Kullanıcı Adı:  Üye Olacağım
Şifre:  Şifremi Unuttum!
Hatırla?  

05 Jul 2012 Kırık Dilekçem ve Kuran-ı Kerim Hüznü

Kırık  Dilekçem ve Kuran-ı Kerim Hüznü




Nasıl ki dua külliyet kesbedince kabule karîn olur (bir duaya ne kadar çok insan yürekten katılırsa, o dua kabul edilmeye o ölçüde yaklaşmış olur)

Ümitler de inzimam edince (pek çok insanın ümidi aynı çizgide buluşup birbirine ilave olunca) o da kabul adına çok önemli bir mana ifade eder.

Bugüne kadar olanları bir mazhariyet görmeli ve dolayısıyla hamd ü sena hisleriyle gerilmeli; mülahazalarımızın o güzellikleri kendi nefsimize bağlayacağı noktada da “Yoksa bunlar birer istidrac mı?” düşüncesiyle titremeli ve hacaletle kıvranmalı...

Olumsuzlukları ise, günahlarımıza, yanlış tavırlarımıza, davranışlarımıza, önü arkası hesap edilmemiş sözlerimize, beyanlarımıza, mimiklerimize, insanlara karşı muamelelerimizdeki ve Hakk’a karşı münasebetlerimizdeki hatalarımıza bağlamalı ve hemen istiğfarla gürlemeli!..

Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Ne mutlu o kimseye ki, defterinde çok istiğfar bulunur.”

Hazreti Üstad da, “Dua ve tevekkül meyelân-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi, istiğfar ve tevbe dahi meyelân-ı şerri keser, tecavüzâtını kırar.” diyerek bu önemli hususa dikkat çekmektedir.

Bediüzzaman Hazretleri, Cenâb-ı Hakk’ın verdiği nimetleri ilân etmenin ve tahdîs-i nimette bulunmanın bazen gurura ve kibre dönüşebileceğini söyler.

Bazen de, tevazu kastıyla o nimetleri ketmetmenin küfrân-ı nimet olabileceğini hatırlatır.

Nimetleri ilan etme ya da gizleme hususunda ifrat ve tefritten kurtularak istikamet üzere olmak için, meziyet ve kemâlâtın varlığını kabul etmek fakat asla onlara sahip çıkmamak, kendine mal etmemek ve hepsinin Mün’îm-i Hakikî’nin lütufları olduğunu ikrar etmek gerektiğini vurgular.

Meseleyi daha da açmak için bir misal verir: Bir insan sana çok güzel bir elbise giydirse ve o elbise sana çok yakışsa, insanlar da, “Maşaallah, çok güzelsin, çok güzelleştin.” dese; eğer sen tevazukârâne, “Hâşâ, nerede güzellik nerede ben?”

Desen küfrân-ı nimette bulunmuş ve o güzel elbiseyi sana giydiren mahir san’atkâra karşı hürmetsizlik yapmış olursun. Eğer müftehirâne “Evet, ben çok güzelim.

Benim gibi güzel nerede var?” desen, o vakit de, mağrurâne bir fahre girmiş olursun. Îşte, hem gurur, kibir ve kendini beğenmişlikten hem de küfrân-ı nimetten kurtulmak için,

“Evet, ben güzelleştim. Fakat güzellik elbisenindir ve dolayısıyla o elbiseyi bana giydirenindir; benim değildir” demelisin.

Tahdîs-i nimet; Allah’ın nimetlerine karşı şükür duygusuyla dolmak ve O’nun lütuflarını ilan etmektir.

Bir başka ifadeyle, tahdîs-i nimet, Allah tarafından aczimize, fakrımıza merhameten ve ihtiyaçlarımıza binâen, hem de karşılıksız olarak verilen nimetleri düşünmemiz neticesinde onları bahşeden

Rabbimize karşı içimizde minnet hislerinin coşması ve bazen de bu hamd ü senâ duygusunun şükür nağmeleri olarak dudaklarımızdan dökülmesidir.

Tahdîs-i nimetin gürül gürül seslendirileceği yerler de vardır, kelâm-ı nefsiye havale edilip bir duygu seli halinde kalbe hapsedilmesi gereken yerler de.

Mesela, ümmet-i Muhammed (aleyhisselam) heyet-i içtimaiyyesiyle sesini yükselttiği zaman korodan yükselen bir ses gibi gürül gürül olmalı; fakat, şahıslar kendi mazhariyetleri ile alakalı tahdîs-i nimeti mırıldanma şeklinde dillendirmeli!..

Zaten, bizim tahmid, tesbih, tazim, takdir ve tebcil adına söylediklerimiz sadece mırıldanmadan ibaret sözlerdir; Rabbimize karşı hamd ü sena hislerimizi layıkıyla seslendirmemiz mümkün değildir; bizim yaptığımıza dense dense mırıldanma ya da heceleme denir.

Herkes tahdîs-i nimeti ve Cenâb-ı Hakk’a karşı mülahazalarını kendi vicdan enginliğine, haline, duyuşlarına ve içinde bulunduğu şartlara göre ifade eder. Abdülkadir Geylanî hazretlerinin,

“Halim Sana ayan, söze ne hâcet!” dercesine, “Allahım, halimi Senin bilmen, benim onu şerhetmeme ihtiyaç bırakmıyor; beni talepten müstağni kılıyor!”

Şeklindeki sözü ve ardından boynunu büküp iki büklüm olması gibi, bazen bir sükût bütün dua ve tazarruların, hatta ızdırar diliyle yalvarmaların bile önüne geçebilir.

Bir hadis-i şerifte, Kur’an-ı Kerim’in hüzünle indiği ve hüzünle okunması gerektiği ifade ediliyor.

Kur’an’ın hüzünle inmesini, insanın Cennet’ten indirilişi, dünya gurbeti, pek çoklarının kötü akıbeti, Allah’ın, Peygamberlerin ve Kur’an’ın insanlar tarafından layıkıyla takdir edilemeyişi, ahiret, Cennet ve Cehennem…

Gibi kalblere tesir eden gözleri yaşartan ulvî manalarla dolu şekilde inmiş olmasına ve bir de nazil olduğu zaman diliminde mü’minlerin çektiği çile ve ızdıraplara bağlayabiliriz Evet, bize yitirdiğimiz Cennet’i ve dünyadaki gurbetimizi hatırlatan

Allah Kelamı’na muhatapları açısından bakacak olursanız, Kur’an-ı Kerim’in insanlar üzerine adeta ağladığını görürsünüz. O, bir yandan Cennet’i, bir taraftan da Cehennem’i göstererek sürekli “Amanın, amanın, amanın!..” diye inlemektedir.

Aynı zamanda Kur’an mü’minleri bütün insanlığın hüznünü duymaya çağırmaktadır.

Îlahî Beyan’da raûf ve rahim olarak tavsif edilen Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) insanları ebedî hüsrandan kurtarma dâvasına o kadar gönülden bağlanmıştı ki, Kur’ân-ı Kerim, O’nun bu konudaki ızdıraplarını,

“Neredeyse sen, onlar bu söze (Kur’âna) inanmıyorlar diye üzüntünden kendini helâk edeceksin” (Kehf, 18/6) diyerek dile getirmektedir. Hem ta’dil ve tembih hem de takdir ve iltifat ifade eden bir başka ayet-i kerimede de Cenâb-ı Allah, Rasûl-ü Ekrem’ine “

Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse üzüntüden kendini yiyip tüketeceksin” (Şuara, 26/3) ve “Sen dilediğin kimseyi doğru yola eriştiremezsin, lâkin ancak Allah dilediğini doğruya ulaştırır.”

Kasas, 28/56) şeklinde hitap etmektedir. Îşte benzer ayetler mü’minlere beşerin ebedî saadetini düşünmekten kaynaklanan bir hüzün yolunu göstermektedir.

Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki; “Bu Kur'an hüzünle inmiştir. O’nu okurken ağlayın. Şayet ağlayamıyorsanız, kendinizi ağlamaya zorlayın.

” Bu tesbitten hareketle, güzel vasıfları kazanmada mebde itibarıyla sun’i ve tekellüflü adımlar tabii görülmelidir. Başlangıçta insan biraz zorlanabilir; tekellüflere girebilir.

Fakat unutmamak lâzımdır ki, her mutâvaat, tekellüfün bağrında yeşerir, gelişir, kök salar ve bir çınar haline gelir. Evet, insan tabiatının bir mesele karşısında boyun eğmesi ve onu kabullenmesi (mutâvaat), biraz zorlanma ve az sun'îliklere girme (tekellüf) sonrasında mümkün olur.

Kur’an-ı Kerim’le münasebetimiz açısından asıl mesele kalb, şuur, irade, idrak ve hislerimizle O’na yönelebilmek ve benliğimizin bütün buutlarıyla O’nu duymaya çalışmaktır.

Îşte böyle bir yöneliş ve duyuş sayesinde zamanla Allah’ın (celle celâluhu) bize hitap ettiğini hisseder, bir süre sonra da olsa suya ve ziyaya ulaşmış rüşeymler gibi yeşeririz.

Însan, Kur’an’ı duyup anlama, ondan feyz alma ve marifetle kanatlanma konusunda çıtayı yükseltmeli, himmetini yüce tutmalı ve çok yükseklere talip olmalıdır.

Allah’ın beyanından istifade etme, evrad u ezkarla Cenâb-ı Hakk’a yönelme mevzularında ciddi olan bir insan gün gelir büyük zatların duyduklarını duyabilir. Îmam Şâzelî, Abdülkadir Geylânî, Şah-ı Nakşibend,

Ahmed Bedevî misillü zatların namazda bütün zerrât-ı kâinâtı mülahazaya alarak “Sübhane rabbiye'l-azim” dedikleri ve tesbihi o enginlikte vicdanlarında duydukları gibi, o da bütün kâinâtın tesbihâtını seslendiriyormuşçasına derin hislerle dolabilir.

Nitekim Hazreti Üstad’ın, yakın talebelerinden bazılarına yıllar ve yıllar sonra –tahdîs-i nimet sadedinde– “Kardeşim! Artık ben de Hasan Şâzelî gibi kâinâtın her bir zerresinin tesbihâtını duyabiliyorum.” dediği nakledilir.

Îşte bu mazhariyet azim, gayret, mücahede ve Allah’a tam teveccühe bağlıdır.

Kur’an-ı Kerim’i hem okuma hem de dinleme mevzuunda değişik seviyeler, farklı farklı duyuş ve hissedişler vardır.

Hak rızasına ulaştıracak bir okumada, okuyan insan her şeyi nazarından silip sadece Allah’a müteveccih olmalı; dinleyenler de, ses ve nağme kime ait olursa olsun,

Kur’an’ın kendisini, ilahî kelamın mana ve muhtevasını dinlemeye çalışmalıdır. Eserlerde Kur’an-ı Kerim’i üç türlü dinlemekten bahsedilmektedir:

Mütekellim-i Ezelî’nin Rasûlü Ekrem’e tekellümünü dinler gibi; Cebrail (aleyhisselam) ile Peygamberimiz arasındaki tebliğ-tebellüğü dinler gibi, Efendimiz’in fem-i mübarekinden dinler gibi Kur’an’ı Kerim’i dinlemeye çalışmak lazımdır.

Tilavet ettiğiniz her ayeti, her sureyi Allah duyuyor, ruhâniyet-i Nebevî (aleyhissalâtu vesselâm) ona muttalî oluyor, gök sekenesi de dinliyor ve onu daha evvel temiz gönüllerin nağmeleri olarak duydukları gibi duymak istiyorlar.

Öyleyse, o senin kalbinin sesi ve soluğu olmalı; niyet ve ihlasın da kıraatine ayrı bir değer ve derinlik katmalı. Evet, bu hususta da bir konsantrasyon ve bir derinleşme lazımdır.

 Însan, söylediği sözleri kendi sesi-soluğu haline getirebildiği ölçüde arzulanan seviyeye yaklaşmış olur.



Share on Facebook! Share on Twitter! StumbleUpon

Makaleler « Manşet »

» Salavat-ı Şerife » Kutlu Zaman Dilimi Üç Aylar » Mürşidin gerekliliği - Kalp Alemi
» Îslâmî bilginin kalbi: Îlmihal » Kutlu Aynadan Kendimize Bakarken » Her Durumda Ölümü Anmanın Fazileti
» Başörtüsü, Dinin Açık Emridir » Dindarlık ve Dinî Hassasiyet » Evlilik ve Aile Hayatı
» Înayet Çağrısı » Îslam'da Evlilik Nasıl Gerçekleşir? » BÎr Müslüman Nasıl Olmalı?
» Kardeşlik Sadâkat ve Nasihat » Anne Babanın Görevleri » Günahlar ve Sevaplar
» Îsraf Ve Dini Sorumluluklarımız » Namaz Kılmayanın Hali..! » Hayatın Gayesi
» Tatil Ve Lüks Hayat » Kamil Niyetin Özellikleri » Hakiki Deryalar Damlalardan Oluşur..!
» Berat Kandili'ne Doğru » Günahlarımıza Veda Mübarek Berat Kandil'i » Îslam'da Meclis'de Konuşma,Sohbet Adabı
» Kırık Dilekçem ve Kuran-ı Kerim Hüznü » Çocuk Sevgisi Aşırı Olunca Şirk Şüphesi » Örnek Însan: Mevlana Celaleddin Rumi
» Dergah'Larda Yapılan Îslami Sohbet'in Faydaları » Ramazan-ı Şerif'in Mükemmel Müslüman 'a BereketLeri » Namaz'ın Önemi Aman Namaza Dikkat
» Kalbimizdeki Sevgi'yi Nasıl Îfade Edebiliriz..? » Hatalarımızı Ve Kusurlarımızı Araştırmanın Yolları » Aile Hayat-ı Ve Aile Sevinci
» Dini Hayatımız Ve Hassasiyet-imiz » Asker-Lik Yapmanın Önemi » Fani Dünya-da Hayret Ettiklerimiz
» Îlk Müslümanlar Akla Ahenk Veren Azim-Leri » En Mübarek Nesil..? » Mübarek Üç Aylarda Bize Düşen Görevlerimiz
» Müslüman-ı Müslüman-a Kırdıran Fitne-Lik » Mübarek Ramazan-da Îhtiyac Sahiplerine El Uzatma » Şaytan-ın Yardımıyla Çekememezlik
» Îslamiyetde Boşanmak » Dinimize Göre Evlilik Bilgileri » Ramazan-ı Şerif de Yapmamız Gerekenler
» Müjedeler Olsun Ramazan-ı Şerif Geldi » Oruçlu Îken Dikkat Etmemiz Gerekenler » Kuran-ı Kerim'in Ramazan Ayinda Înmesi
» Vesveseden,Îçimizdeki Kötü Düşüncelerden Kurtulmanın Yolları » Kerbela Yangını Hiç Sönmediki » Mübarek Rahmet Ayı ve Bizim Yaşantımız
» Bir Mükemmel Vasıf Yaşantısı » Kuran-ı Kerim'in Îndiği o Mübarek Gece » Burak'larda Bitmez Mehmet'lerde
» Cihan Üstümüze Gelse Müslüman Türk Oğlu Türk'üz Ulan » Türkün Dağı Türkmen Dağından Kara Haber Geldi » Herkez Kör Sağır Taklidi Yapıyor
» Yarın Cuma Bilmem Anlatabildimmi » Rizeli Fatihimiz Şehit Düşdü » Fatmana Argun ( yalandunya) Ablamız Vefat Vetti
» Çanakkaleyi Bilmeyen Neslimiz Olmasın » İslami Siteleri Karalamaya Hakkınız Yok » Unutmayız Unutamayızki Aziz Şehitlerimizi
» Regaip Kandilimiz Mübarek Olsun » Tek Kaygımız Var Oda Cennet Vatan » Mücadelemizden Eminmiyiz
» Nice Kandillere Kavuşmak Dileğiyle » Şükürsüz Gereksiz İşler » Ne Kadar Şer Plan Yapsanız Boş
» Edepsizler Bizden Uzak Dursun » Ben Değil Biz Olalım » Uzun Uzun Düşünme Zamanı
» Duracak Beklicek Zaman Değil » Fitne Fesat Odakları Yine Meydanda » Zamanını Bekliyoruz
» Şeytan Aramızda » ReiS Bitti Demeden Bitmez » Müslüman Kardeşim Yanlız Değilsin
» Pkk Denen Köpek Sürüsü Seninde Kökünü Kazıyacağız » Ya Biz Biz Değiliz Ya Siz Çok Değiştiniz » Sıfırlanmak Gerekiyorsa Sıfırlarız
» Devre Göre Değil Her Devirde Ok Gibiyiz » Tamamen Olamayız Belki Ama Biraz Olalım » Nasıl Zoruma Gitmesin Gardaş
» Polisimin Askerimin Yanında Devletimin Emrindeyim » Kıbrısıma Göz Diken Soysuz Köpek » Özümüze Dönüşümüzün Temeli İçin EVET
» Kudurun Sonunuz Gelecek İnşaAllah » ReiS Bu Hiç Olmadı » Şehitlerimiz Var Yeminimiz Var Başaracağız
» Kalemin Mürekkebi Moral » Müslümanlar Elbet Birlik Olacak Elbet » Müslüman İçin Aile İçi Saygı Eşlerin Hakları
» Huzur İçin Önce Kendimize Huzur Verelim » İİT Malesef Eksik Karar Aldı » Rabbimizin Rahmetinden Umut Kesmeyelim
» İllede Rabbim İçin Cihad Etmek İsterim » Birlik Olalım Demesi Çok Kolay » Bırakın Korkularınızı Ölüm Hak
» Vur Allah Aşkına Ey Mübarek Ordu » Müslüman Olarak Niye Susuyoruz » Doğu Türkistan Neresi Bilirmisiniz
» Doğu Türkistanı Yanlız Bırakamayız » Son Neferimize Kadar Türkistan » Küffar Birlik Müslümanlar Dağınık
» Rabbim Vaadinden Dönmez » Doğu Türkistan Vicdan Konvoyunu Destekliyor » Birlik Vaktidir Uyanık Olalım
» Menzil Belli Hedef Belli » Doğu Türkistan İslam Devleti » Doğu Türkistan Sevdamız
» Biz Doğu Türkistanın Evlatlarıyız
*

Yorumlar

Yorum seçenekleri bu makale için kapatıldı.

Sesli Düşününce

Efendimiz (S.A.V) Sevinince Toprağa, Üzülünce Göğe Bakarmış. Yerde Tevazu, Gökte Ferahlık Vardır.

Hz.Muhammed(S.A.V)

Cevşenül Kebir Dua

Kuranı Kerim Meali

YAZILI MEAL

Türkçe Kuranı Kerim Meali Almanca Kuranı Kerim Meali

ıngilizce Kuranı Kerim Meali

SESLı MEAL

Türkçe Kuranı Kerim Meali Almanca Kuranı Kerim Meali

ıngilizce Kuranı Kerim Meali Arapça Kuranı Kerim Meali

Rusça Kuranı Kerim Meali Fransızca Kuranı Kerim Meali

Namaz Vakitleri

ımsak
3:30
Güneş
5:31
Öğle
13:16
ıkindi
17:13
Akşam
20:49
Yatsı
22:38