi caizdir.
DÖRDÜNCÜSÜ: Erkeklerden kadina ihtiyaci
kalmamis, cinsi güçten düsmüs hizmetkârlarin,
etkilenmemek ve fitne düsünülmemek itibariyle
bakmalari, mahrem olanlarin bakmasina benzer.
BESINCISI: Çocuklar mükellef degildir. Ancak
anlayis ve idraklerine göre edeb ve terbiye
ögretilmesi gerekir.
ALTINCISI: Bu örtünme emri, esir cariyeler
hakkinda degil, hür olan müslüman hanimlar
hakkindadir.
Iste böyle hür kadinlarin, bu istisna edilmis
kimselerden baskasina zinetlerini
göstermemeleri, kendi iffet ve korunmalari ve
güzel geçimleri noktasindan gayet önemli
oldugu gibi, yabanci erkekleri etkilememek,
günaha sokmamak, edeb ve iffet telkin etmek
noktasindan da çok önemli oldugundan,
özellikle bu noktayi da düsündürmek ve
tesettür emrinin kuvvet ve sumülünü bir daha
hatirlatmak üzere, yürüyüs tavirlarinin bile
düzeltilmesi için buyuruluyor ki: gizlemekte
olduklari zinetleri anlasilsin diye ayaklarini
yere vurmasinlar, yani bastan ayaga
örtündükten sonra yürürken de edeb ve vakar
ile yürüsünler. Örtüp gizledikleri sunî veya
dogal ziynetler bilinsin diye, bacak oynatip
ayak çalmasinlar, çapkin yürüyüsle dikkat
nazarlari çekmesinler; çünkü erkekleri tahrik
eder, süphe uyandirir. Fakat unutulmamasi
gerekir ki, kadinin bu konuda basarisi daha
önce erkeklerin iffeti ve görevlerine dikkati
ve toplumda olanlarin gayreti ve özeni ile
mütenasip, bunlar da Allah'in yardimi ile
ayakta durabilir. Onun için bu noktada
Resulullah (s.a.v) den bütün müslümanlara
hitap ve erkekleri zikredip kadinlari da içine
alacak bir sekilde
buyuruluyor ki:
Ve ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe
ediniz ki kurtulusa eresiniz. Demek ki bozuk
bir toplulukta kurtulus ümid olunmaz, toplumun
bozuklugu da kadinlardan önce erkeklerin kusur
ve hatalarindandir. Bundan dolayi basta
erkekler olmak üzere erkek disi bütün müminler
imana yaramayan ve cahiliyyet izleri olan
kusur ve hatalarindan tevbe ile Allah'a dönüp
Allah'in yardimina siginip emirlerine özen ve
dikkat göstermelidirler ki, topluca kurtulusa
erebilsinler. O halde herkesin kurtulusu
bakimindan is
sahipleri ve ilgili sahislar su emirlere de
özen göstermelidir.
|