Kullanřcř Adř:  ▄ye Olaca­řm
Ůifre:  Ůifremi Unuttum!
Hatřrla?  

13 Jul 2010 12-YUSUF:

12-YUSUF:

1 - Elif, L├óm, R├ó. ├Ä┼čte bunlar sana o a├ž─▒k se├žik kitab─▒n ├óyetleridir.

2 - Muhakkak ki, biz onu anlayas─▒n─▒z diye Arap├ža bir kitap olarak indirdik.

3 - Sana bu Kur'├ón'─▒ vahyetmekle biz, sana k─▒ssalar─▒n en g├╝zelini anlat─▒yoruz. Ger├žek ┼ču ki, daha ├Ânce senin bundan hi├ž haberin yoktu.

4 - Hani bir vakitler Yusuf, babas─▒na demi┼čti ki: "Babac─▒─č─▒m, ben r├╝yada onbir y─▒ld─▒zla g├╝ne┼či ve ay─▒ bana secde ederken g├Ârd├╝m."

5 - (Babas─▒) "Yavrucu─čum! "dedi, "r├╝yan─▒ karde┼člerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurarlar. ├ç├╝nk├╝ ┼čeytan insan─▒n a├ž─▒k├ža d├╝┼čman─▒d─▒r."

6 - "Ve i┼čte b├Âyle, Rabbin seni se├žecek ve sana r├╝ya tabirinden bilgiler ├Â─čretecek. Bundan ├Ânce atalar─▒n ├Äbrahim'e ve ├Äshak'a tamamlad─▒─č─▒ gibi, nimetini hem sana, hem de Yakup soyuna tamamlayacakt─▒r. Muhakkak ki, Rabbin al├«mdir, hak├«mdir."

7 - Andolsun ki, Yusuf ve karde┼čleri k─▒ssas─▒nda soranlara ibret alacak ├óyetler vard─▒r.

8 - Hani demi┼člerdi ki: "Yusuf ve karde┼či (B├╝nyamin) babam─▒za bizden daha sevgili, biz ise g├╝├žl├╝ ve tutkun bir grubuz. Do─črusu, babam─▒z belli ki, ├žok a├ž─▒k bir yan─▒lg─▒ i├žindedir."

9 - "Yusuf'u ├Âld├╝r├╝n, ya da bir yere at─▒n ki, baban─▒z─▒n y├╝z├╝ (sevgisi) size kals─▒n, sonra yine salih bir kavim olursunuz."

10 - ├Ä├žlerinden bir s├Âz sahibi ┼č├Âyle dedi: "Yusuf'u ├Âld├╝rmeyin, bir kuyunun dibine b─▒rak─▒n da ordan ge├žen kafilenin biri onu bulup als─▒n. E─čer yapacaksan─▒z b├Âyle yap─▒n."

11 - Dediler ki: "Ey babam─▒z! Sen bize Yusuf i├žin neden g├╝venmiyorsun? Halbuki biz onun iyili─čini istiyoruz."

12 - "Yar─▒n onu bizimle beraber g├Ânder de gezsin, oynas─▒n. Kesinlikle biz onu koruruz."

13 - Babalar─▒ dedi ki: "Onu g├Ât├╝rmeniz beni ├╝zer, korkar─▒m ki onu kurt yer de sizin haberiniz bile olmaz."

14 - Dediler ki: "Vallahi biz b├Âyle g├╝├žl├╝ kuvvetli bir topluluk iken, buna ra─čmen onu kurt yerse, o zaman biz kesinlikle h├╝srana u─črayanlardan olmu┼č oluruz."

15 - Nihayet karde┼čleri, Yusuf'u al─▒p g├Ât├╝rd├╝ler ve kuyunun dibine b─▒rakmaya topluca karar verdiler. Biz de ona ┼č├Âyle vahyettik: "Andolsun ki, sen onlara ilerde hi├ž beklemedikleri bir s─▒rada bu yapt─▒klar─▒n─▒ haber vereceksin".

16 - Ve yats─▒ vakti, a─člayarak babalar─▒na geldiler.

17 - Dediler ki: "Ey babam─▒z! Biz gittik, aram─▒zda yar─▒┼č yap─▒yorduk. Yusuf'u da e┼čyam─▒z─▒n yan─▒na b─▒rakm─▒┼čt─▒k. Bir de bakt─▒k ki, onu kurt yemi┼č. ┼ču anda biz do─čru da s├Âylesek, yine de sen bize inanacak de─čilsin."

18 - Bir de g├Âmle─činin ├╝zerinde yalandan bir kan getirmi┼člerdi. Babalar─▒ dedi ki: "Hay─▒r, nefisleriniz aldatm─▒┼č da size bir i┼č yapt─▒rtm─▒┼č. Art─▒k bana g├╝zel bir sab─▒r gerekiyor. Bu anlatt─▒klar─▒n─▒za kar┼č─▒l─▒k yard─▒m─▒na s─▒─č─▒n─▒lacak olan ancak Allah'd─▒r."

19 - Daha sonra bir kafile gelmi┼č, sucular─▒n─▒ da g├Ândermi┼člerdi. Vard─▒, kovas─▒n─▒ kuyuya sald─▒, "M├╝jde hey, m├╝jde! ├Ä┼čte bir ├žocuk!" dedi. Ve onu sat─▒l─▒k bir mal olarak gizleyip korudular. Allah ise onlar─▒n ne yapacaklar─▒n─▒ biliyordu.

20 - Ve onu d├╝┼č├╝k bir de─čerle birka├ž dirheme satt─▒lar. Ona fazla ├Ânem vermemi┼člerdi.

21 - Onu sat─▒n alan M─▒s─▒rl─▒, e┼čine dedi ki: "Buna g├╝zel bak. Bize faydal─▒ olabilir, ya da evlat ediniriz." Yusuf'u b├Âylece oraya yerle┼čtirdik. Ona r├╝yalar─▒n tabirini de ├Â─črettik. Allah emrinde galiptir. Fakat insanlar─▒n ├žo─ču bunu bilmezler.

22 - O, tam erginlik ├ža─č─▒na gelince, kendisine ilim ve h├╝k├╝m verdik. ├Ä┼čte biz, g├╝zel i┼č yapanlar─▒ b├Âyle m├╝kafatland─▒r─▒r─▒z.

23 - Derken, evinde bulundu─ču han─▒m, onun nefsinden murad al─▒p yararlanmak istedi. Kap─▒lar─▒ kilitledi ve "Haydi beri gel!" dedi. Yusuf: "Allah'a s─▒─č─▒n─▒r─▒m! Muhakkak ki, o (kocan), benim efendim, bana ├žok g├╝zel bakt─▒. Do─črusu zalimler hi├ž iflah olmazlar" dedi.

24 - O han─▒m, ona ger├žekten niyeti bozmu┼čtu. E─čer Rabbinin burhan─▒n─▒ g├Ârmese idi. Yusuf da ona ├Âzenip gitmi┼čti. Asl─▒nda ondan fuh┼ču ve fenal─▒─č─▒ uzak tutal─▒m diye b├Âyle olmu┼čtu. ├ç├╝nk├╝ o bizim ihlasa erdirilmi┼č kullar─▒m─▒zdan biriydi.

25 - ├Äkisi de kap─▒ya ko┼čtular. Han─▒m, onun g├Âmle─čini arkadan y─▒rtt─▒. Ve kap─▒n─▒n yan─▒nda han─▒m─▒n efendisiyle kar┼č─▒ kar┼č─▒ya geldiler. Han─▒m hemen dedi ki: "Senin e┼čine fenal─▒k yapmak isteyenin cezas─▒, zindana at─▒lmaktan veya ac─▒ bir azaba u─črat─▒lmaktan ba┼čka ne olabilir?"

26 - Yusuf: "kendisi benden yararlanmak istedi" dedi. Han─▒m─▒n akrabas─▒ndan biri de ┼č├Âyle ┼čahitlik etti: "E─čer g├Âmle─či ├Ânden y─▒rt─▒lm─▒┼č ise han─▒m do─čru s├Âylemi┼čtir, o zaman bu, yalanc─▒lardand─▒r."

27 - "Yok e─čer g├Âmle─či arkadan y─▒rt─▒lm─▒┼č ise han─▒m yalan s├Âylemi┼čtir, o zaman bu do─čru s├Âyleyenlerdendir."

28 - Ne zaman ki, g├Âmle─čin arkadan y─▒rt─▒lm─▒┼č oldu─čunu g├Ârd├╝, o zaman dedi ki: "Bu i┼č, siz kad─▒nlar─▒n tuza─č─▒ndand─▒r. Ger├žekten de sizin tuza─č─▒n─▒z ├žok b├╝y├╝kt├╝r".

29 - "Yusuf! Sak─▒n sen bundan bahsetme! Kad─▒n! Sen de g├╝nah─▒ndan dolay─▒ isti─čfar et. Sen ger├žekten g├╝nahkarlardan oldun".

30 - ┼×ehirde baz─▒ kad─▒nlar da "Azizin kar─▒s─▒, delikanl─▒s─▒ndan murad almaya kalkm─▒┼č, sevgi y├╝re─čini yak─▒p kavuruyormu┼č, g├Âr├╝yoruz ki, kad─▒n ├ž─▒ld─▒rm─▒┼č besbelli..." dediler.

31 - Azizin kar─▒s─▒, onlar─▒n gizliden gizliye dedikodu yayd─▒klar─▒n─▒ i┼čitince, onlara davet├ži g├Ânderdi ve onlara m├╝kellef bir sofra haz─▒rlad─▒. Her birine bir b─▒├žak verdi, beri taraftan da Yusuf'a "├ž─▒k kar┼č─▒lar─▒na" dedi. G├Âr├╝r g├Ârmez hepsi onu g├Âzlerinde ├žok b├╝y├╝tt├╝ler ve (┼ča┼čk─▒nl─▒kla) ellerini kestiler. Dediler ki: "H├ó┼č├ó! Allah i├žin, bu bir insan de─čil, olsa olsa y├╝ce bir melektir."

32 - "├Ä┼čte" dedi, "bu g├Ârd├╝─č├╝n├╝z, beni hakk─▒nda k─▒nad─▒─č─▒n─▒z (gen├žtir). Yemin ederim ki, ben bunun nefsinden yararlanmak istedim de o, namuslu davrand─▒. Yine yemin ederim ki, emrimi yerine getirmezse, muhakkak zindana at─▒lacak ve kesinlikle zelillerden olacakt─▒r".

33 - Yusuf dedi ki: "Ey Rabbim! Zindan bana, bunlar─▒n beni davet ettikleri ┼čeyden daha sevimlidir. E─čer sen, bu kad─▒nlar─▒n tuzaklar─▒n─▒ benden uzak tutmazsan, ben onlar─▒n tuza─č─▒na d├╝┼čerim ve cahillik edenlerden olurum".

34 - Bunun ├╝zerine Rabbi, onun duas─▒n─▒ kabul buyurdu da ondan onlar─▒n tuzaklar─▒n─▒ bertaraf etti. Muhakkak ki O, evet O, hakkiyle i┼čiten, hakkiyle bilendir.

35 - Bu kadar delili g├Ârd├╝kleri halde, sonra yine de Yusuf'u bir s├╝re i├žin zindana atma d├╝┼č├╝ncesi a─č─▒r bast─▒.

36 - Zindana onunla birlikte iki delikanl─▒ daha girdi. Birisi dedi ki: "R├╝yada kendimi ┼čarap s─▒karken g├Ârd├╝m". ├ľteki de dedi ki: "Ben de ba┼č─▒m─▒n ├╝st├╝nde ekmek ta┼č─▒d─▒─č─▒m─▒, ku┼člar─▒n da ondan yedi─čini g├Ârd├╝m. Bize bunun yorumunu haber ver. ├ç├╝nk├╝ biz seni iyilik edenlerden g├Âr├╝yoruz."

37 - Yusuf dedi ki: "Size yiyecek olarak verilecek bir yemek gelmeden ├Ânce onun tabirini size bildiririm. Bu, Rabbimin bana ├Â─čretti─či ilimlerdendir. ├ç├╝nk├╝ ben Allah'a inanmayan ve ahireti ink├ór eden bir kavmin dinini terkettim."

38 - "Atalar─▒m ├Äbrahim, ├Äshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a hi├žbir ┼čeyi ortak tutmam─▒z olmaz. Bu, bize ve insanlara Allah'─▒n bir lutfudur. Fakat insanlar─▒n ├žo─ču ┼č├╝kretmezler."

39 - "Ey benim zindan arkada┼člar─▒m! Ayr─▒ ayr─▒ bir├žok tanr─▒lar m─▒ daha hay─▒rl─▒, yoksa her┼čeye hakim ve galip olan bir tek Allah m─▒?"

40 - "Sizin Allah'─▒ b─▒rak─▒p da o tapt─▒klar─▒n─▒z, sizin ve atalar─▒n─▒z─▒n uydurdu─ču birtak─▒m isimlerden ba┼čka bir ┼čey de─čildir. Bunlara tapman─▒z i├žin Allah hi├žbir delil indirmi┼č de─čildir. H├╝k├╝m ancak Allah'a aittir: O, size, kendisinden ba┼čkas─▒na tapmaman─▒z─▒ emretti. ├Ä┼čte dosdo─čru din budur. Fakat insanlar─▒n ├žo─ču bunu bilmezler."

41 - "Ey benim zindan arkada┼člar─▒m! Biriniz efendisine yine ┼čarap sunacak. Di─čeri de as─▒lacak, ku┼člar ba┼č─▒ndan yiyecekler. ├Ä┼čte ├Â─črenmek istedi─činiz i┼č b├Âylece halloldu."

42 - Yusuf, hapisten kurtulaca─č─▒na inand─▒─č─▒ o ikiden birine dedi ki: "Beni efendinin yan─▒nda an". (Benden s├Âz et ki, beni kurtars─▒n). Fakat ┼×eytan, ona, efendisinin yan─▒nda anmay─▒ unutturdu. Bu y├╝zden Yusuf, daha y─▒llarca zindanda kald─▒.

43 - Bir g├╝n melik (h├╝k├╝mdar) dedi ki: "Ben r├╝yamda yedi c─▒l─▒z ine─čin yedi semiz ine─či yedi─čini ve yedi ye┼čil ba┼čakla yedi kuru ba┼čak g├Âr├╝yorum. Ey ileri gelenler! Siz r├╝ya tabir edebiliyorsan─▒z benim bu r├╝yam─▒n tabirini bana bildirin."

44 - Dediler ki: "R├╝ya dedi─čin ┼čey karmakar─▒┼č─▒k hayallerdir. Biz ise b├Âyle kar─▒┼č─▒k hayallerin yorumunu bilemeyiz."

45 - O ikiden kurtulmu┼č olan─▒ nice zamandan sonra hat─▒rlad─▒ da dedi ki: "Ben size o r├╝yan─▒n tabirini haber veririm, hemen beni g├Ânderin."

46 - "Ey Yusuf, ey do─čru s├Âzl├╝! Bize ┼čunu hallet: Yedi semiz ine─či, yedi c─▒l─▒z inek yiyor. Ve yedi ye┼čil ba┼čakla di─čer yedi kuru ba┼čak. Umar─▒m ki, o insanlara do─čru cevap ile d├Ânerim, onlar da (senin kadrini) bilirler."

47 - Dedi ki: "Yedi sene eskisi gibi ekeceksiniz, bi├žtiklerinizi ba┼ča─č─▒nda b─▒rak─▒n─▒z, biraz yiyece─činizden ba┼čka. "

48 - "Sonra onun arkas─▒ndan yedi kurak sene gelecek, ├Ânceki biriktirdiklerinizin biraz saklayaca─č─▒n─▒zdan ba┼čkas─▒n─▒ yiyip bitirecek."

49 - "Sonra da onun arkas─▒ndan ya─č─▒┼čl─▒ bir sene gelecek ki, halk onda s─▒k─▒nt─▒dan kurtulacak, (├╝z├╝m, zeytin gibi mahs├╝lleri) s─▒k─▒p faydalanacak."

50 - O h├╝k├╝mdar "Onu bana getirin" dedi. Emir ├╝zerine Yusuf'a g├Ânderilen adam yan─▒na gelince, Yusuf ona dedi ki: "Haydi efendine geri d├Ân de, ona sor bakal─▒m, o ellerini kesen kad─▒nlar─▒n maksatlar─▒ ne imi┼č? Hi├ž ┼č├╝phe yok ki, Rabbim, onlar─▒n oyunlar─▒n─▒ ├žok iyi bilir."

51 - H├╝k├╝mdar, o kad─▒nlara "Derdiniz neydi ki, o vakit Yusuf'un nefsinden murad almaya kalkt─▒n─▒z?" dedi. Onlar "H├ó┼č├ó, Allah i├žin, biz onun aleyhinde hi├žbir fenal─▒k bilmiyoruz" dediler. Aziz'in, kar─▒s─▒ da: "┼×imdi hak ve hakikat oldu─ču gibi ortaya ├ž─▒kt─▒. Asl─▒nda onun nefsinden ben murad almak istedim. O ise ┼čeksiz ┼č├╝phesiz do─črulardand─▒r" dedi.

52 - (Yusuf dedi ki): ├Ä┼čte bu ┼čunun i├žindir: Bilsin ki, ben ona arkas─▒ndan hainlik etmedim. Ger├žekten Allah hainlerin hilesini ba┼čar─▒ya ula┼čt─▒rmaz.

53 - Ben yine de nefsimi temize ├ž─▒karm─▒yorum. ├ç├╝nk├╝ nefis ┼čiddetle k├Ât├╝l├╝─č├╝ emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yarl─▒─čad─▒─č─▒ m├╝stesna. Muhakkak ki, Rabbim ba─č─▒┼člay─▒c─▒ ve merhametlidir.

54 - H├╝k├╝mdar dedi ki: "Onu bana getirin, kendime tahsis edeyim." Sonra onunla konu┼čunca da: "Sen bug├╝n yan─▒m─▒zda ger├žekten b├╝y├╝k bir mevki sahibisin, g├╝venilir birisin" dedi.

55 - O da, ona dedi ki: "Beni bu ülkenin hazineleri üzerine getir. Çünkü iyi korurum, iyi bilirim."

56 - Ve i┼čte biz b├Âylece Yusuf'u o yerde temkin ettik (yerle┼čtirdik). Neresinde isterse orada makam tutuyordu. Biz rahmetimizi diledi─čimize nasip ederiz. Ve iyilik edenlerin m├╝kafat─▒n─▒ zayi etmeyiz.

57 - ├Äman edip takva yolunu tutanlar i├žin elbette ahiret m├╝kafat─▒ daha hay─▒rl─▒d─▒r.

58 - (Bir g├╝n) Yusuf'un karde┼čleri ├ž─▒kageldiler ve onun yan─▒na girdiler. O, onlar─▒ g├Âr├╝r g├Ârmez tan─▒d─▒, oysa onlar onu tan─▒yamam─▒┼člard─▒.

59 - Ne zaman ki onlar─▒n b├╝t├╝n haz─▒rl─▒klar─▒n─▒ tamamlad─▒, o zaman dedi ki: "Baban─▒zdan olan ├Âb├╝r karde┼činizi de bana getirin. G├Âr├╝yorsunuz ya, ben ├Âl├že─či tam ├Âl├ž├╝yorum ve ben konukseverlerin en hay─▒rl─▒s─▒y─▒m."

60 - "Siz e─čer onu bana getirmezseniz, bir daha size hi├ž kile yok, (bir ├Âl├žek bile zahire alamazs─▒n─▒z) yan─▒ma da yakla┼čmay─▒n".

61 - Dediler ki: "Onun i├žin babas─▒ndan izin almaya ├žal─▒┼čaca─č─▒z. Her h├ól├╝ k├órda bunu yapaca─čz."

62 - Yusuf bir taraftan da adamlar─▒na tenbih etti: "Sermayelerini y├╝klerinin i├žine koyuverin, belki ailelerinin yan─▒na d├Ân├╝nce fark─▒na var─▒rlar ve belki yine gelirler" dedi.

63 - B├Âylece d├Ân├╝p babalar─▒na geldikleri vakit, dediler ki: "Ey babam─▒z! Bizden ├Âl├žek menedildi (bize zahire verilmeyecek). Bu kere karde┼čimizi de bizimle g├Ânder ki, ├Âl├žek alabilelim. Biz onu kesinlikle koruyaca─č─▒z."

64 - Babalar─▒ dedi ki: "Ben onu size nas─▒l emanet ederim? Ya bundan ├Ânce karde┼čini emanet etti─čimde olan gibi olursa! En hay─▒rl─▒ koruyucu Allah'd─▒r ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir."

65 - Derken y├╝klerini a├žt─▒lar ve sermayelerini kendilerine geri verilmi┼č olarak buldular. Dediler ki: "Ey babam─▒z! Daha ne isteriz? ├Ä┼čte sermayelerimiz de bize iade edilmi┼č. Bununla yine ailemize zahire al─▒r getiririz, karde┼čimizi de koruruz, ├╝stelik bir y├╝k daha fazla zahire al─▒r─▒z. Zaten bu ald─▒─č─▒m─▒z pek az bir zahiredir."

66 - Babalar─▒ dedi ki: "Hepiniz ├žaresiz kalmad─▒k├ža onu bana mutlaka getirece─činize dair Allah'dan bir yemin vermedik├že, onu, kesinlikle sizinle g├Ândermem". Onlar da Allah'a and i├žerek babalar─▒na s├Âz verince, babalar─▒ dedi ki: "Bu s├Âylediklerinize Allah vekildir".

67 - Ve dedi ki: "Ey yavrular─▒m! (┼čehre) hepiniz bir kap─▒dan girmeyin de ayr─▒ ayr─▒ kap─▒lardan girin. Ger├ži ben ne yapsam, Allah'─▒n takdirini sizden engelleyemem. H├╝k├╝m yaln─▒zca Allah'─▒nd─▒r. Onun i├žin b├╝t├╝n tevekk├╝l edenler O'na tevekk├╝l etmelidirler."

68 - Ne zaman ki, ┼čehre vard─▒lar, o zaman babalar─▒n─▒n kendilerine emretti─či ┼čekilde girdiler. (Ger├ži bu ┼čekilde girmeleri) onlar hak─▒nda Allah'─▒n takdir etti─či hi├žbir ┼čeyi ├Ânleyemezdi, bu sadece Yakub'un i├žinden ge├žirdi─či bir iste─čin yerine getirilmesi oldu. ┼×├╝phesiz o, ilim sahibiydi, ├ž├╝nk├╝ ona biz ├Â─čretmi┼čtik. Fakat insanlar─▒n ├žo─ču bunu bilmezler.

69 - Yusuf'un yan─▒na girdikleri vakit, o, karde┼čini (B├╝nyamin'i) yan─▒nda al─▒koydu. Dedi ki: "Bilesin, ben, senin karde┼činim! ├Ä┼čte bundan dolay─▒ onlar─▒n yapacaklar─▒na sak─▒n ├╝z├╝lme!"

70 - Sonra onlar─▒n b├╝t├╝n haz─▒rl─▒klar─▒n─▒ g├Âr├╝nce, su kab─▒n─▒ karde┼činin y├╝k├╝n├╝n i├žine koydu. Sonra bir tellal ┼č├Âyle ba─č─▒rd─▒: "Hey kervan! Siz h─▒rs─▒zs─▒n─▒z, h─▒rs─▒z!"

71 - Bunlara d├Ând├╝ler de dediler ki: "Ne ar─▒yorsunuz?

72 - Onlar da dediler ki: "H├╝k├╝mdar─▒n su kab─▒n─▒ ar─▒yoruz. Onu bulup getirene bir y├╝k zahire var. ├ťstelik o tas bana zimmetlidir".

73 - "Allah'a yemin ederiz ki," dediler, "Muhakkak siz de anlam─▒┼čs─▒n─▒zd─▒r ya, biz buraya fesat ├ž─▒karmak i├žin gelmedik. Biz h─▒rs─▒z da de─čiliz."

74 - "Peki yalanc─▒ ├ž─▒karsan─▒z onun (h─▒rs─▒zl─▒k edenin) cezas─▒ nedir?" dediler.

75 - "Kimin y├╝k├╝nde ├ž─▒karsa, o kendisi onun cezas─▒d─▒r. Biz zalimlere i┼čte b├Âyle ceza veririz."

76 - Bunun ├╝zerine Yusuf, karde┼činin e┼čyalar─▒ndan ├Ânce onlar─▒n e┼čyalar─▒n─▒ aramaya ba┼člad─▒. Sonra su kab─▒n─▒ karde┼činin y├╝k├╝n├╝n i├žinden ├ž─▒kard─▒. ├Ä┼čte Yusuf'a biz b├Âyle bir oyun ├Â─črettik. Melikin kanunlar─▒na g├Âre, karde┼čini al─▒koymas─▒na imkan yoktu. Ancak Allah dilerse o ba┼čka. Biz diledi─čimizi derecelerle y├╝kseltiriz. Ve her bilgi sahibinin ├╝st├╝nde bir ba┼čka bilen vard─▒r.

77 - Dediler ki: "E─čer o ├žalm─▒┼čsa, daha ├Ânce bunun karde┼či de ├žalm─▒┼čt─▒". O vakit Yusuf bunu i├žine att─▒, onlara hi├ž belli etmeden: "Siz ├žok fena bir mevkidesiniz, ne s─▒fat verdi─činizi Allah ├žok iyi biliyor" dedi.

78 - Dediler ki: "Ey vezir! Emin ol ki, bunun ├žok ya┼čl─▒ bir babas─▒ var. Onun i├žin yerine birimizi al. Ger├žekten de biz seni iyilik edenlerden g├Âr├╝yoruz."

79 - O dedi ki: "E┼čyam─▒z─▒ yan─▒nda buldu─čumuzdan ba┼čkas─▒n─▒ tutuklamaktan Allah korusun. ├ç├╝nk├╝ ├Âyle yaparsak zalimlerden oluruz."

80 - Ne zaman ki, onlar, onu kurtarmaktan ├╝mit kestiler, o zaman f─▒s─▒lda┼čarak oradan uzakla┼čt─▒lar. B├╝y├╝kleri dedi ki: "Baban─▒z─▒n sizden Allah ad─▒na ahit ald─▒─č─▒n─▒ ve daha ├Ânce Yusuf konusunda etti─činiz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah hakk─▒mda bir h├╝k├╝m verinceye kadar ben art─▒k burdan ayr─▒lmam. Allah, h├╝k├╝m verenlerin en hay─▒rl─▒s─▒d─▒r."

81 - "Siz d├Ân├╝n de baban─▒za deyin ki: Ey babam─▒z! ├Änan ki, o─člun h─▒rs─▒zl─▒k yapt─▒. Biz ancak bildi─čimize ┼čahitlik ediyoruz. Yoksa gayb─▒n bek├žileri de─čiliz."

82 - "Hem orada bulundu─čumuz ┼čehir halk─▒na, hem i├žinde bulundu─čumuz kervana sor. Ve emin ol ki, biz kesinlikle do─čru s├Âyl├╝yoruz."

83 - Babalar─▒ dedi ki: "Hay─▒r, sizi nefisleriniz altad─▒p bir i┼če s├╝r├╝klemi┼č. Art─▒k bana g├╝zel g├╝zel sabretmek d├╝┼č├╝yor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. ├ç├╝nk├╝ O, her ┼čeyi bilir, h├╝k├╝m ve hikmet sahibidir."

84 - Ve onlardan y├╝z ├ževirdi de: "Ey Yusuf'un ate┼či, yetti art─▒k, yetti!" dedi. Ve ├╝z├╝nt├╝den g├Âzlerine ak d├╝┼čt├╝. Art─▒k yutkunuyor da yutkunuyordu.

85 - Dediler ki: "H├ól├ó Yusuf'u say─▒klay─▒p duruyorsun. Allah'a yemin ederiz ki, sonunda eriyip gideceksin, t├╝kenip helak olacaks─▒n. Hayret do─črusu!"

86 - Dedi ki: "Ben h├╝zn├╝m├╝, kederimi ancak Allah'a ┼čikayet ederim ve Allah taraf─▒ndan sizin bilmedi─činiz ┼čeyleri de bilirim."

87 - "Ey o─čullar─▒m, gidin, Yusuf'u ve karde┼čini ara┼čt─▒r─▒n. Allah'─▒n rahmetinden ├╝mit kesmeyin; zira k├ófir kavimden ba┼čkas─▒ Allah'─▒n rahmetinden ├╝mit kesmez."

88 - Sonra (M─▒s─▒r'a gidip) onun huzuruna girince, dediler ki: "Ey ┼čanl─▒ vezir! Biz ve ├žoluk ├žocu─čumuz s─▒k─▒nt─▒ i├žindeyiz. Pek az bir sermaye ile geldik. Sen bize yine ├Âl├žek (zahire) ver, ayr─▒ca sadaka da ihsan eyle. ├ç├╝nk├╝ Allah sadaka verenleri muhakkak m├╝kafatland─▒r─▒r."

89 - O dedi ki: "Siz cahilli─činizde Yusuf'a ve karde┼čine ne yapt─▒─č─▒n─▒z─▒ biliyor musunuz?"

90 - Onlar "Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?" dediler. O da "Ben Yusuf'um, bu da karde┼čim" dedi, "Do─črusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlendirdi. Ger├žekten de kim Allah'dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, g├╝zel i┼čler yapanlar─▒n m├╝kafat─▒n─▒ zayi etmez."

91 - Dediler ki: "Allah'a yemin olsun, Allah seni bize ├╝st├╝n k─▒ld─▒. Biz ger├žekten de b├╝y├╝k hata i┼člemi┼čtik".

92 - Yusuf dedi: "Bug├╝n size bir ay─▒plama ve azarlama yoktur. Allah, sizi, ma─čfiretiyle ba─č─▒┼člas─▒n. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir."

93 - Al─▒n ┼ču g├Âmle─čimi g├Ât├╝r├╝n de babam─▒n y├╝z├╝ne s├╝r├╝n, g├Âz├╝ a├ž─▒l─▒r. Ve b├╝t├╝n ailenizle toplan─▒p bana gelin."

94 - Ne zaman ki, kafile (M─▒s─▒r'dan) ayr─▒ld─▒, ├Âteden babalar─▒ dedi ki: "E─čer bana bunak demezseniz, do─črusu ben Yusuf'un kokusunu al─▒yorum."

95 - Dediler ki: "Vallahi sen h├ól├ó o eski ┼ča┼čk─▒nl─▒─č─▒ndas─▒n."

96 - Fakat ne zaman ki, ger├žekten m├╝jdeci geldi, g├Âmle─či Yakub'un y├╝z├╝ne koydu, hemen g├Âz├╝ a├ž─▒ld─▒. "Ben size demedim mi, ben Allah'dan sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

97 - Dediler ki: "Ey babam─▒z, bizim i├žin Allah'a isti─čfar eyle. Biz ger├žekten b├╝y├╝k g├╝nah i┼člemi┼čtik."

98 - Dedi ki: "Sizin i├žin Rabbimden ilerde ba─č─▒┼članma dileyece─čim. ┼×├╝phesiz o ├žok ba─č─▒┼člay─▒c─▒d─▒r, ├žok merhamet edicidir.

99 - Ne zaman ki, onlar Yusuf'un yan─▒na vard─▒lar, i┼čte o zaman Yusuf anas─▒n─▒ ve babas─▒n─▒ kucaklad─▒, yan─▒na ald─▒ ve "Buyurun Allah'─▒n dilemesiyle g├╝ven i├žinde M─▒s─▒r'a girin" dedi.

100 - Anas─▒yla babas─▒n─▒ y├╝ksek bir taht ├╝zerine oturttu ve hepsi birden Yusuf i├žin secdeye kapand─▒lar. Bunun ├╝zerine Yusuf dedi ki: "├Ä┼čte bu durum, o r├╝yam─▒n ├ž─▒kmas─▒d─▒r. Ger├žekten Rabbim onu hak r├╝ya k─▒ld─▒. ┼×eytan benimle karde┼člerimin aras─▒n─▒ bozduktan sonra, beni zindandan ├ž─▒karmakla ve sizi ├ž├Âlden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Do─črusu Rabbim diledi─čine lutfunu ihsan eder. ┼×├╝phesiz O, her ┼čeyi bilir, h├╝k├╝m ve hikmet sahibidir."

101 - "Ey Rabbim! Sen bana d├╝nya m├╝lk├╝nden nasip verdin ve bana r├╝yalar─▒n tabirinden bir ilim ├Â─črettin. Ey g├Âkleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, benim can─▒m─▒ m├╝sl├╝man olarak al ve beni salih kullar─▒n aras─▒na kat!" {*} Has─▒l─▒, ne zaman ki, Yusuf'a vard─▒lar, yani Yusuf'un daha ├Ânce karde┼člerine tenbih edip istedi─či gibi, ba┼čta babalar─▒ olmak ├╝zere b├╝t├╝n aile bireyleri topluca M─▒s─▒r'a gelip Yusuf'un yan─▒na vard─▒lar. Rivayet olunur ki, Yusuf ve Melik, yanlar─▒nda d├Ârt bin asker, birtak─▒m devlet adamlar─▒ ve M─▒s─▒r halk─▒ndan ├žok say─▒da insan, gelen kafileyi kar┼č─▒lamaya ├ž─▒km─▒┼člard─▒. Yakub Aleyhisselam, o─člu Yahuda'ya dayanarak y├╝r├╝yordu, kar┼č─▒dan gelen kafileye ve atl─▒lara bak─▒p, "Ey Yahuda, ┼ču kar┼č─▒daki adam M─▒s─▒r'─▒n Firavun'u mu?" diye sordu. O da "Hay─▒r, Firavun de─čil, o─člun" dedi. Yakla┼čt─▒klar─▒ zaman Yusuf'dan ├Ânce Yakup selam verdi ve "Selam sana ey h├╝z├╝nleri gideren" dedi{*}ilh.

102 - ├Ä┼čte bu, sana vahiyle bildirdi─čimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar yapacaklar─▒na karar verip mekir (oyun) yaparlarken sen yanlar─▒nda de─čildin.

103 - Sen ne kadar ┼čiddetle arzulasan da, insanlar─▒n ├žo─ču iman edecek de─čildir.

104 - Buna kar┼č─▒l─▒k onlardan herhangi bir ├╝cret de istemiyorsun. O Kur'├ón, ├ólemlere ancak bir ├Â─č├╝tt├╝r.

105 - Bununla beraber g├Âklerde ve yerde ne kadar ├óyet var ki, onunla y├╝z y├╝ze gelirler de yine de y├╝z ├ževirip ge├žerler.

106 - Onlar─▒n ├žo─ču ┼čirk ko┼čmadan Allah'a iman etmezler (imanlar─▒na az ├žok bir ┼čirk kar─▒┼čt─▒r─▒rlar).

107 - Yoksa bunlar Allah'─▒n azab─▒ndan hepsini saracak bir felaket gelmesinden veya fark─▒nda de─čillerken ans─▒z─▒n ba┼člar─▒na k─▒yametin kopuvermesinden g├╝ven i├žinde midirler?

108 - De ki: ├Ä┼čte benim yolum budur; basiret ├╝zere Allah'a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar (i┼čte b├Âyleyiz). Ben Allah'─▒ tesbih ederim ve ben m├╝┼čriklerden de─čilim.

109 - Senden ├Ânce g├Ânderdi─čimiz peygamberler de o memleketlerin halk─▒ndand─▒, onlar da kendilerine vahiy verdi─čimiz birtak─▒m erkeklerden ba┼čkas─▒ de─čillerdi. ┼×imdi o yerlerde ┼č├Âyle bir gezip g├Ârmediler mi? Kendilerinden ├Ânce gelip ge├ženlerin ak─▒betlerinin nas─▒l oldu─čuna bir baksalar ya!... Elbette ahiret yurdu m├╝ttakiler i├žin daha hay─▒rl─▒d─▒r. H├ól├ó akl─▒n─▒z─▒ ba┼č─▒n─▒za toplamayacak m─▒s─▒n─▒z?

110 - Nihayet peygamberleri (onlar─▒n iman etmelerinden) ├╝mit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalanc─▒ durumuna d├╝┼čt├╝klerini san─▒nca, onlara yard─▒m─▒m─▒z geldi, yeti┼čti; dilediklerimiz kurtar─▒ld─▒. Su├žlular toplulu─čundan bizim azab─▒m─▒z geri ├ževrilemez.

111 - Ger├žekten de onlar─▒n k─▒ssalar─▒nda ├╝st├╝n ak─▒ll─▒lar i├žin bir ibret vard─▒r. Bu Kur'├ón uydurulmu┼č herhangi bir s├Âz de─čildir. L├ókin kendisinden ├Ânce gelen kitaplar─▒n tasdiki her ┼čeyin ayr─▒nt─▒lar─▒yla a├ž─▒klay─▒c─▒s─▒ ve iman edecek bir kavim i├žin hidayet ve rahmettir.

Share on Facebook! Share on Twitter! StumbleUpon

Makaleler « Elmal─▒l─▒ Muhammed Hamdi Yaz─▒r (T├╝rk├že) »

» 58-M├ťCADELE: » 114-NAS: » 29-ANKEBUT:
» 85-BURUC: » 113-FELAK: » 28-KASAS:
» 57-HAD├ÄD: » 86-TARIK: » 56-VAK├ÄA:
» 55-RAHMAN: » 83-MUTAFF├ÄF├Ä » 111-TEBBET:
» 26-┼×UARA: » 84-├ÄN┼×├ÄKAK: » 112-├ÄHLAS:
» 27-NEML: » 25-FURKAN: » 54-KAMER:
» 82-├ÄNF├ÄTAR: » 110-NASR: » 80-ABESE:
» 108-KEVSER: » 23-M├ť'M├ÄNUN: » 52-TUR:
» 81-TEKV├ÄR: » 109-KAF├ÄRUN: » 24-NUR:
» 53-NECM: » 107-MA'UN: » 22-HAC:
» 51-ZAR├ÄYAT: » 48-FET├ÄH: » 50-KAF:
» 79-NAZ├Ä'AT: » 77-M├ťRSELAT: » 49-HUCURAT:
» 78-NEBE': » 106-KUREY┼×: » 21-ENB├ÄYA:
» 105-F├ÄL: » 20-TAHA: » 76-├ÄNSAN:
» 104-H├ťMEZE: » 19-MERYEM: » 75-KIYAMET:
» 103-ASR: » 18-KEHF: » 47-MUHAMMED:
» 74-M├ťDDESS├ÄR: » 102-TEKAS├ťR: » 17-├ÄSRA:
» 101-KAAR├Ä'A: » 16-NAHL: » 46-AHKAF:
» 73-M├ťZZEMM├ÄL: » 45-CAS├ÄYE: » 43-ZUHRUF:
» 72-C├ÄN: » 100-AD├ÄYAT: » 15-H├ÄCR:
» 44-DUHAN: » 71-NUH: » 99-Z├ÄLZAL:
» 14-├ÄBRAH├ÄM: » 70-MEAR├ÄC: » 98-BEYY├ÄNE:
» 13-RA'D: » 41-FUSS├ÄLET: » 42-┼×URA:
» 40-M├ť'M├ÄN: » 69-HAKKA: » 97-KAD├ÄR:
» 12-YUSUF: » 39-Z├ťMER: » 68-KALEM:
» 96-ALAK: » 11-HUD: » 38-SAD:
» 67-M├ťLK: » 95-T├ÄN: » 10-YUNUS:
» 66-TAHR├ÄM: » 94-├ÄN┼×├ÄRAH: » 9-TEVBE:
» 37-SAFFAT: » 65-TALAK: » 93-DUHA:
» 8-ENFAL: » 36-YAS├ÄN: » 35-FATIR:
» 64-TEđABUN: » 92-LEYL: » 7-ARAF:
» 63-M├ťNAF├ÄKUN: » 91-┼×EMS: » 6-EN'AM:
» 34-SEBE': » 62-CUM'A: » 90-BELED:
» 5-MA├ÄDE: » 33-AHZAB: » 1-FAT├ÄHA:
» 30-RUM: » 59-HA┼×R: » 87-A'LA:
» 2-BAKARA: » 32-SECDE: » 61-SAF:
» 89-FECR: » 4-N├ÄSA: » 60-M├ťMTEH├ÄNE:
» 88-đA┼×├ÄYE: » 3-AL-├Ä ├ÄMRAN: » 31-LOKMAN: