Kullanıcı Adı:  Üye Olacağım
Şifre:  Şifremi Unuttum!
Hatırla?  

09 Jul 2012 Namaz'ın Önemi Aman Namaza Dikkat

Namaz'ın Müslüman 'daki Önemi





Hiç unutamayacağım insanlardan birisi de muhterem Mehmet Kırkıncı Hoca'nın rahmetli babası, Celal Efendi'dir.

Celal Efendi, Medine'de mücâvir (mübarek bir yerde inzivaya çekilip ibadet eden, kendini o yerin hizmetine adayan), kıymetli bir insandı. Orada vefat etti ve oraya defnedildi. Yanına gittiğimde çok yaşlanmıştı.

Îlerleyen yaşına ve rahatsızlıklarına rağmen namazlarını aksatmıyor, sünnetleri de ayakta kılıyordu. Ama oturup kalkmakta zorlandığı için namazlarını yatağının yanında kılıyor; ayağa kalkabilmesi için yatağa tutunması gerekiyordu.

Bu şekilde tamamladığı bir namazdan sonra bana demişti ki, "Hocam, ben böyle namaz kılarken yatağa tutunarak kalkıyorum, oluyor mu namazım?"

O tabloyu hiç unutamayacağım. O ne güzel şuur.. her şeye rağmen kulluğunu gereğince eda etmeye çalışmak; ama yine de yaptığıyla yetinmemek ve daha iyisini aramak..

Bir müslüman Îçin En Gerekli Îbadet Şüphesiz Namazdır.

Evet, namaz bizi ahirette kurtaracak bir sermayedir. Onun için namaz hususunda çok hassas davranmak gerekir. Allah (cc) onun kıymetini ruhlarımıza duyursun ve eksiğiyle gediğiyle namazlarımızı kabul buyursun.

O koca koca deryalar da, engin çağlayanlar da göklerden gelen mini mini damlalardan oluşur. Daha rüyanın başında deryayı görmek isteyenler, ömür boyu hep rüya görür dururlar.

Allah Teâlâ, yaptığı işleri yaparken sizin markalarınızı basıyor üzerlerine. Siz zannediyorsunuz ki, biz yaptık. Halbuki, çok iyi bilmek lazım: Her şey ısmarlama bir yerden çıkıyor.

Sahip çıkıp zulmetmemek lazım. "Înne'şşirke lezulmun azîmMuhakkak ki şirk pek büyük bir zulümdür". (Lokman, 31/13) Evet, Allah'a ortak koşmak, icraatında başkalarının tesirini kabul etmek en büyük bir zulümdür. Oysa ki, bizim davamız tevhid davasıdır.

Biz oturur kalkar "Allah birdir" deriz. "Allah birdir" derken O'nun bazı icraatını kendimize mal etmenin âlemi ne? Zimamını sahibine verin, işler gürül gürül devam etsin. Kendi elinize alırsanız, meseleyi kısırlaştırırsınız. Îğdiş adama evlat isnadı gibi bir şeydir o.

Hz. Aişe validemiz, "Kendini muhsin (iyi ve hayırlı) zanneden muhsin değildir; musi' (kötü ve günahkar) dir. Kendini musi' kabul eden de muhsindir." diyor.

Bu mübarek söz, üzerinde arîz ve amîk durulması, tahlil edilmesi gereken bir vecîzedir. Evet, kendini ehli ihsandan zannetmek; umumi mânâda, her halini, kalbi, içidışı, davranışları ve düşüncelerini güzel kabul etmek; ya da ıstılahi mânâ açısından ele alacak olursak; kendisini

Allah'ı görüyor gibi O'na kulluk yapan veya bu duyguyu yakalayamamışsa bile Allah'ın onu gördüğü şuuruyla davranan hayırlı bir insan bilmek demektir.

Îşte, kendini bu mânâda bir insan zanneden şahıs aslında musi'dir. Böyle düşünen bir insan temelde isaet (kötülük) yoluna girmiş sayılır. Çünkü, böyle bir insan kusurunu göremez.

Ve dolayısıyla hiç farkına varmadan ihsan yolundan ayrılır, isaet yoluna girer. Ama ne olursa olsun, insan kendisini Üstad Hazretleri'nin onikinci notada "hem musi', hem de müsinn; hem günahkar hem de yaşlı" dediği gibi sürekli mücrim, musi' görüyorsa, böyle bir insanın tedarik duygusu,

Telafi düşüncesi olur; "Îsâetten nasıl kurtulurum, nasıl ihsan ruhuna ulaşırım" der ve bir cehd ortaya koyar. Yoksa kendini zirveye çıkmış zanneden bir insanın bunun daha ötesinde zirveleşme cehdi, gayreti söz konusu değildir.

Bazılarına yanlışlıkları gösterildiğinde "Ben değişmem, ben buyum. Benim fıtratım bu." şeklinde mazeretler söylüyorlar. Bu mazeretlerin doğruluk payı var mıdır?

Öncelikle, "Ben değişmem, ben buyum." diyen kimse hiç değişmez. Çünkü değişmeye niyeti yoktur. "Ben değişmem, ben buyum." sözü bir bakıma doğrudur.

Însanlar hiçbir zaman bütün bütün değişmezler. Çok ciddi presten geçseler bile kendi hususiyetlerini hala üzerlerinde barındırırlar. Yani, üzümün şırası üzüm şırası olur..

Kayısınınki kayısı şırası. Arpanınki de boza olur. Hepsi de sıvıdır, hepsinin ekşi, az buruksu tatları vardır. Birbirine benzerler; ama yine de kendilerine ait bazı hususiyetleri vardır.

 Îşte bu söz "Herkes kendidir." mânâsına bir bakıma doğrudur. O kastediliyorsa, bu, insanın ruh haletiyle, psikolojik durumuyla alakalıdır.

Fakat, insanlar hiç değişmez de değildir. "Hiç değişmez." derseniz peygamber gönderilmesinin bir anlamı olmadığını da iddia etmiş olursunuz. Çünkü onlar, potansiyel insanı mükemmel insan seviyesine çıkarmak için gönderilmiştir.

 Însanın içindeki bir kısım istidatları ateşleme, fitilleme maksadına matuf gönderilmişlerdir. Onlar, insanları terbiyeye tâbi tutarlar. Rehabilite ederler. Böylece sadece dış görünüş itibariyle, zahiren insan görünen fertler hakiki insan haline gelir.

Ama herkes kendi istidadı çerçevesinde kalır; kendi kemâlât arşına ulaşır; daha ötesine gidemez. Herkes bir ölçüde yine eskilerin heyülâ dedikleri kaderî programa kaderî çerçeve, kaderî kalıp demek daha uygun göre şekillenir, ona göre kalır, değişmez; ama belli ölçüde işe yarayacak hale gelebilir.

Evet, her fert terbiye ile işe yarayacak hale, cennete ehil keyfiyete gelebilir. Her insan cehennemden kurtulabilecek seviyeye yükselebilir. Herkes, insanlara faydalı olabilecek dereceye çıkabilir. Enbiyanın gönderilmesi buna delalet eder.

Allah'ın Kur'ânı Kerim'de değişik yerlerdeki emirleri, fermanları onu gösteriyor. Însan potansiyel olarak ahseni takvîm (en güzel suret) üzere yaratılıyor. Fakat â'lâyı illiyyîn ile esfeli sâfilîn arasında mahiyeti insaniye ibresinin oynaması söz konusu.

O, arada bir yerde durabilir. Îşte o durma meselesi de, insanda şartı âdî mahiyetinde kabul edilen insan iradesine bağlanmıştır.

Meşieti Sübhâniye esas olsa bile Matüridî'ce bir mülahazayla yaklaşıyoruz meseleye insan iradesine Allah (cc) o kadar değer veriyor ki, bu kainatları var eden o müthiş, o muhteşem, baş döndüren kudret ve iradesini bir yönüyle ona göre hareket ettiriyor.

Însan iradesine değer verme.. Îster siz ona Üstad'ın Kader risalesindeki yaklaşımıyla bir meyelân deyin, isterseniz meyelândaki tasarruf deyin (iki tarafı eşit olan iki noktadan bir tanesi hakkında seçiminizi kullanma şeklinde bir tasarruf) onu o küllî iradesinin tecellîsine ve illeti tâmme diyebileceğimiz şeyin tezahürüne vesile yapmış.

Onunla insan â'lâyı illiyyîni kemâlâta çıkar. Ahseni takvîme hakikî mazhariyetini gösterir. Bu şekilde, potansiyel olarak ahseni takvîme mazhar olan insan realite planında da ahseni takvîme mazhar olur.

Bu durumda yukarıdaki sözü, onu söyleyen insanın durumuna, karakterine, haline göre değerlendirmek lazım. Fakat genel mânâda "Ben değişmem, mahiyetim bu, Allah beni böyle yaratmış." diyen insan kendine mazeret arıyor demektir ve bu söz kat'iyen doğru değildir.

Ama "Herkes kendi karakterinin gereğini ortaya koyar." şeklinde bir anlayışı seslendiriyorsa, bu doğrudur. Şâhı Geylanî de büyüktür, Muhyiddin ibni Arabî de. Hasan Şazelî de büyüktür, Îbn Beşiş de.

Diğer aktâbı kirâm efendilerimizin hepsi de çok büyüktür. Fakat herkesin mahiyeti bir yere kadar o kimseye yol verir. O şahıs da kendi arşı kemâlâtına kadar; kendi varış ipini göğüslediğinden daha ilerisinin olmadığını zannederek, "dahası yok" diyebileceği noktaya kadar yükselir ve öyle der.

Ve artık sanır ki, onun yükseldiği noktadan daha ileri giden olmamıştır.

Davayı nübüvvetin varisleri belli ölçüde pâyelerini bilirler; çünkü onlar pek çoğu itibariyle, mahviyete kilitlendiklerinden dolayı "Benim üstümde daha çok mesafe var." derler.

Onlar hakkında ikrâmı ilahî ve ihsânı ilahî, Allah'ın nasip ettiği pek çok lütfu gizli tutması, ikramları ketmetmesi şeklinde tecelli ettiğinden; şu zamanda yaşayan bir arkadaşımızı Şahı Geylanî'nin yanına koysalar, Efendimiz'in (sav) huzurunda aynı rahlei tedriste oturtsalar, yine o der ki "Benim önümde çok yol var; ben yolun başındayım."

 O hep mebdei (başlangıcı) görür. Allah (cc) onu müntehâya (neticede varılan son noktaya) muttalî kılmaz. Hatta bazen öyle bir ıttılâ olsa bile o

"Bu galiba benim için bir imtihandır." der. Mesleğimiz itibarıyla böyle olması da gereklidir.

Bu "Hiçbir mazhariyetleri yoktur." demek değildir. Belki mazhariyetlerin aldatmayanı vardır. Hele hususiyle günümüzde pek çok insanın öyle rüyalarla, yakazalarla aldandığı bir dönemde bence en büyük ihsânı ilahî odur:

Însanın kendini sürekli mebdede görmesi. Însanın kendini yolun başında, başlangıçta görmesi onda daimî gerilim hasıl eder; tırmanma azmini çoşturur, şahlandırır. Aynı zamanda onu fahirden, kendini beğenmeden, bir şey olma mülahazasından da uzak tutar.

Böylece o, başka şeylere de talib olmaz. Allah (cc) onu müşîr (general) yapar da fakat o hiç farkında değildir; kendini nefer olarak görür. Önüne bazen ekstradan çerezler saçılan bir nefer gibi görür. Halis olduğu zamanlar da "Ben bunları istemiyorum." der.

Însan her zaman ihlasa bağlı olmasa bile bazen çok hâlisâne zamanlar yakalayabilir. Öyle ki, insan, dünyada verilebilecek en büyük payelere karşı dahi kapanır ve "O'nun rızası dışında hiçbir şey istemiyorum, hiçbir şey.." der.

Cennetin kapılarını açsalar, hurileri gösterseler de "Îstemiyorum." der. Bunu, bizim gibi mübtedîler bile bazen hissedebilir. Çünkü vicdan bunları hissedebilecek mahiyette yaratılmıştır.

Tamamını, her türlü dünyevî renk ve desenin dışında kavrama müntehîlere mahsustur.

Ben halimden memnunum. Mübtedîlik hoşunuza gidiyorsa siz de dilekçe verir orada kalırsınız. Dualarınız birer dilekçe olsun,

"Allah'ım! Mebde'de, müntehadakilere mahsus hâlisâne amele bizi muvaffak eyle; fakat, bahtına düştük bizleri kalben hep mebde'de tut.


Share on Facebook! Share on Twitter! StumbleUpon

Makaleler « Manşet »

» Salavat-ı Şerife » Kutlu Zaman Dilimi Üç Aylar » Mürşidin gerekliliği - Kalp Alemi
» Îslâmî bilginin kalbi: Îlmihal » Kutlu Aynadan Kendimize Bakarken » Her Durumda Ölümü Anmanın Fazileti
» Başörtüsü, Dinin Açık Emridir » Dindarlık ve Dinî Hassasiyet » Evlilik ve Aile Hayatı
» Înayet Çağrısı » Îslam'da Evlilik Nasıl Gerçekleşir? » BÎr Müslüman Nasıl Olmalı?
» Kardeşlik Sadâkat ve Nasihat » Anne Babanın Görevleri » Günahlar ve Sevaplar
» Îsraf Ve Dini Sorumluluklarımız » Namaz Kılmayanın Hali..! » Hayatın Gayesi
» Tatil Ve Lüks Hayat » Kamil Niyetin Özellikleri » Hakiki Deryalar Damlalardan Oluşur..!
» Berat Kandili'ne Doğru » Günahlarımıza Veda Mübarek Berat Kandil'i » Îslam'da Meclis'de Konuşma,Sohbet Adabı
» Kırık Dilekçem ve Kuran-ı Kerim Hüznü » Çocuk Sevgisi Aşırı Olunca Şirk Şüphesi » Örnek Însan: Mevlana Celaleddin Rumi
» Dergah'Larda Yapılan Îslami Sohbet'in Faydaları » Ramazan-ı Şerif'in Mükemmel Müslüman 'a BereketLeri » Namaz'ın Önemi Aman Namaza Dikkat
» Kalbimizdeki Sevgi'yi Nasıl Îfade Edebiliriz..? » Hatalarımızı Ve Kusurlarımızı Araştırmanın Yolları » Aile Hayat-ı Ve Aile Sevinci
» Dini Hayatımız Ve Hassasiyet-imiz » Asker-Lik Yapmanın Önemi » Fani Dünya-da Hayret Ettiklerimiz
» Îlk Müslümanlar Akla Ahenk Veren Azim-Leri » En Mübarek Nesil..? » Mübarek Üç Aylarda Bize Düşen Görevlerimiz
» Müslüman-ı Müslüman-a Kırdıran Fitne-Lik » Mübarek Ramazan-da Îhtiyac Sahiplerine El Uzatma » Şaytan-ın Yardımıyla Çekememezlik
» Îslamiyetde Boşanmak » Dinimize Göre Evlilik Bilgileri » Ramazan-ı Şerif de Yapmamız Gerekenler
» Müjedeler Olsun Ramazan-ı Şerif Geldi » Oruçlu Îken Dikkat Etmemiz Gerekenler » Kuran-ı Kerim'in Ramazan Ayinda Înmesi
» Vesveseden,Îçimizdeki Kötü Düşüncelerden Kurtulmanın Yolları » Kerbela Yangını Hiç Sönmediki » Mübarek Rahmet Ayı ve Bizim Yaşantımız
» Bir Mükemmel Vasıf Yaşantısı » Kuran-ı Kerim'in Îndiği o Mübarek Gece » Burak'larda Bitmez Mehmet'lerde
» Cihan Üstümüze Gelse Müslüman Türk Oğlu Türk'üz Ulan » Türkün Dağı Türkmen Dağından Kara Haber Geldi » Herkez Kör Sağır Taklidi Yapıyor
» Yarın Cuma Bilmem Anlatabildimmi » Rizeli Fatihimiz Şehit Düşdü » Fatmana Argun ( yalandunya) Ablamız Vefat Vetti
» Çanakkaleyi Bilmeyen Neslimiz Olmasın » İslami Siteleri Karalamaya Hakkınız Yok » Unutmayız Unutamayızki Aziz Şehitlerimizi
» Regaip Kandilimiz Mübarek Olsun » Tek Kaygımız Var Oda Cennet Vatan » Mücadelemizden Eminmiyiz
» Nice Kandillere Kavuşmak Dileğiyle » Şükürsüz Gereksiz İşler » Ne Kadar Şer Plan Yapsanız Boş
» Edepsizler Bizden Uzak Dursun » Ben Değil Biz Olalım » Uzun Uzun Düşünme Zamanı
» Duracak Beklicek Zaman Değil » Fitne Fesat Odakları Yine Meydanda » Zamanını Bekliyoruz
» Şeytan Aramızda » ReiS Bitti Demeden Bitmez » Müslüman Kardeşim Yanlız Değilsin
» Pkk Denen Köpek Sürüsü Seninde Kökünü Kazıyacağız » Ya Biz Biz Değiliz Ya Siz Çok Değiştiniz » Sıfırlanmak Gerekiyorsa Sıfırlarız
» Devre Göre Değil Her Devirde Ok Gibiyiz » Tamamen Olamayız Belki Ama Biraz Olalım » Nasıl Zoruma Gitmesin Gardaş
» Polisimin Askerimin Yanında Devletimin Emrindeyim » Kıbrısıma Göz Diken Soysuz Köpek » Özümüze Dönüşümüzün Temeli İçin EVET
» Kudurun Sonunuz Gelecek İnşaAllah » ReiS Bu Hiç Olmadı » Şehitlerimiz Var Yeminimiz Var Başaracağız
» Kalemin Mürekkebi Moral » Müslümanlar Elbet Birlik Olacak Elbet » Müslüman İçin Aile İçi Saygı Eşlerin Hakları
» Huzur İçin Önce Kendimize Huzur Verelim » İİT Malesef Eksik Karar Aldı » Rabbimizin Rahmetinden Umut Kesmeyelim
» İllede Rabbim İçin Cihad Etmek İsterim » Birlik Olalım Demesi Çok Kolay » Bırakın Korkularınızı Ölüm Hak
» Vur Allah Aşkına Ey Mübarek Ordu » Müslüman Olarak Niye Susuyoruz » Doğu Türkistan Neresi Bilirmisiniz
» Doğu Türkistanı Yanlız Bırakamayız » Son Neferimize Kadar Türkistan » Küffar Birlik Müslümanlar Dağınık
» Rabbim Vaadinden Dönmez » Doğu Türkistan Vicdan Konvoyunu Destekliyor » Birlik Vaktidir Uyanık Olalım
» Menzil Belli Hedef Belli » Doğu Türkistan İslam Devleti » Doğu Türkistan Sevdamız
» Biz Doğu Türkistanın Evlatlarıyız » Samimi Olup Güven Verin » Adamsın AlpAslan ÖZTÜRK
*

Yorumlar

Yorum seçenekleri bu makale için kapatıldı.

Sesli Düşününce

Efendimiz (S.A.V) Sevinince Toprağa, Üzülünce Göğe Bakarmış. Yerde Tevazu, Gökte Ferahlık Vardır.

Hz.Muhammed(S.A.V)

Cevşenül Kebir Dua

Kuranı Kerim Meali

YAZILI MEAL

Türkçe Kuranı Kerim Meali Almanca Kuranı Kerim Meali

ıngilizce Kuranı Kerim Meali

SESLı MEAL

Türkçe Kuranı Kerim Meali Almanca Kuranı Kerim Meali

ıngilizce Kuranı Kerim Meali Arapça Kuranı Kerim Meali

Rusça Kuranı Kerim Meali Fransızca Kuranı Kerim Meali

Namaz Vakitleri

ımsak
3:30
Güneş
5:31
Öğle
13:16
ıkindi
17:13
Akşam
20:49
Yatsı
22:38