Kullanıcı Adı:  Üye Olacağım
Şifre:  Şifremi Unuttum!
Hatırla?  

12 Jul 2012 Asker-Lik Yapmanın Önemi

Üstad-a Göre Askerliğin Önemi Ve Asker-Lik Yapmanın En Güzel Yanları



Rabbim Bizlerede Üstad-Imız Gibi Tertemiz Musluman Olup Vatan,Millet,Bayrak Ve Allah[cc] Sevgisini Îhsan Eyle Amin.

Mutlak ve genel anlamda askeriyeyi, temsil ettiği hakikat itibariyle mazi ruhu veya şuuru ya da millet ruhu veya millet şuuru diye adlandırabiliriz.

Yıllardan beri artık sabitleşen, adeta şuur altı müktesabatım haline gelen düşüncelerim içinde "medrese-tekye-kışla" sacayağının -ki bir milleti millet yapan dinamiklerin hepsini içine alır bu üçgen- önemli bir parçası olan askeriye, yeri başka bir şeyle dolmayan/doldurulamayan bir konuma ve role sahiptir.

Bunu alternatifi olmayan bir kurum şeklinde de ele alabilirsiniz. Evet, nasıl bir dönemler tekye Îslam’ın ruh ve gönül hayatını temsil ve tedris etmiş ve medrese, pozitif ve dinî ilimleri sırtlanmışsa, kışla da, iç dünyada disiplin, dış dünyada da açılım ve her türlü tehlikeye karşı devleti, milleti, millî ruh ve düşünceyi muhafaza etme vazifesini üstlenmiştir.

Kışlanın asırlar boyu yapageldiği bu hizmetler onu milletin karakteri ile bütünleştirmiştir. Zaten başka türlüsü de düşünülemezdi; zira o bu milletin bağrından çıkan bir kurumdu.

Îşte bu düşünceler bana yıllar önce sizin soruda işaret ettiğiniz cümleyi söyletmişti: "Askerlik mesleği, millî seciyemizin önemli bir rüknüdür."

O günden bugüne söz konusu düşüncemi değiştirmeme neden olacak hiçbir şey olmadı; dolayısıyla şimdi de farklı düşünmüyorum.

Bakın, bu millet tarihte çeşitli devletler kurarken onu adeta bir orta direk yapmış, devletini, devlet düşüncesini, devlet sistemini onun etrafında kurmuştur.

Kışla, kendisini temsil edenlerin adil olduğu dönemlerde sadece iç dünyaya değil, dış dünyaya da hatta o günün şartları hesaba alınarak ifade edilecek olursa bütün dünyaya adalet dağıtmış, devletler muvazenesinde adaletin yegane temsilcisi olmuştur.

Îşte bu durum millî kabulün zeminini oluşturmuş ve kışla-millet bütünleşmesi gerçekleşmiştir. Bugün birileri şu ya da bu sebeple kışladan, kışla düşüncesinden kaçıyorsa söz konusu millî kabulün ve milli şuurun farkında değiller.

Veya şöyle de diyebilirsiniz; genlerinin yani militarist bir geçmişten geldiklerinin farkında değiller. Bugün yüzümüzü ak, alnımızı açık eden şanlı tarihimizin, askerlerin omuzlarında bayraklaştığını unutmuşlar.

Şahsen ben onların bu kaçışlarını gafletlerine veriyorum. Bunu kendi millî kimliğinden, millî şuurundan kaçma seklinde değerlendiriyorum.

Burada bana, "her şey güllük gülistanlık mı, hiç menfiler ve menfilikler yok mu?" diyebilirsiniz. Uzak ve yakın geçmişimize ait bir sürü örneği de peşi peşine sıralayıp yukarıdaki düşüncelerimden dolayı beni sorgulayabilirsiniz.

Ama ben bu çerçeveye girecek örnekleri özel anlamda ele almanın gerekliliğine inanıyorum. Parçalardaki yanlışlıkların bütüne ve genele mal edilmesini doğru bulmuyorum.

Toptancılık anlayışına karşıyım sizin anlayacağınız. Çünkü her kurumda, her zaman genel yapıyı, genel gidişatı zorlayan, genelin aksine kendine bir yön belirleyen ve dolayısıyla ferdî düşünen, ferdî hareket eden insanlar çıkmıştır, şimdi de çıkıyordur, gelecekte de çıkacaktır.

Fakat bunlar bu milletin bağrından çıkmış bir kurum hakkında genel ve menfi bir hükme varmayı haklı kılmaz. Zira birbirinden ayrı meseleler bunlar.

Şimdi Askere Çağrılsam Seve Seve Giderim.!!

Fıtratım itibarıyla bende bazı şeylere karşı hassasiyet çok fazladır. Yaratılışımdan kaynaklanan bu duyarlılığımdan dolayı baskıya ve tahakküme hiç tahammülüm yoktur mesela.

Aslında böylesi bir fıtratın askeriyenin genel geçer kaideleri ile kolayca uyum sağlaması oldukça zordur. Çünkü askeriyenin niçinini, nedenini ve hikmetini kavraması zor, yer yer imkansız kaide ve uygulamaları vardır.

Sözü geçen kaideleri aklî ve mantıkî ölçülerde bir yere oturtmak ancak bilge kişilerin veya askerî alanda uzman olanların işidir. Îsterseniz bunu halk arasında söylenen mesel ile izah edelim:

Şeytanın aklı her şeye erdiği halde askerliğe bir türlü ermemiş. Anlayamamış, kavrayamamış onu. Dolayısıyla âteşîn bir fıtratın, hayatının en delikanlı döneminde bu yapı ile uyum sağlaması çok zordur.

Bunlara, yirmi yaşında bir genç de olsa sahip olduğu inanç; inanç ağırlıklı o güne kadar almış olduğu eğitim ve öğretim; akıl, mantık ve hikmet telakkisi ve hepsinin ötesinde hayat felsefesi ve yaşama şeklini ilave ederseniz bu gencin askeriye ile ortak paydası neredeyse yok denecek kadar azdır.

Ama bütün bu gerçeklere rağmen ben askerlik sürem içinde hiçbir şeye itiraz etmedim, hiç şikayette bulunmadım. Zor gelmedi diyemem ama hiç yılmadım, küsmedim, darılmadım.

Bir vaaz sonrası komutanım terhisime bir ay kala beni yanına çağırdı ve "Seni terhis ediyorum" dedi; dedi ama ben sevindiğimi hatırlamıyorum.

27 Mayıs sonrasının o çok sıkıntılı dönemlerine rast gelmişti askerlik zamanım. Şiddet, hiddet, öfke... ne ararsan var. Komuta kademelerinde el değiştirmeler oluyor. Mamak’ta iken farkında olmadan Talat Aydemir’in askeri oluyorsunuz. Yedek subay okulu radyo evini teslim almak için harekete geçiyor.

Harp okulu bir yönüyle yedek subay okulu ile müşterek hareket ediyor. Karda-kışta günlerce nöbet bekliyorsunuz. Bazı subaylar muhalif subayları teslim alıyor.

Üzerinizde uçaklar uçuyor, hem de bombardıman niyetiyle. Eğer teslim olmazsak bombardıman yapacaklar. Tüfeklerinizin mekanizmalarını alıyorlar. Hasılı sıkıntı üzerine sıkıntı.

Bütün bunlara rağmen ben asker ocağından şikayette bulunmadım. Aksine orayı adeta bir laboratuvar gibi gördüm. Her gün farklı yerler keşfettim, farklı dünyalara açıldım, farklı insanlar tanıdım. Ben o kudsi ocakta öğrendiğim şeyleri, elde ettiğim tecrübeyi ne ailede ne okulda öğrenemezdim.

Sokakta öğrenmem zaten imkansızdı. Ama kışlada insan ister istemez bir kalıba giriyor.

Umumi bir yerde, bir çok insanla beraber kalıyorsunuz. Yüzde yüz düşüncenize ters, anlayışınıza ters insanlarla birlikte oluyorsunuz. Dinleneceğiniz zaman birileri kalkıp bağırıp-çağırıyor, hopluyor-zıplıyor.

Aslında bütün bunlar insanı rahatsız edici faktörler. Fakat ben o günden bugüne rahatsızlık izi bırakmış hiçbir şey hatırlamıyorum, sanki güllük-gülistanlık bir yerde yaşamışım gibi...

Îşte onun için demiştim "Şimdi askere çağrılsam seve seve giderim" diye. Yine de diyorum: altmış altı yaşıma basıyorum, bugün çağırsalar koşa koşa giderim asker ocağına.

Sadece bir ricada bulunurum; o da şu: "Kalbimin üç damarı tıkalı. Onu zorlayacak emirler vermeyin. Marş-marş demeyin mesela. Yat-kalk diyerek yormayın. Ama 25 kişilik koğuşlarda, ranzalarda yatmaya gelince seve seve.

Bin kişinin yemek yediği gürültülü yemekhanelerde yemek yemeye âmenna." Ruh hâletim benim bu ve bunu ifade etmeyi kendi hesabıma bir borç biliyorum.

Bu düşüncelerimi dile getirmemin sebebi merak edilebilir. Bazen insanın içinde bulunduğu konum bazı şeyleri söylemeye mecbur ediyor: Bu inancını, bakış açını, düşüncelerini, yorumlarını söylemelisin diyor.

Eğer senin gözünün içine bakan dünya kadar insan varsa, sana göre tavır alacaklarsa düşüncelerini kendine saklamanın ne anlamı olabilir ki? Onun için kutsal bildiğim bir müessese hakkındaki düşüncelerimi ifade etmem yadırganmamalı.

Askere giderken hacca, umreye gidiyor gibi gidilmeli. Tıpkı Osmanlılar gibi. Bazı dönemlerde Osmanlılar umreye de hacca da gitmemişler; gitmemişler zira Îslam Aleminin karakolculuğunu yapmışlar.

Bir çok mütefekkir; "Alem-i Îslam’ın şimalinde Türk milleti olmasaydı bugün yeryüzünde Îslam olmazdı." diyor.

Yeri gelmişken istidradî bir düşüncemi arzedeyim; bedelli askerlik peşinde olmayı -halk tabiriyle- askerlikten kaytarma olarak yorumluyorum. Şu kadar var ki devlet bir taraftan ekonomik sıkıntılarını aşmak, bir taraftan ihtiyaç fazlası gençleri eritmek düşüncesi ile bedelli askerliğe evet diyorsa ona bir şey demem, bunlar devlete ait işlerdir, karışmam.

Fakat gençlerimizin bedelli peşinde koşmasını istiskal ediyorum, içimde bu düşünceye ve böyle düşünenlere karşı rahatsızlık duyuyorum. Bizim zamanımızda en az iki seneydi askerlik. Ve biz arımızla, namusumuzla o iki seneyi doya doya yudumluyorduk. Bundan kaçmamak lazım.

Askerlikten kaçmak ruhta dalâlete işaret eder. Önceden belirttiğim gibi bu durum milli şuurun, milli ruhun farkında olunmadığını, bu milletin üç temel unsurundan birinin hafife alındığını gösterir. Bu benim felsefem. Îster kabul edin, ister etmeyin.

Yurt Dışına Asker Gönderme

Irak’a asker gönderme meselesine gelince. Bunlar sivil irade ile askerlerin birlikte oturup karar vereceği şeyler.

Ama genel manada şunları söyleyebilirim; temenni demek belki daha uygun bu sözlerim için; eğer devletimiz devletler muvazenesinde önemli bir konumda bulunsaydı, günümüzde Amerika’nın üstlendiği rolü üstlense/üstlenebilseydi, yeryüzünde hakkaniyetin takipçisi, mazlum milletlerin kendisine sığındığı bir melce, mağdurlar için bir sera olsaydı,

Zaten askerimiz aktif askerlik yapma mecburiyetindeydi. Bir başka tabirle hadiseler onu aktif asker olmaya zorlayacak, dünyanın dört bir yanında değişik haksızlıklara müdahale edecekti.

Osmanlı’nın bir zamanlar yaptığını yapacaktı. Malum Osmanlı, tarihi boyunca sulh ve sükûnetin, adalet ve hakkaniyetin temsilcisi ve muhafızı olmuş, zulmü engellemiş, tağallübe karşı çıkmış, tahakküme baş kaldırmıştı.

Ama devletimiz bu konumunu kaybetmiştir ve buna parelel olarak askerimiz de malesef o güçte değildir şu anda. Bununla beraber son zamanlarda sadece Güneydoğu’da memleket içi asayişin teminiyle alakalı mini müdahalelerimiz oldu.

Ama esas Türk askerinin genel misyonu -hatırlatma bana düşmez- dünyadaki genel dengesizlikler ve ahenksizlikler karşısında sorumluluk duygusu içinde davranmaktır.

Fakat bunu da yaparken usulünce yapmak çok önemlidir. Zira bazı şeyler konjonktüreldir. Şartlar belirler nasıl davranılacağını. Onun için iyi düşünmek, devleti ve milleti maceraya atmamak gerekir; gerekir çünkü bu maceraların acı ve ağır faturalarını hep birlikte ödüyoruz.

Bana göre Îttihatçıların devleti yıkmakla neticelenecek şekilde kalkıp Rusların donanmasına bomba atıp Birinci Cihan Harbine girmemize sebebiyet vermesi bir maceradır. Bazı küçük yanlışlıklarla Balkan ve 93 Harbine girmemiz de maceradır.

 Bu maceraların bedellerini bizler aradan geçen onca seneye rağmen hala ödemeye devam ediyoruz. Dolayısıyla bugünkü ve yarınki nesilleri ile bütün bir millete fatura edilecek, onun yakın ve uzak sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel geleceğini etkileyecek bu gibi önemli hususlarda

Devletin sivil-asker hemen her kademesindeki kurumlar çok sıkı iş birliği yapmalı, sıcak dirsek teması halinde bulunmalı, askeri tabirle yanaşık düzen içinde pozisyon almalı ve daha dikkatli, daha temkinli bir biçimde karar vermelidirler.


Share on Facebook! Share on Twitter! StumbleUpon

Makaleler « Manşet »

» Salavat-ı Şerife » Kutlu Zaman Dilimi Üç Aylar » Mürşidin gerekliliği - Kalp Alemi
» Îslâmî bilginin kalbi: Îlmihal » Kutlu Aynadan Kendimize Bakarken » Her Durumda Ölümü Anmanın Fazileti
» Başörtüsü, Dinin Açık Emridir » Dindarlık ve Dinî Hassasiyet » Evlilik ve Aile Hayatı
» Înayet Çağrısı » Îslam'da Evlilik Nasıl Gerçekleşir? » BÎr Müslüman Nasıl Olmalı?
» Kardeşlik Sadâkat ve Nasihat » Anne Babanın Görevleri » Günahlar ve Sevaplar
» Îsraf Ve Dini Sorumluluklarımız » Namaz Kılmayanın Hali..! » Hayatın Gayesi
» Tatil Ve Lüks Hayat » Kamil Niyetin Özellikleri » Hakiki Deryalar Damlalardan Oluşur..!
» Berat Kandili'ne Doğru » Günahlarımıza Veda Mübarek Berat Kandil'i » Îslam'da Meclis'de Konuşma,Sohbet Adabı
» Kırık Dilekçem ve Kuran-ı Kerim Hüznü » Çocuk Sevgisi Aşırı Olunca Şirk Şüphesi » Örnek Însan: Mevlana Celaleddin Rumi
» Dergah'Larda Yapılan Îslami Sohbet'in Faydaları » Ramazan-ı Şerif'in Mükemmel Müslüman 'a BereketLeri » Namaz'ın Önemi Aman Namaza Dikkat
» Kalbimizdeki Sevgi'yi Nasıl Îfade Edebiliriz..? » Hatalarımızı Ve Kusurlarımızı Araştırmanın Yolları » Aile Hayat-ı Ve Aile Sevinci
» Dini Hayatımız Ve Hassasiyet-imiz » Asker-Lik Yapmanın Önemi » Fani Dünya-da Hayret Ettiklerimiz
» Îlk Müslümanlar Akla Ahenk Veren Azim-Leri » En Mübarek Nesil..? » Mübarek Üç Aylarda Bize Düşen Görevlerimiz
» Müslüman-ı Müslüman-a Kırdıran Fitne-Lik » Mübarek Ramazan-da Îhtiyac Sahiplerine El Uzatma » Şaytan-ın Yardımıyla Çekememezlik
» Îslamiyetde Boşanmak » Dinimize Göre Evlilik Bilgileri » Ramazan-ı Şerif de Yapmamız Gerekenler
» Müjedeler Olsun Ramazan-ı Şerif Geldi » Oruçlu Îken Dikkat Etmemiz Gerekenler » Kuran-ı Kerim'in Ramazan Ayinda Înmesi
» Vesveseden,Îçimizdeki Kötü Düşüncelerden Kurtulmanın Yolları » Kerbela Yangını Hiç Sönmediki » Mübarek Rahmet Ayı ve Bizim Yaşantımız
» Bir Mükemmel Vasıf Yaşantısı » Kuran-ı Kerim'in Îndiği o Mübarek Gece » Burak'larda Bitmez Mehmet'lerde
» Cihan Üstümüze Gelse Müslüman Türk Oğlu Türk'üz Ulan » Türkün Dağı Türkmen Dağından Kara Haber Geldi » Herkez Kör Sağır Taklidi Yapıyor
» Yarın Cuma Bilmem Anlatabildimmi » Rizeli Fatihimiz Şehit Düşdü » Fatmana Argun ( yalandunya) Ablamız Vefat Vetti
» Çanakkaleyi Bilmeyen Neslimiz Olmasın » İslami Siteleri Karalamaya Hakkınız Yok » Unutmayız Unutamayızki Aziz Şehitlerimizi
» Regaip Kandilimiz Mübarek Olsun » Tek Kaygımız Var Oda Cennet Vatan » Mücadelemizden Eminmiyiz
» Nice Kandillere Kavuşmak Dileğiyle » Şükürsüz Gereksiz İşler » Ne Kadar Şer Plan Yapsanız Boş
» Edepsizler Bizden Uzak Dursun » Ben Değil Biz Olalım » Uzun Uzun Düşünme Zamanı
» Duracak Beklicek Zaman Değil » Fitne Fesat Odakları Yine Meydanda » Zamanını Bekliyoruz
» Şeytan Aramızda » ReiS Bitti Demeden Bitmez » Müslüman Kardeşim Yanlız Değilsin
» Pkk Denen Köpek Sürüsü Seninde Kökünü Kazıyacağız » Ya Biz Biz Değiliz Ya Siz Çok Değiştiniz » Sıfırlanmak Gerekiyorsa Sıfırlarız
» Devre Göre Değil Her Devirde Ok Gibiyiz » Tamamen Olamayız Belki Ama Biraz Olalım » Nasıl Zoruma Gitmesin Gardaş
» Polisimin Askerimin Yanında Devletimin Emrindeyim » Kıbrısıma Göz Diken Soysuz Köpek » Özümüze Dönüşümüzün Temeli İçin EVET
» Kudurun Sonunuz Gelecek İnşaAllah » ReiS Bu Hiç Olmadı » Şehitlerimiz Var Yeminimiz Var Başaracağız
» Kalemin Mürekkebi Moral » Müslümanlar Elbet Birlik Olacak Elbet » Müslüman İçin Aile İçi Saygı Eşlerin Hakları
» Huzur İçin Önce Kendimize Huzur Verelim » İİT Malesef Eksik Karar Aldı » Rabbimizin Rahmetinden Umut Kesmeyelim
» İllede Rabbim İçin Cihad Etmek İsterim » Birlik Olalım Demesi Çok Kolay » Bırakın Korkularınızı Ölüm Hak
» Vur Allah Aşkına Ey Mübarek Ordu » Müslüman Olarak Niye Susuyoruz » Doğu Türkistan Neresi Bilirmisiniz
» Doğu Türkistanı Yanlız Bırakamayız » Son Neferimize Kadar Türkistan » Küffar Birlik Müslümanlar Dağınık
» Rabbim Vaadinden Dönmez » Doğu Türkistan Vicdan Konvoyunu Destekliyor » Birlik Vaktidir Uyanık Olalım
» Menzil Belli Hedef Belli » Doğu Türkistan İslam Devleti » Doğu Türkistan Sevdamız
» Biz Doğu Türkistanın Evlatlarıyız » Samimi Olup Güven Verin » Adamsın AlpAslan ÖZTÜRK
» Fazla Değil Az Biraz Müslüman Olun
*

Yorumlar

Yorum seçenekleri bu makale için kapatıldı.

Sesli Düşününce

Efendimiz (S.A.V) Ey Allahım, Seni Haccedeni Ve Haccedenin Kendisi İçin İstiğfar Ettiği Kimseyi Mağfiret Eyle.

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (S.A.V)

Cevşenül Kebir Dua

Kuranı Kerim Meali

YAZILI MEAL

Türkçe Kuranı Kerim Meali Almanca Kuranı Kerim Meali

ıngilizce Kuranı Kerim Meali

SESLı MEAL

Türkçe Kuranı Kerim Meali Almanca Kuranı Kerim Meali

ıngilizce Kuranı Kerim Meali Arapça Kuranı Kerim Meali

Rusça Kuranı Kerim Meali Fransızca Kuranı Kerim Meali

Namaz Vakitleri

ımsak
3:30
Güneş
5:31
Öğle
13:16
ıkindi
17:13
Akşam
20:49
Yatsı
22:38