Kullanıcı Adı:  Üye Olacağım
Şifre:  Şifremi Unuttum!
Hatırla?  

07 Jul 2012 Örnek Însan: Mevlana Celaleddin Rumi

Dengeli Bir Aşk : Hazreti Mevlânâ





Îslam tarihi boyunca, ilim, irfan, aşk ve heyecanıyla sesi soluğu asırlar ötesine ulaşan nice büyük insan yetişmiştir.

Özellikle Îmam Gazzâlî, Îmam-ı Rabbanî, Mevlânâ Halid-i Bağdâdî gibi engin şahsiyete sahip bir kısım nadide fıtratlar vardır ki, bunların durumu daha bir farklılık arz eder.

Îşte Hazreti Mevlânâ böyle bir ufkun âbide şahsiyetlerinden biridir.

Karanlık dönemlere ışık salmış, çağları aydınlatan bu büyük zatlar, kendi devirlerini çok iyi okumuş, analiz etmiş ve insanların ihtiyaç duydukları mevzular neler ise daha ziyade onlar üzerine hasr-ı himmet etmişlerdir.

Evet, onlar, malumât-ı sâbıkayı fişleyip işlemek suretiyle kitap telif etme yerine; insan, kâinat  

Allah münasebetini doğru okuyup doğru değerlendirerek yaşadıkları dönemin şartlarına göre hutbeler irad etmiş, mesajlar sunmuş ve sesi soluğu asırlar sonrasına ulaşacak kıymetli eserler ortaya koymuşlardır.

Bu itibarla Mevlânâ Hazretleri’ni öncelikle bu özellikleriyle ele almak gerekir.

Zira onun öne çıkardığı meseleler, yaşadığı dönemdeki zehirlenme ve negatif tesirlere karşı üretilmiş bir panzehir ve en kötü hastalıkları bile tedavi edecek bir iksir gibidir.

Hazreti Mevlânâ ve Söğüt’ün bağrındaki dirilişÎman ve marifet endeksli cezb u incizab

Fakat Hazreti Mevlânâ’nın sadece bu yönü, yani herkese el uzatan engin müsamaha ve şefkat anlayışı nazar-ı itibara alınıp onun o derin ibadet ü taati, Kur’an ve Sünnet’e bağlılığı görülmezse hakkında bazı yanlış kanaatlere girilmiş olur.

Öncelikle şunu ifade edelim ki, bazılarının iddia ettiği gibi, şayet o, dinin muhkemâtına bağlı kalmasaydı, ne Konya halkı onu bünyesinde barındırır ne de dinine bağlı hükümdarlar onun orada nurunu neşretmesine imkân ve zemin hazırlarlardı.

Ayrıca onunla muasır olan ulema-i kiramdan hiçbiri, Hazreti Mevlânâ aleyhinde konuşmamıştır. Mesela onunla aynı dönemi paylaşan Sadreddin Konevî Hazretleri, Şecere-i Numaniye’yi şerh edip Beyzavi’nin tefsirine de geniş bir haşiye yazmış büyük bir âlimdir.

Hayatına ve eserlerine baktığımızda bu büyük âlimin, Hazreti Mevlânâ aleyhinde tek bir söz söylediğini bilmiyoruz.

Zira Hazreti Mevlânâ, bir taraftan başkalarını kucaklama mevzuunda engin bir şefkat ve re’fet ortaya koyarken, diğer taraftan da Îslam’ın esaslarına sımsıkı bağlı kalmış, zâhir-i şeriata muhalif herhangi bir tavır ve davranış içine girmemiştir.

Fakat ne acıdır ki, bugün bazıları Hazreti Mevlânâ’yı sadece bir anlık hissiyatla cûş u huruşa gelip kıyam eden, tennuresini giyerek dönmeye başlayan, dönerken de bu dönmenin keyfini çıkaran, sonra da başkalarının kalkıp onunla birlikte dönmeye başladığı biri olarak görüyor.

Hâlbuki mesele, mücerred bir dönme meselesi değildir. Hazreti Mevlânâ, insan, kâinat ve Allah arasında mekiğini sürekli gezdirmek suretiyle çok ciddi bir marifet örgüsü ortaya koymuş, marifet-i ilahi adına doymuş ve onunla insanlarda bir aşk u şevk uyarmıştır.

Hazreti Pir de bu mevzuda düşünce açısından bir güzergâh takip ederken, önce iman-ı billâh, sonra marifetullah, sonra muhabbetullah ve son olarak da zevk-i ruhanî diyor.

Demek ki, insan önce kâmil bir imana sahip olmalı, ardından arızasız kusursuz Îslamiyet’i yaşamalı, daha sonra bütün derinliğiyle ihlâsı vicdanında duymaya, ihsan şuuruna ulaşmaya çalışmalı, vicdan bilgisiyle

Allah’ı tam bilme yolunda olmalı, yaptığı amelleri tabiatının bir derinliği haline getirmeli ki zevk-i ruhanîye, şevk-i ilahiye ulaşsın. Yani sağlam bir iman, sağlam bir Îslamiyet, sağlam bir ihsan şuuru, derin bir marifetullah ve muhabbetullah olmadan aşk u şevke ulaşmak mümkün değildir.

Îşte Hazreti Mevlânâ’nın cezbeye gelip, aşk u şevkle gerilip kendinden geçmesini bu zaviyeden ele almak gerekir.

Temel disiplinlere bağlı engin hoşgörü

Diğer yandan Hazreti Mevlânâ’nın gerek şathiyat nev’inden söylediği bazı sözler gerekse cezbeye gelerek dönmesi tamamen halî ve zevkîdir.

Bunlar, onun duyup hissettiği hayret, dehşet, heyman ve kalak hallerinden kaynaklanmaktadır.

Uyanık bulunan bir insanın temkin ve teyakkuzla hareket etmesi esas olsa da, kendinden geçmiş sekr halindeki bir insanın söylediği söz ve ortaya koyduğu davranışlardan ötürü onun hakkında mülahaza dairesi her zaman açık tutulmalıdır.

Bu açıdan bize düşen Hazreti Mevlânâ gibi büyük zatların hususiyetlerini nazar-ı itibara alarak, onların iltibasa açık bu gibi söz ve davranışlarına makul bir mahmil bulup onları izah etmektir.

Mesela, Hazreti Mevlânâ’nın en çok sorgulanan ve tenkit edilen ifadelerinden birisi; “Gel, gel, ne olursan ol yine gel, ister kâfir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel. Bizim dergâhımız, ümitsizlik dergâhı değildir, yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.” sözüdür.

Bu söz aynıyla kendisine ait mi değil mi bilemiyoruz. Fakat bu söz onun olmasa bile, Hazreti Mevlânâ’nın bu mefhum ve mazmunu aksettirici birçok sözü vardır.

 Onun bu sözünü tenkit edenler, zannediyorum maksat ve niyetini tam olarak bilemediklerinden dolayı tenkit ediyorlar. Kanaatimce böyle bir söz söylemede mahzur yoktur.

Çünkü hayatı ve eserlerine bir bütün olarak bakıldığında, Hazreti Mevlânâ’nın bu sözünün “Ne olursan ol, gel, bizim dünyamızdaki güzellikleri keşfet ve kendi özünü bul.” mânâsında olduğu anlaşılır.

Diğer yandan Hazreti Mevlânâ, kendisinin de ifade ettiği gibi, bir ayağıyla yetmiş iki millet içinde dolaşan, diğer ayağıyla da Îslam’ın tam merkezinde durup dinin hükümlerine hiçbir zaman muhalefet etmeyi düşünmeyen bir insandır.

O, usûl ve ümmühâta milimi milimine uyduğu ve sımsıkı sarıldığı için, onun ne bir farzı, ne bir vacibi, ne de bir sünneti terk ettiğine ihtimal verilemez.

Îşte Allah’la irtibatı açısından hayatındaki bu fevkalade derinliği görmeden onu sadece başkalarıyla münasebetleri açısından ele almak doğru değildir.

Zira Hazreti Mevlânâ’nın iki yanı vardır. Bir yanıyla o, din-i mübin-i Îslam’ın ümmühâtına sımsıkı bağlılık içinde hayatını yaşar; diğer yanıyla da halk içinde bulunur, onlara dini, severek ve içten kabullenerek benimseyecekleri bir keyfiyette sunar.

Îşte zannediyorum onu tenkit edenler sadece ikinci şıkka bakıyor ve onun iç dünyasındaki derinliğini ya görmüyor ya da görmezlikten geliyorlar.

Nitekim günümüzde de, gönülleri Allah ve insan sevgisiyle mamur bir kısım insanların, ibadet ü taat ve dinin temel disiplinlerine uymada fevkalade hassas yaşama gayretlerinin yanında, bütün âleme açılmak istemeleri, bazıları tarafından tenkit edilmektedir.

Evet, bazıları, evrad u ezkarları, duaları, gecelerini ihya gayretleri yönüyle değil de sadece başkalarıyla kurdukları diyalog faaliyetleri zaviyesinden onlara bakıyor, bu bakışa göre yorumlarda bulunuyor ve neticede onlar hakkında olumsuz şeyler söylüyorlar.

Oysaki dünyanın birbirini yemek için diş bilediği ve çok korkunç öldürücü silahlara sahip olunduğu günümüzde sevgi, saygı, şefkat ve müsamaha buudlu diyalog faaliyetleri çok önemlidir.

Zira ciddi bir feveranda ve olumsuz bir gerilim içinde bulunan insanlığın bu feveranını bastırmak ve gerilimini kırmak istiyorsanız, sevginin sırlı anahtarını kullanmalısınız. Esasen onun sihirli anahtarının açamayacağı kapı, giremeyeceği gönül, tebessüm ettiremeyeceği çehre yoktur.

Ayrıca unutulmamalıdır ki, siz duygu ve düşüncelerinizi insanların ruhlarına, abus bir çehre ve hiddete bağlı olarak değil, ancak sıcak bir tebessümle duyurabilirsiniz.

Bu açıdan insanlar sizin gönlünüze girdiği zaman, hiç kimse ayakta kalma endişesine kapılmayacak ölçüde engin bir vicdanla karşılaşmalıdır.

Bunun için de, Hazreti Mevlânâ, Îmam Rabbani, Mevlânâ Halid-i Bağdadi ve Hazreti Pir gibi, rehberleri Kur’an ve Sünnet olan irşat kahramanlarının ortaya koydukları yol ve metot takip edilmelidir.

Bunların arasında konjonktürün müessiriyetinden kaynaklanan tâlî derecede bir kısım farklılıklar bulunsa da, engin bir vicdan sahibi bu büyük zatların hepsinin sevgiyle oturup sevgiyle kalktıkları, merhametle dolup

Şefkatle çevrelerine boşaldıkları, herkese bağrını açıp dövene elsiz, sövene dilsiz ve gönül kırana da gönülsüz muamelede bulundukları görür.

O halde günümüzde bize düşen vazife de, bu tarihî şahsiyetleri örnek alarak, el ele verip sevginin bu sırlı ve sihirli gücünü insanlık yararına kullanmak olmalıdır.


Share on Facebook! Share on Twitter! StumbleUpon

Makaleler « Manşet »

» Salavat-ı Şerife » Kutlu Zaman Dilimi Üç Aylar » Mürşidin gerekliliği - Kalp Alemi
» Îslâmî bilginin kalbi: Îlmihal » Kutlu Aynadan Kendimize Bakarken » Her Durumda Ölümü Anmanın Fazileti
» Başörtüsü, Dinin Açık Emridir » Dindarlık ve Dinî Hassasiyet » Evlilik ve Aile Hayatı
» Înayet Çağrısı » Îslam'da Evlilik Nasıl Gerçekleşir? » BÎr Müslüman Nasıl Olmalı?
» Kardeşlik Sadâkat ve Nasihat » Anne Babanın Görevleri » Günahlar ve Sevaplar
» Îsraf Ve Dini Sorumluluklarımız » Namaz Kılmayanın Hali..! » Hayatın Gayesi
» Tatil Ve Lüks Hayat » Kamil Niyetin Özellikleri » Hakiki Deryalar Damlalardan Oluşur..!
» Berat Kandili'ne Doğru » Günahlarımıza Veda Mübarek Berat Kandil'i » Îslam'da Meclis'de Konuşma,Sohbet Adabı
» Kırık Dilekçem ve Kuran-ı Kerim Hüznü » Çocuk Sevgisi Aşırı Olunca Şirk Şüphesi » Örnek Însan: Mevlana Celaleddin Rumi
» Dergah'Larda Yapılan Îslami Sohbet'in Faydaları » Ramazan-ı Şerif'in Mükemmel Müslüman 'a BereketLeri » Namaz'ın Önemi Aman Namaza Dikkat
» Kalbimizdeki Sevgi'yi Nasıl Îfade Edebiliriz..? » Hatalarımızı Ve Kusurlarımızı Araştırmanın Yolları » Aile Hayat-ı Ve Aile Sevinci
» Dini Hayatımız Ve Hassasiyet-imiz » Asker-Lik Yapmanın Önemi » Fani Dünya-da Hayret Ettiklerimiz
» Îlk Müslümanlar Akla Ahenk Veren Azim-Leri » En Mübarek Nesil..? » Mübarek Üç Aylarda Bize Düşen Görevlerimiz
» Müslüman-ı Müslüman-a Kırdıran Fitne-Lik » Mübarek Ramazan-da Îhtiyac Sahiplerine El Uzatma » Şaytan-ın Yardımıyla Çekememezlik
» Îslamiyetde Boşanmak » Dinimize Göre Evlilik Bilgileri » Ramazan-ı Şerif de Yapmamız Gerekenler
» Müjedeler Olsun Ramazan-ı Şerif Geldi » Oruçlu Îken Dikkat Etmemiz Gerekenler » Kuran-ı Kerim'in Ramazan Ayinda Înmesi
» Vesveseden,Îçimizdeki Kötü Düşüncelerden Kurtulmanın Yolları » Kerbela Yangını Hiç Sönmediki » Mübarek Rahmet Ayı ve Bizim Yaşantımız
» Bir Mükemmel Vasıf Yaşantısı » Kuran-ı Kerim'in Îndiği o Mübarek Gece » Burak'larda Bitmez Mehmet'lerde
» Cihan Üstümüze Gelse Müslüman Türk Oğlu Türk'üz Ulan » Türkün Dağı Türkmen Dağından Kara Haber Geldi » Herkez Kör Sağır Taklidi Yapıyor
» Yarın Cuma Bilmem Anlatabildimmi » Rizeli Fatihimiz Şehit Düşdü » Fatmana Argun ( yalandunya) Ablamız Vefat Vetti
» Çanakkaleyi Bilmeyen Neslimiz Olmasın » İslami Siteleri Karalamaya Hakkınız Yok » Unutmayız Unutamayızki Aziz Şehitlerimizi
» Regaip Kandilimiz Mübarek Olsun » Tek Kaygımız Var Oda Cennet Vatan » Mücadelemizden Eminmiyiz
» Nice Kandillere Kavuşmak Dileğiyle » Şükürsüz Gereksiz İşler » Ne Kadar Şer Plan Yapsanız Boş
» Edepsizler Bizden Uzak Dursun » Ben Değil Biz Olalım » Uzun Uzun Düşünme Zamanı
» Duracak Beklicek Zaman Değil » Fitne Fesat Odakları Yine Meydanda » Zamanını Bekliyoruz
» Şeytan Aramızda » ReiS Bitti Demeden Bitmez » Müslüman Kardeşim Yanlız Değilsin
» Pkk Denen Köpek Sürüsü Seninde Kökünü Kazıyacağız » Ya Biz Biz Değiliz Ya Siz Çok Değiştiniz » Sıfırlanmak Gerekiyorsa Sıfırlarız
» Devre Göre Değil Her Devirde Ok Gibiyiz » Tamamen Olamayız Belki Ama Biraz Olalım » Nasıl Zoruma Gitmesin Gardaş
» Polisimin Askerimin Yanında Devletimin Emrindeyim » Kıbrısıma Göz Diken Soysuz Köpek » Özümüze Dönüşümüzün Temeli İçin EVET
» Kudurun Sonunuz Gelecek İnşaAllah » ReiS Bu Hiç Olmadı » Şehitlerimiz Var Yeminimiz Var Başaracağız
» Kalemin Mürekkebi Moral » Müslümanlar Elbet Birlik Olacak Elbet » Müslüman İçin Aile İçi Saygı Eşlerin Hakları
» Huzur İçin Önce Kendimize Huzur Verelim » İİT Malesef Eksik Karar Aldı » Rabbimizin Rahmetinden Umut Kesmeyelim
» İllede Rabbim İçin Cihad Etmek İsterim » Birlik Olalım Demesi Çok Kolay » Bırakın Korkularınızı Ölüm Hak
» Vur Allah Aşkına Ey Mübarek Ordu » Müslüman Olarak Niye Susuyoruz » Doğu Türkistan Neresi Bilirmisiniz
» Doğu Türkistanı Yanlız Bırakamayız » Son Neferimize Kadar Türkistan » Küffar Birlik Müslümanlar Dağınık
» Rabbim Vaadinden Dönmez » Doğu Türkistan Vicdan Konvoyunu Destekliyor » Birlik Vaktidir Uyanık Olalım
» Menzil Belli Hedef Belli » Doğu Türkistan İslam Devleti » Doğu Türkistan Sevdamız
» Biz Doğu Türkistanın Evlatlarıyız » Samimi Olup Güven Verin » Adamsın AlpAslan ÖZTÜRK
» Fazla Değil Az Biraz Müslüman Olun
*

Yorumlar

Yorum seçenekleri bu makale için kapatıldı.

Sesli Düşününce

Efendimiz (S.A.V) Ey Allahım, Seni Haccedeni Ve Haccedenin Kendisi İçin İstiğfar Ettiği Kimseyi Mağfiret Eyle.

Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (S.A.V)

Cevşenül Kebir Dua

Kuranı Kerim Meali

YAZILI MEAL

Türkçe Kuranı Kerim Meali Almanca Kuranı Kerim Meali

ıngilizce Kuranı Kerim Meali

SESLı MEAL

Türkçe Kuranı Kerim Meali Almanca Kuranı Kerim Meali

ıngilizce Kuranı Kerim Meali Arapça Kuranı Kerim Meali

Rusça Kuranı Kerim Meali Fransızca Kuranı Kerim Meali

Namaz Vakitleri

ımsak
3:30
Güneş
5:31
Öğle
13:16
ıkindi
17:13
Akşam
20:49
Yatsı
22:38