Kullanıcı Adı:  Üye Olacağım
Şifre:  Şifremi Unuttum!
Hatırla?  

15 Jul 2010 Hicretin Îkinci Senesinin Diğer Mühim Hâdiseleri

Hicretin Îkinci Senesinin Diğer Mühim Hâdiseleri


Ramazan orucunun farz kılınması

Ramazan orucu, Kıblenin Kâbe tarafına çevrilişinden bir ay sonra, Pegamberimizin Medineye hicretinin 18. ayının başlarında, Şaban ayında farz kılındı. Bu hususta indirilen âyetlerde meâlen şöyle buyruldu:

Ey îmân edenler! Oruç, sizden evvelki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındıtâ ki günahtan sakınıp takvâya eresiniz.

O Ramazan ayı ki, insanlara doğru yolu gösteren, ap açık hidâyet delillerini taşıyan ve hak ile bâtılın arasını ayıran Kurân, o ayda indirilmiştir. Kim bu aya erişirse orucunu tutsun. Bu ayda hasta olan veya yolda bulunan, tutamadığı günler kadar, başka günlerde oruç tutsun. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Tâ ki güçlük çekmeden oruç günlerinizi tamamlayın, sizi doğru yola iletmesinden dolayı Allahı tekbir ve tâzim edinböylece Onun nimetlerine şükretmiş olursunuz.1

Ramazan orucu, Îslâm dininin beş şartından biridir.

Îbni Ömer (r.a.), Resûlullah Efendimizin bu hususta şöyle buyurduğunu bildirir:

Îslâm beş şey üzerine kuruldu:

1. Allahtan başka ilâh olmadığına ve Muhammedin Onun Resûlü olduğuna şehadet getirmek,

2. Namaz kılmak,

3. Zekât vermek,

4. Haccetmek,

5. Ramazan orucunu tutmak1

Sadaka-ı fıtrın vâcib kılınması

Bu senenin Ramazan ayının sonlarına doğru sadaka-ı fıtır vermek vâcib oldu.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, küçük büyük, hür köle, erkek kadın her zengin Müslüman için kuru hurmadan bir sa (1040 dirhem)2 veya arpadan bir sa veya kuru üzümden bir sa veya buğdaydan bir müd (yarım sa) fıtır sadakası ayrılıp, bunun bayram namazından önce yoksullara verilmesini emretti.



Îlk bayram namazının kılınması

Şevvâl hilâli görülüp, sabahleyin güneş yükselince, Resûl-i Ekrem Efendimiz oruçlarını açmalarını ve bayram namazına çıkmalarını Müslümanlara emretti. Sonra da onlarla birlikte bayram namazı kılmak üzere namazgâha çıktı. Hutbeden önce, ezânsız ve kametsiz olarak cemâatle bayram namazı kılındı.

Nebiyyi-i Muhterem Efendimiz Medineye teşrif buyurdukları zaman, Medinelilerin iki mahallî bayramı vardı. Peygamber Efendimiz onlara, Allah Resûlü size onlardan daha hayırlı olmak üzere Fıtır [Ramazan] ve Kurban Bayramı günlerini verdi buyurdu.3

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, bayram namazlarını namazgâhta kılardı. Medinenin namazgâhı, şehrin şark kapısı üzerindeydi.

Peygamber Efendimiz, bayram namazı kılmak üzere namazgâha yürüyerek giderdi. Bayram namazına bir yoldan gider, başka bir yoldan dönerdi. Ramazan Bayramı namazına çıkmadan önce bir şeyler yerlerdi. Ekseriya bunlar, bir kaç hurma olurdu.



Zekâtın farz kılınması

Zekât, Hicretin ikinci yılında Ramazan orucunun farz kılınmasından ve fıtır sadakasının vâcip kılınışından sonra farz kılındı.

Zekât, zengin Müslümanların yıldan yıla belli ölçüsüne göre mallarının bir kısmını zekât niyetiyle ayırıp lâyık olanlara vermelerinden ibaret mâli bir ibâdettir.

Zekât, Îslâm dininin beş temel esasından biridir. Kurân-ı Kerimle (Nur, 56; Müzemmil, 20; Hac, 78; Bakara, 110) emredilmiştir. Kurân-ı Kerimde 32 yerde namazla birlikte zikredilmiştir.

Bir hâdis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

Her gün, her sabah iki melek inip birisi: Yâ Rab! Zekât ve sadakasını vererek, malını Allah rızası için harcayana, harcadığının yerine yenisini ver der. Diğeri de: Yâ Rab! Zekât ve sadaka hakkını ödemeyerek malını sıkana da malını telef et der!1



Hz. Rukiyyenin vefâtı

Peygamber Efendimizin Hz. Osmanla evli kerimeleri Hz. Rukiyye Bedir Seferi sırasında hastalanmıştı. Hz. Osman, Peygamber Efendimizin emriyle ona bakmak üzere Medinede kalmış, Bedire gidememişti. Zeyd bin Hârise Hazretleri, Bedir Zaferinin haberini Medineye getirdiği sırada Hz. Rukiyye vefât etmişti.

Onu Ümmü Eymen yıkadı. Hz. Osman cenaze namazını kıldırdı ve Bakî Kabristanına defnetti.

Hz. Rukiyye, Resûl-i Ekrem Efendimiz otuz üç yaşlarında bulundukları sırada, Hz. Zeynebden sonra doğan kerimeleridir. Annesi Hz. Hâtice ile birlikte Müslüman olmuştu. Daha sonra Hz. Osman ile evlenmişti. Resûl-i Ekrem Efendimiz, onların beraber hicret ettiklerini görünce, Osman Lûttan (a.s.) sonra, Allah yolunda, âilesi ile birlikte hicret edenlerin ilkidir1 buyurmuştu.



Ebudderdânın Müslüman olması

Abdullah bin Ravahâ (r.a.) öteden beri Ebudderdanın kardeşliği idi. Bir gün, eline keseri alıp Ebudderdanın evindeki putunu kırdı. Ebudderda evine döndüğü zaman hanımı durumu ona haber verdi. Bunun üzerine Ebudderda düşünmeye başladı ve kendi kendine, Eğer, bu putta bir keramet olsaydı, kendisini korurdu dedi. Sonra da Müslüman olmak için Peygamberimizin yanına gitti.

Abdullah bin Ravâha, uzaktan onun geldiğini görünce, Yâ Resûlallah! Gelen Ebudderdadır. Herhalde bizi görmeye geliyor! dedi.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, O Müslüman olmak için geliyor. Çünkü Rabbim, Ebudderdanın Müslüman olacağını bana bildirmişti buyurdu.

Huzura varan Ebudderda, orada Müslüman oldu. Ev halkı, kendisinden önce Müslüman olmuşlardı.2



Hz. Fâtıma ve Hz. Alinin evlenmesi

Hz. Fâtıma, Resûl-i Ekrem Efendimizin Medineye teşriflerinden 5 ay sonra Recep ayında Hz. Ali ile nikâhlandı. Hicretin 2. yılında Bedir Gazâsından sonra, Zilhicce ayında da evlendiler.

Hz. Fâtıma, Resûl-i Kibriyâ Efendimizin en küçük kızı ve kızlarının en sevgilisi idi. Peygamber Efendimiz, bir gazâdan veya bir seferden geldiği zaman ilk önce mescide gidip iki rekât namaz kılar, sonra Hz. Fâtımaya uğrar, daha sonra da Ezvâc-ı Tâhiratın yanına giderdi.3

Hz. işe (r.a.) der ki: Ben, Fâtıma kadar sözü ve konuşması, Resûlullaha benzeyen bir kimse görmedim. Fâtıma, girdiği zaman, Resûlullah onu şefkatle karşılar, Hoş geldin diyerek selâmlardı.

Ben, Fâtımadan daha doğru sözlü bir kimse de görmedim.1

Hz. Fâtımanın (r.a.) yürüyüşü de Nebiyy-i Muhterem Efendimizin yürüyüşüne benzerdi.

Bir gün, Hz. işeye, Însanların, Resûlullaha en sevgili olanı kimdi? diye soruldu.

Hz. işe, Fâtıma idi dedi.

Erkeklerden kimdi? diye sordular.

Fâtımanın kocası cevabını verdi.2



Peygamberimiz, kızı Hz. Zeynebi Mekkeden getiriyor

Bedir esirleri arasında Peygamberimizin damadı ve Hz. Zeynebin kocası Ebû s bin Rebide bulunuyordu. Bedir Harbi esirleri konusunda bahsettiğimiz gibi, Ebû s serbest bırakılınca Mekkeye gitti. Daha önce Hz. Zeynebin hicret etmesine mâni olan Ebû s bu sefer kendisini serbest bıraktı.

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz de, Bedir Harbinden bir ay veya bir aya yakın bir zaman sonra Zeyd bin Hârise ile Ensardan bir zatı göndererek Hz. Zeynebi Mekkeden getirtti.3

Muhacir Müslümanlardan faziletli bir zat olan Osman bin Mazun vefât etti. Bakî Kabristanına, Muhacir Müslümanlardan ilk defnedilen bu zâttır.



Îlk Kurban Bayramı namazı kılınması

Peygamber Efendimiz, Zilhiccenin dokuzunda Sevik Gazasından dönerek Medineye kavuşmuştu. Ertesi günü, yani Zilhiccenin 10. günü Müslümanlarla birlikte namazgâha çıktı. Ezansız ve kametsiz olarak iki rekât Kurban Bayramı namazı kıldırdı. Namazdan sonra bir hutbe irâd etti. Bu hutbelerinde, kurban kesmelerini Müslümanlara emretti. Kendileri de iki kurban kesti.

Satın aldığı semiz, boynuzlu beyaz koçtan birini keserken, Allahım! Bu senin birliğine ve senden bana gelenlere şehâdet eden bütün ümmetim namınadır dedi.

Îkincisini keserken de şöyle buyurdu:

Allahım! Bu da, Muhammed ve Muhammedin ev halkı içindir. Bundan, kendileri, ev halkı ve yoksullar yediler.1

Îslâmda ilk Kurban Bayramı budur!

Share on Facebook! Share on Twitter! StumbleUpon

Makaleler « Medine Hayatı »

» Vefatı » Kaynak » Hicretin Onuncu Senesi
» Veda Haccı » Hicretin Dokuzuncu Senesi » Huneyn Muharebesi
» Hicretin Sekizinci Senesi » Mekke'nin Fethi » Hicretin Altıncı Senesi
» Hicretin Yedinci Senesi » Hendek Savaşı » Hicretin Beşinci Senesi
» Hicretin Dördüncü Senesi » Bedir Muharebesi » Hicretin Îkinci Senesinin Diğer Mühim Hâdiseleri
» Hicretin Üçüncü Senesi » Hicretin Îkinci Senesi » Hicretin Birinci Senesi