Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: TERSİNİM TEORİSİ  (Okunma Sayısı 47 defa)
Hüdai ÇAKMAK
Yeni Üye
*

Karma +0/-0
Mesaj Sayısı: 34


« : 09 Temmuz 2010, 11:38:45 »

TERSİNİM TEORİSİ TANITIMI



      Evrim Teorisi karşıtı teoride bir Türk yazarından.

      Türk yazarlarından Hüdai ÇAKMAK varoluşun neden, niçin, nasıl sorularını cevaplayan bir teori geliştirdi ve sekiz ciltle kitaplaştırdı. Yazarın yayınlanmış ve yayınlananacak yirmi kitabı var. Yazar TERSİNİM  ismini verdiği teorisi hakkında şunları söylüyor:
      -Varoluş insanoğlunun var edildiği ilk anlardan beri ilgisini çekmiş, konusunda pek çok teoriler üretilmiştir. Bu teoriler çok ve çeşitli olmasına rağmen varoluş bir yaratıcının eseridir ya da varoluş bir yaratıcı iradenin eseri değildir, rastlantılarla oluşmuştur cevaplarına uygun olmak üzere iki büyük grupta toplanır.
     Bir teori gerçek olduğu kuvvetle inanılan bir varsayım üzerine kurulur, ayrıntılanır ve kanıtlanmaya çalışılır. Ulaşılan bilimsel sonuçlar genelde doğru olduğu kuvvetle inanılan varsayıma uygun olarak yorumlanır. Temel varsayımın yanlış olabileceği hiç bir zaman düşünülmez. Bu da bilimin olması gereken tarafsızlığına gölge düşürdüğü gibi pek çok hata ve yanlışlara yol açar, teorileri bilim dışına iter.
      Tersinim teorisinin kurgulanma yöntemi bu uygulamanın tamamen tersidir. Önce bilmsel sonuç sonra bu sonuca göre varsayım ilkesine dayanır. Bu nedenle bilimin ortaya koyduğu tüm kanun ve ilkelerle uyumludur, hiç biriyle çelişmez.
      Tersinim teorisi özet olarak şu esasları temel alır.
      1)-Enerji girişi ve zaman varoluşun herhangi bir olgusundaki düzen sahibi sistemlerde bozuma (tersinime), diğerlerinde ise değişime neden olur.  Gelişim söz konusu değildir.
     Tersinim teorisi maddenin sakımı, entropi, yapmanın zor bozmanın kolay olduğu ilkesi gibi tüm doğal kanun ve ilkeleri temel alır. Karşıtı olan diğer teorilerin bilimsel yöntemlerle doğruluğu onaylanmış esaslarını temel almaktan çekinmez. Bu nedenle tersinim bilim dışına kaymadığı gibi konusundaki tüm teorilerin bilimle doğrulanmış temellerinin birleştiği bir sentez durumundadır.
      2)-Tersinim teorisine göre Varoluş kompleks bir bütündür. Canlılık ve  cansızlık olarak ayrılmaz. 
      3)-Varoluşun kompleks bir bütün oluşu bir Yaratıcı iradenin eseri olduğunu gösterir.
      4)-Varoluş canlılığın oluşum ve devamlılığı amaçlıdır. Her şey bu amaca uygun planlanmış ve var edilmiştir.
      5)-Canlılar evrim teorisi iddiasının aksine gelişim değil, tersinim gösterir. Tersinim, entropi kanunu gereği canlılık gibi kompleks sistem ve düzenlerin zaman içinde bozuma uğraması kimi özelliklerini zayıflatması ya da kaybetmesi demektir.
      6)-Her canlı türünün mükemmel ve eksiksiz yaratılmış bir arı ırkı vardır. Diğer tür ve çeşitler arı ırkların tersinimi sonuçlarıdır. Örneğin insanlar maymunların evrimi sonucu oluşamaz. Bu entropi, kalıtım, yaşamsal uygunluklar gibi doğal kanun ve ilkelere aykırıdır.  Fakat maymunlar insanların tersinimi sonucu oluşmuş olabilir. 
      7)-Varoluş sorusuna verilen cevaplar insan hayatlarını yönlendirir. Bu nedenle tersinimin çok geniş ve derin sosyal etkileri vardır.
     Yazar, yukarıda yazılanlarla diğerlerinin bilimsel verilerin sonuçlarıyla ulaşıldığını bir kez daha hatırlatıyor.
     Tersinim teorisinin kurgulayıcısı durumunda olan yazar Hüdai ÇAKMAK bilimsel tarafsızlığı gereği yapıcı olma kaydıyla her türlü öneri ve eleştiriye açık olduğunu, isteyenlerin:
       tersinim-teorisi@hotmail.com hudaicakmak@hotmail.com e.mail adreslerinden yazara ulaşabileceklerini söylüyor.


Not: Açık adresinize bildirdiğiniz takdirde özet kitabımızı hediye olarak gönderebiliriz.



Logged
Hüdai ÇAKMAK
Yeni Üye
*

Karma +0/-0
Mesaj Sayısı: 34


« Yanıtla #1 : 12 Temmuz 2010, 09:59:28 »

                                DOĞAL İLKELER

      Varoluş dediğimiz muazzam sistem tam bir düzen içindedir. Nice milyar yıllardan beri değişmeden var ve işler olan doğal kanun ve ilkeler bu düzenin inkâr edilemez kanıtlarıdır. Düzensizliklerde kanun ve ilkeler bulunmaz. Bu nedenle düzensizdirler. Kanun ve ilkelerin ortaya konulması, işlerlik kazanma-sı bilgi, irade ve kudret üçlemesinin ürünleridir.
     Doğal kanun ve ilkeler pek çoktur. Pek çoğu hakkında henüz bilgimiz bu-lunmamaktadır. Aşağıda evrim ve tersinimle ilgili bir kaçından bahsedeceğiz. Teorilere uygunluğu konusunu okuyucuya bırakıyoruz.

     Düzenleri (sistemleri) bozmanın kolay, yapmanın zor oluşu ilkesi: Bir şeyi yapmak, ortaya koymak her zaman zordur. Eser ne kadar ayrıntılı, has-sas ve kompleks ise ortaya koymak o kadar güç olur. Ortaya konulan eserleri bozmak ise son derece kolay ve basittir. Eğer o düzen ya da yapı ayrıntılı ve hassas bir komplekslik gösteriyorsa bozmak o kadar kolay olur. Bir bakıma eserlerdeki incelik, hassaslık ve komplekslik yapmakla doğru, yıkmakla ters orantılıdır.
      Bir sanatkâr yıllar süren çabalarla göz nuru dökerek bir eser örneğin bir heykel meydana getirir. Bu sanat eserini bozmak için bilinçsizce yapılacak bir darbe yeterde artar bile. Yıllar süren emek ve çabalarla sırçadan bir saray yapabilirsiniz ama atılacak bir taş bu sırça sarayı kırıp yıkmaya yetecektir. 
     Nice mühendislerin, işçilerin yıllarca emek, güç ve zaman harcayarak ortaya koyduğu mükemmel planlanmış bir şehri bir deprem ya da bir kıvılcım bir kaç dakika, bir kaç saat içinde yerle bir edebilir. Bir bakıma bir eser ortaya koyabilmek için bilinç, bilgi, kudret ve yeterli zaman gerekli olduğu halde bo-zup yıkmak için kaba kuvvet ve kısa süreçler yeterlidir.
    Termodinamiğin ikinci (entropi) kanunuyla bozmanın kolay, yapmanın zor olduğu ilkesi rastlantıların örneğin canlılık gibi basite indirgenemez kompleks oluşumları meydana getirebileceğini savunan materyalizm ve uzantısı olan teorilerin önünde diğer doğal kanun ve ilkelerle birlikte aşılması mümkün ol-mayan sıra dağlar gibi durmaktadır. Materyalizm ve uzantısı olan teorilerin bu konuda canlı yapılarının basite indirgenemez kompleks yapılarını inkar etmek-ten başka seçenekleri yoktur. 

      Kompleks düzenlerin oluşumunda bilgi, irade ve gücün gerekliliği ilkesi: Düzenleri yapmanın zor; yıkmanın kolay olduğu ilkesi aynı zamanda (düzenlerin bir amaca yönelik olması gerektiği göz önüne alındığında) yeterli bilginin, gücün ve her ikisini amaca uygun harekete (eyleme) geçiren bir iradenin olması gerektiği gerçeğini ortaya koyar. Diğer ifade ile bir yapıda bir amaç ve bu amaca uygun düzenlilik varsa o yapı bilgi, güç ve iradenin eseridir. Asla rastlantılar sonucu değildir.
     Örneğin bir çölde güneş, rüzgâr gibi doğal etkenler art arda dizilmiş estetik görünümlü, göz zevkimizi okşayan minik tepecikler, şekiller meydana getirebi-lir. Art arda dizilişlerine ve estetik görünümlerine bakarak bu oluşumların bir düzenlilik (bir eser) olduğu iddia edilebilir. Fakat bu oluşumlar bir amaca yö-nelik değildir. Eser sahibi olması gereken doğal etkenler estetik görünüşlü tepecikler meydana getireceklerini bilmezler, bu amaç için hareket etmezler.
     Örneğin çölde esen rüzgârların dört bir yanı kavuran güneş ışıklarının rad-yasyonların zaman içinde estetik görünümlü tepecikler oluşturduğunu gördü-ğümüz ve bildiğimiz halde aynı etkenlerin estetik görünümlü tepeciklerin ar-dından evleri, sarayları, yolları, köprüleri, fabrikaları, enerji santralleri olan modern ve güzel bir şehir meydana getirebileceğini hiçbir zaman düşünmeyiz. Bunun nedeni ise bu tür oluşumların bir amaca yönelik kompleks sistemler oluşudur. 
     Bilinç dışı rastlantısal etkenler estetik görünümler verdikleri yerleri rahatlık-la kirletip bozabilirler. Çünkü bunlar tıpkı modern bir şehri yerle bir eden dep-remler gibi kontrolsüz kaba güçler gibidir. Bu nedenle ortaya çıkan oluşumlar gözlere okşayan estetik görünümde olsalar dahi bilgi, güç ve irade üçlemesi-nin sonucu olmadığından eser değildir.
       Fakat aynı çölde basit bir kulübe, çadır ve hatta üst üste konulmuş taş yığınlarından ibaret harabeler görsek; estetik olmasalar, göz zevkimizi hitap etmeseler bile bunların emek, bilgi ve irade üçlemesiyle meydana getirildiğini, rastlantılar sonucu oluşmadığını biliriz. Bu konuda en küçük şüphemiz olmaz. Fakat estetik görünümlü tepecik dizimleri için aynı şeyi düşünüp söyleyeme-yiz.
       Sonuçta şunu belirtmek istiyoruz. Eğer bir oluşumda bir amaç ve bu amaca uygun düzenlilik ya da düzenlilikler varsa o oluşum bilgi, güç, irade, madde ve zaman beşlemesinin sonucudur. Asla rastlantıların eseri değildir.

       Doğa Gücü ya da Tabiat Ana…Eserlerin Eser Sahibi Olamayacağı İlkesi: Materyalizm varoluşta bilgi, kudret ve irade sahibi bir Yaratıcının varlı-ğını ret ve inkâr eder. Fakat varoluş ret ve inkâr edilemeyen bir düzenlikler bütünlüğüdür. Bu bütünlüğe ekoloji diyoruz.
      Düzenlilikler ise kurallar ve yasalar sonucudur ve bir amaca yöneliktir. Düzenlerin düzenliliği ise yasaların, kuralların eksiksiz işlemesine bağlıdır. En küçük bir hata ya da aksaklık bu muazzam makineyi durdurabilir. Bu nedenle kuralların, yasaların işlemesi son derece karmaşık, kompleks ve şaşırtıcı bir oto kontrol sistemiyle yapılır. Hiç bir şey rastlantıya bırakılmamıştır. Hiç bir şeyin rastlantıya bırakılmaması devrede eyleme geçmiş bir iradenin varlığını açık şekilde gösterir. İnkar etmek ya da etmemek bu gerçeği değiştirmez.
      Materyalizm bu sistemsel bütünlüğe Doğa Gücü ya da Tabiat Ana der. Materyalizme göre doğa gücü doğal kuralların, yasaların bileşkesidir. Bu ne-denle doğaüstü bir güç değildir. Belki de doğanın ta kendisidir.
      Gerçek ise ifade edilmek istenen doğa gücünün ekolojik düzenin bir sonu-cu olduğudur. Ekolojik düzen ise madde ve yaşam dünyasını içine alan ya-şamsal uygunluklarla kurulmuş kompleks düzenlerin, sistemlerin bütünlüğü-dür. Yaşamın varlığına ve devamlığına yöneliktir.
     Termodinamiğin ikinci kanuna göre zaman düzenleri düzensizleştirir, kar-maşa ve anarşi oluşturur. Bu nedenle eğer bir yerde bir amaç; bu amaca uy-gun düzenler, düzenlilikler varsa bilgi, kudret ve irade üçlemesi de var demek-tir.
     Doğa gücü konulmuş kural ve yasaların bileşkesi (sonucu) olduğundan kendini meydana getiren yasaların, kuralların oluşturucusu, koyucusu olama-yacağı açıktır. Hiç bir şey rastlantılarla kendi kendini meydana getiremez. Doğa gücü ve varoluşun dışında bilgi kudret ve irade sahibi bir Varlık gerekir.  Bu nedenle eserler eser sahibi değildir. Eser sahibi eserin dışındadır, eserden başkadır.

      Hüdai ÇAKMAK
         yazar
      Tersinim teorisi kurgulayıcısı

Logged
Hüdai ÇAKMAK
Yeni Üye
*

Karma +0/-0
Mesaj Sayısı: 34


« Yanıtla #2 : 14 Temmuz 2010, 13:08:25 »

                                        TERSİNİM TEORİSİ

      Tersinim termodinamiğin ikinci kanununun sonuçlarıdır ve bu kanunu temel alır. Varoluşun tümünü kaplar; canlılık, cansızlık diye ayırmaz.
     Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki tersinim herhangi bir teoriye karşıt ya da destek olmak için ortaya atılmış değildir. Tamamen kendine özeldir.
     Evrensel olan termodinamiğin ikinci kanununu düzen sahibi sistemlerin zaman içinde ve doğal şartlarda bozuma uğrayıp düzensizliğe gitmesi demektir. Örneğin dünyanın en kaliteli arabalarından birini alsak, doğal şartlara bıraksak kısa denilebilecek bir süre sonunda hiç kullanmadığımız halde bozuma uğradığını, kullanılamaz hale geldiğini görürüz. Bu bir tersinim olayıdır ve kaçınılmazdır.
    Tersinim; dış etkenlerin çeşitliliği ve gücüyle, zamanla ve sistem sahibi düzenlerin yapısıyla doğru orantılıdır. Sistem ne kadar hassas ve kompleks, süre uzun ve etkenler çeşitli ve güçlüyse etkilenme o kadar çok olur. Bu nedenle tersinimin ana nedeni enerji girişi ve zamandır.
      Oldukça yorucu ve uzun bir çalışma sonucu ortaya koyduğumuz tersinim teorisi varoluş konusunu herhangi bir önkabule dayanmadan mümkün olduğunca geniş açıyla çok yönlü ve derinlemesine bakar, gerçekleri bulmaya çalışır.
    Sadece bilimsel bulguları göz önüne alarak ürettiği fikir ve varsayımlarla birlikte paralel ve karşıt teorilerden de alıntılar yapar, bilimsel yöntemlerle yorumlayıp sentezler. Bu nedenle tersinim varoluş konusundaki tüm teori öngörülerinin doğru ve yanlışları ayıklanarak yapılan bir sentezlenme yeridir. Ulaştığı sonuçlarla karşıt gibi görünen teorilerin doğrularını temel almaktan çekinmez ve gocunmaz. 
      Varoluşu canlılık ve cansızlık olarak ayırmaması, bir bütün olarak görüp kabul etmesi teorimize çok yönlülük, genişlik ve derinlik kazandırır. Bir bakıma tersinim bilimsel bulguların yorumlanıp sentezlenmiş sonuçlarıdır. Gerçekleri bulma amaçlıdır, bilimsel bulguları yorumlarken tamamen tarafsızdır. Gerçekler dışında hiç bir ideoloji tersinimi ilgilendirmez ve etkilemez.
      Tersinimin teori olarak anılması sadece tarif içindir. Sonuçlarını bilimsel bulguların yorumlarında arayıp bulması tersinimi derin bir bilimsellik ve gerçeklik kazandırır.
     Tersinim teorisi kurgulanma yöntemi bakımından da diğer teorilerden farklılık gösterir.
     Genelde teoriler güçlü bir şekilde doğruluğuna inanılan varsayımlar ya da fikirler üzerine kurgulanır, daha sonrada kanıtlar aranır.
     Örneğin evrim teorisinin temel varsayımı tüm canlılığın rastlantılarla oluşmuş bir canlı hücresinin zaman içinde evrimi sonucu oluştuğudur. Bu temel varsayım en baştan doğru kabul edildiği ve güçlü bir şekilde inanıldığından tüm bulgular “bu doğru” ile değerlendirilir. Bir bakıma temel varsayım doğrularla yanlışları ayıran bir mihenk taşı durumuna getirilmiştir. Nedense temel varsayımın yanlış olabileceği hiç bir zaman düşünülmez ve dikkate alınmaz.
     Bir önkabule dayanan böyle bir davranışın bilimsel ve akılcı olmayacağı kesindir. Bu durumun hemen hemen tüm teoriler için geçerli olduğunu hatırlatalım.
     Tersinim teorisi ise kurgulanırken daha akılcı ve bilimsel bir yöntem izlemiştir.
     Önce şunu belirtelim ki tersinim teorisinin başlangıçta doğru kabul ettiği, inandığı, önkabulle bağlandığı, temel kabul ettiği herhangi bir fikir ya da varsayım yoktur.
     Bilimsel kanıtlarla desteklenmeyen, doğruluğu gösterilmeyen hiç bir bulguyu doğru olarak kabul etmez, yanlış diye de dışlamaz. Doğruluğunu ya da yanlışlığını araştırır. Sonucu ulaştığında doğruları doğrular, yanlışları da yanlışlar grubuna koyar. Yanlışları hiçbir zaman kaldırıp atmaz.
      Bu davranışın iki nedeni vardır. Birinci neden yanlışlardan doğruların bulunabileceği, gerektiğinde yanlışların doğruların kanıtları olabileceğidir.
     İkinci neden ise tersinim teorisinin fikir üretiminin insanlığın en güzel ve değerli meziyeti olduğunu inanmasıdır. Tersinime göre bir fikir yanlış olsa bile çöplüğe atılmayacak kadar değerlidir. Bu nedenle tersinim teorisi sonsuz bir fikir ve ifade özgürlüğünü savunur. Düşünmeyen, fikir üretmeyen insan yerine; düşünen ara sıra yanılan; hatalara, yanlışlara düşen insan daha makbuldür.
   Doğru ve yanlışlar bulunup biriktirildikçe, bilgi dağarcığı büyüdükçe ufkumuzun her yönden genişleyip derinleşeceği açıktır. Bu nedenle tersinim teorisi çok yönlüdür, karşıt teorilerin varsayımlarını, mekanizmalarını bile kanıt ve mekanizmalar olarak kullanabilir.
     Örneğin materyalizmin temeli olan maddenin sakımı kanunu, termodinamiğin ikinci kanunuyla birlikte tersinim teorisinin de temeli ve kanıtlarındandır.
      Ve yine örneğin tersinim teorisi evrim teorisinin canlılığın rastlantılarla oluşmuş tek bir canlı hücresinden evrimleştiği vasayımına katılmasa da doğal seleksiyon, varyasyonlar, mutasyonlar, eşeysel seçilim gibi mekanizmalarını farklı yorumlarla yorumlayıp kanıt ve mekanizmalar olarak kullanmada bir sakınca görmez.
     Aşağıda verceğimiz tersinim teorisiyle ilgili bilgiler gerçekte sekiz cildi bulan eserimizin bilimsel sonuçlarıdır. Bir önkabul değildir. Bunu özelikle belirtiriz. 
     Tersinim teorimizin temellerini şu şekilde özetleyebiliriz.
      1)-Evren ve evreni eksiksiz kapsayan varoluş bir düzenler bütünlüğü ise, düzenler bir amaca yönelik ise, bunun içinde ilim ve kudret sahibi bir irade gerekiyorsa mutlak kudret, ilim ve irade sahibi birde Yaratıcı var demektir. Bu nedenle bir Yaratıcı iradenin var olduğu varoluş sorusunun birinci cevabı olur.
      Varoluş mutlak ilim, mutlak irade ve mutlak güç sahibi bir Yaratıcı’nın eseridir. Maddenin (enerjinin) sakımı kanunu varoluşun dışında bir Gücün var olduğunun en büyük kanıtıdır. 
     2)-Canlı cansız her şey Bütünün minik bir parçası olan bir nur zerresinden var edilmiştir. Varoluşun temeli bu nur zerresidir.
    3)-Varoluş   madde ve yaşamın iç içe olduğu kompleks bir bütündür. Canlılık ve cansızlık diye ayırmak mümkün değildir.
      4)-Varoluş yaratık olduğundan Yaratıcı varoluştan başka ve varoluşun dışındadır. Bu nedenle sonradan var edilmişler Yaratıcı’nın Zatı değil, eseridirler. Bu eser (varoluş) Yaratıcı’nın mutlak ilminin, gücünün ve iradesinin sonucudur. Sıfatlarının simgesi ve var olduğunun delilleridir.
      5)-Varoluş kompleks bir bütündür. Bu nedenle Yaratıcı tektir. Eşi ortağı yoktur. Mutlak güç, mutlak ilim ve mutlak irade sahibidir. Bir şeyi yaratmak istediğinde sadece istemesi, murat etmesi yeterlidir. Herhangi bir araca, maddeye ya da yardımcıya ihtiyacı yoktur.
      6)-Yaratıcının mutlak güç, mutlak ilim ve mutlak irade sahibi olması her gücü üzerinde toplaması anlamına gelir. Bu nedenle Yaratıcı her şeyi bilir, duyar, görür, her şeye gücü yeter. Hiçbir şey Ona gizli değildir. Hayat sahibidir ama doğmak, doğurmak, yemek, içmek ve sonuçta ölmek gibi yaratıklara mahsus özelliklerden beridir.
      7)-Var edici önce evreni, ardından Güneşi ve Güneşin oluşturduğu sistem içindeki Dünyayı özel olarak yaratmış, öncelikle bitki ve mikroorganizmalarla dayayıp döşemiştir.
     Bu özellik yaşama ve yaşamın devamlılığına yöneliktir. Bu dayayıp döşeme kademelidir; gereklilik sırasına göredir ve zaman içine yayılmıştır.
     Karizmatik-Doğa bencil değildir. Canlılar arasında amansız bir savaştan çok tam bir dayanışma vardır. Bu dayanışmaya ekolojik düzen denilir. Her canlının ekolojik düzen içinde karşılıklı özveriye dayanan bir görevi vardır. Hiç bir canlı boşuna yaratılmamıştır.
     9)-Canlılar harika mekanizmalarla yaratılışlarında kendilerine verilen mükemmel ve eksiksiz yapılarını, yaşam avantajlarını korumaya çalışırlar. Fakat dış etkenler ve zaman yeninin eskimesi gibi canlıları yıpratıp, eskitir. Yapılarının bozulmasına, yaşam avantajlarını zayıflatmalarına ya da tamamen kaybetmelerine neden olur. Sonuçta ölüm meydana gelir. Bu nedenle her canlı için ölüm kaçınılmaz bir sondur. Bu bir doğal tersinimdir.
     10)-Canlılar yaratılışlarındaki mükemmelliklerini bir sonraki nesle eksiksiz aktarma çabası içindedirler. Bu nedenle üreme canlıların en güçlü olduğu dönemlerdedir. Kalıtsal özelliklerin tam olgunlaşmadığı ya da zayıfladığı dönemlerle üreme ya yoktur ya da zayıftır.
     11)-Yaşam avantajlarını eksiltenler ya da kaybedenler (tersinime uğrayanlar) hayat sahnesinden silinirler. Doğal seleksiyon yoktur, doğal tersinim (elenme) vardır.
     12)-Dış etkenler canlılara yeni özellikler ekleyerek geliştirmez. Fakat mevcut özelliklerini yıpratıp kaybetmelerine neden olabilir. Bu yıpranma gen şifrelerinde bilgi kaybına neden olmuş ise özellik kaybı kalıtsaldır, diğer nesillere aktarılır. Zaman içinde canlılardaki değişim genlerde bilgi kaybına neden olduğunda negatiftir. Gelişim değil, tersinim söz konusudur.
    13)-Tersinim için uzun süreçlere gerek yoktur. Tersinimi sırasında ara format canlıları oluşmaz. Bunun nedeni de bozmanın kolay, yapmanın zor olduğu ilkesidir.
     14)-Her canlı türünün ilk olarak mükemmel yaratılan bir arı ırkı vardır. Günümüzde yaşayan hiçbir canlı (insanda dâhil) arı ırkı kadar mükemmel değildir. Az ya da çok gerileme göstermiştir.
     15)-Aynı türden olsalar dahi canlılar birbirlerine birebir benzemezler. Çeşitlenmeler anne ve babalardaki ayrıntı farklılıklarının sonucudur.
     16)-Çeşitlenmeler doğanın zenginliğidir. Bu da Yaratıcının derin ilminin doğal bir sonucu ve bir başka kanıtıdır.
     17)-Canlı türleri arasında milyarlarca ayrıntının meydana getirdiği türsel özelliklerden oluşmuş, aşılması mümkün olmayan engeller vardır. Canlı türleri arasındaki değişimler ayrıntı farklılıklarından meydana gelir. Türsel özellikler ayrıntıların kümelenmesi şeklindedir.     
     18)-Türlerden türlere geçiş canlılardaki mekanizmaların bütünüyle bozulup yeniden kurgulanmasını gerektirir. Milyarlarca ayrıntının bütünüyle aynı süreçte değişmesi demek yaşam avantajlarını kaybettiği halde yeni avantajlar kazanamamış canlıların oluşması demektir. Bu tür canlıların yaşamaları ve nesillerini devam ettirmeleri mümkün değildir.
      Teorimizin ayrıntılarını karşıtı teorilerin öngörüleriyle kıyaslayarak aşağıdaki bölümlerde vereceğiz. Bu ayrıntıların; bilimsel gerçekler, konusundaki uzman kişilerin görüş ve yorumları akıl ve mantığın müştereken buldukları yol ve varoluş konusundaki karşıtlarda dâhil tüm teori öngörülerinin karşılaştırmalı yorumları göz önüne alınarak ortaya konduğunu özellikle belirtmemiz gerekir. Bu nedenle teorimizin temelleri; bilim, akıl, mantık, çeşitli fikir ve görüşlerin tek potada yoğrulup yorumlanması ve sentezlenmesi üzerine kurulmuştur diyebilmekteyiz.
     Tersinim teorisine göre dünyada canlılık şu aşamalarla meydana gelmiştir.   
     a)-Dünya yaşam için uygun bir duruma gelince Yaratıcı önce bitki tohumlarını ve mikroorganizmaları yarattı ve yeterli miktarlarda Dünyanın uygun bölgelerine serpiştirdi. Bu dönem yaklaşık üç buçuk milyar yıl öncesinden başlar.
     Tersinim teorisine göre canlılık madde ve maddeye bindirilmiş, maddeyle ifade bulmuş olan ve can denen metafizik değerlerden oluşur. Bu tıpkı bir kitabın sayfaları ve sayfalardaki yazılarda ifade bulan anlam gibidir. Biogenez (canlılığın sadece canlılardan oluştuğu tezi) ve abiogenez (canlılığın sadece cansız maddelerden oluştuğu tezi) öngörülerini sentezleyip bir araya getirir. Diğer ifade ile varoluş somut ve soyut âlemlerin bir araya gelmesi, kompleks sistemler oluşturmasının sonucudur.
      b)-Dünyanın uygun yerlerine serpiştirilen bitkiler ve mikroorganizmalar üreyerek çeşitli yollarla dört bir yana yayıldılar. Başlangıçta sadece maddesel yönden var olan ekolojik düzene yaşam dünyası da girdi. Bu nedenle daha da gelişip kompleksleşti.
      c)-Yeri ve zamanı gelince diğer hayvan türleri uygun yerlerde ve yeterli miktarlarda yaratıldılar. Bu canlılarda üreyip dünyanın dört bir yanına yayılmaya çalıştılar.
      d)-Her canlı türünün bir arı ırkı vardı. Bu ırklar ilk yaratılan canlı türleridir. Bu nedenle yaratılan ilk canlı türleri (mikroorganizmalar ve bitkilerde dâhil) mükemmelliğin (gelişmişliğin) zirvesindedirler. Canlı filumları bu arı ırkların tersinimi sonucu oluşmuşlardır.
     e)-Canlılardaki ırk çeşitliliği tersinimin doğal sonucudur. Rastlantısal dış etkenler canlı gen havuzu bilgilerini bozabilir, kimi düzenleri yıkabilir. Fakat bilgi ilâveleri yapıp kompleks düzenler oluşturarak geliştiremez. Bu da bilgi eksikliğine, tersinime neden olur.
      Tersinim sonucu aynı filumdaki bir üst ırk bir alt ırka dönüşebilir fakat bir alt ırk üst ırka dönüşemez. 
      f)-Canlılarda süratle ürediler ve dünyanın dört bir yanına yayılmaya başladılar. Bu dönem yaklaşık altı yüz milyon yıl önce başlamış, kurallarını işleterek mahlûkların eşrefi olan insan yaratılıncaya kadar kademe, kademe devam etmiştir.
     Tersinim teorisinin mekanizmaları: Tersinim teorisinin belli başlı mekanizmaları özetle şunlardır. 
      1)-Tersinimsel değişim: Tersinim teorisi varoluşu canlılık ve cansızlık olarak ayırmaz  bir bütün olarak kabul eder. Entropi kanunları ise doğal şartlara bırakılmış düzen sahibi sistemlerin zaman içinde bozuma (tersinime) uğrayacağını  düzenlerin düzensizliğe gideceğini belirtir. 
      Maddeler atomlardan  atomlarda moleküllerden oluşur. Atom ve moleküller ise sistem ve düzen sahibi oluşumlardır. Maddeler de doğal şartlarda ve zaman içinde değişimler gösterir. Örneğin bir granit kaya zamanla çürür  kimi metaller oksitlenir. 
      Daha kompleks düzen sahibi cansız oluşumları örneğin son model bir arabayı doğal şartlara bıraktığınızda kullanmadığınız halde ciddi şekilde tersinimsel değişime uğradığını (bozulduğunu) görürsününüz. Tersinimsel değişim düzen sahibi sistemlerin kompleksliği ve zamanla doğru orantılıdır.
      2)-Canlılarda tersinimsel değişim: Canlılarda tersinimsel değişimler evrim teorisinin mutasyonları karşıtıdır ve negatif değişimi ifade eder.
Tüm canlılar basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünsel kurgusudur. Dolaysıyla tersinimsel değişimlerden daha çok ve daha güçlü etkilenirler. Canlılar bu etkilerden varedilişlerinde kendilerine eksiksiz verilmiş savunma mekanizmalarıyla korumaya  bu etkileri en aza indirmeye çalışırlar.
Tersinimsel etkiler gen bilgilerini etkilemiş ise bozunumlar diğer nesillere aktarılır. Bu da canlıların zaman içinde tersinim göstermesi demektir.
      3)-Doğal elenme (elenim): Doğal elenme evrim teorisinin doğal seleksiyon mekanizmasının tersini ifade eder. 
     Doğal seleksiyon zaman içinde diğerlerine göre daha çok evrimleşen canlıların diğerlerini elemine ettiğini  hayat sahnesinden sildiğini  bu yolla evrimleşmenin gerçekleştiğini savunur. Tersinim teorisine göre bu oluşum tam tersinedir.
      Canlılar mükemmel ve eksiksiz var edilmişlerdir.Fakat tersinim sonucu kimi yaşam avantajlarını azaltabilirler yada tamamen kaybedebilirler. Yaşam avantajlarını azaltanlar (örneğin ihtiyarlayanlar  hastalar)  gerektiği kadar sahip olamayanlar (orneğin gerektiği gibi korunamayan yavrular) yaşam avantajlarını tamamen kaybedenler (örneğin bacakları kırılmış hayvanlar  kanatları kırılmış kuşlar) ekolojik sistem içinde elemine edilirler. Avantajlarını koruyabilenler yaşamlarını devam ettirir. Elenenler bu avantajlarını zayıflatanlar ya da kaybedenlerdir. Doğal elenme (elenim) budur.
     4)-Tersinimsel çeşitlenme: Tersinimsel değişimler çeşitlidir. Bunun nedeni canlıların yaşamsal şartlarının farklı olabilmesidir. Eğer tersinimsel değişimlerden bir kısmı gen bilgilerine etkilerse ayrıntı yönünden atalarından farklık bireyler oluşur. Buna tersinimsel çeşitlenme denilir. Örneğin mavi ya da yeşil gözlülük  ten rengi farklılıkları tersinimsel çeşitlenme sonuçlarıdır.
      5)-Dar alanda tersinimsel çeşitlenme: Evrim teorisinin allopatrik varyasyon teriminin karşılığıdır.  Genelde dar bir alanda sıkışıp kalmış  türdeşleriyle bağlantıları kopmuş küçük topluluklarda meydana gelir. Bu topluluklarda yakın akraba evlilikleri yaygındır. Yakın akraba genlerinde ise farklılıklar az  benzerlikler çoktur. Yavrular anne ve baba genlerinin karışımları olduğundan kombinasyonu zenginliği oluşmaz. Benzerlikler çoğalır ve diğer nesillere aktarılır. Dolaysıyla gen rahatsızlıkları daha kolay diğer nesillere geçer.
Bu tür toplumlarda tersinimsel değişimler (negatif değişimler) son derece güçlü ve çeşitlidir. Bu konuda yaptığımız bir araştırmalarda insansı özellklerini önemli ölçüde yitirip  maymunlaşmaya başlamış toplulukları gördük.
       6)-Seksüel seçilim: Evrim teorisi dişilerin gösterişli erkekleri seçtiklerini  bu erkeklerin döllerini diğerlerine göre diğer diğer nesillere daha kolay  daha çok aktardıklarını savunur ve bu seçimi evrim mekanizmalarından biri sayar.
Fakat irade sahibi olmayan bu tür canlıların güzelle çirkini nasıl ayırt ettikleri  güzelliklerden zevk alabilme melekesini nasıl sahip oldukları konusunda herhangi bir bilgi veremezler  kanıt da gösteremezler.   
      Tersinim teorisi bu konuda güzelliğin gençlik  sağlık  güç, kuvvet sembolü olduğunu  dişi bir hayvanını sadece bunu anladığını  nesillerini güçlü bireylerle aktarma isteği ve içgüdüsüyle güzel erkekleri seçtiğini söyler ve kabul eder.
     Her zaman olduğu gibi evrim teorisi doğal bir içgüdünün sonucu olan bu olayı kendi görüşüne uygun yorumlamayı tercih etmiş  teorilerine bir evrim mekanizması olarak koymuştur. Bu doğal olayın evrimle uzaktan yakından ilişkisinin olmadığı sadece varoluşlarında kendilerirne verilen mükemmel yapılarını diğer nesillere aktarma içgüdüsünün doğal bir sonucu olduğu açıktır.
    Tersinim teorisinin kanıtları: Tersinim teorisi hiç bir doğal kanun, ilke ya da bilimsel bulguyla çelişmez. Öyle ki paralelleriyle birlikte karşıtı teorilerin varsayımları, kanıtları ve mekanizmalar tersinim teorisinin varsayımları, kanıtları ve mekanizmaları olur. Tamamen bilimsel ve akılcıdır. Taassuba varan öngörülere, ideolojik fikirlerine takılıp kalmaz. Görüşlerini özgürce; korkmadan çekinmeden ifade eder.
     Bu konuyu örneklemek gerekirse şunları söyleyebiliriz:
     1)-Tersinim teorisi bilinçli tasarım teorisinin öne sürdüğü canlı ve cansız alemlerdeki basite indirgenemez kompleks sistemlerin varlığını gösteren kanıtları kabul eder ve kullanır.
     2)-Tersinim teorisi materyalizmin temel aldığı maddenin (enerjinin) sakımı kanunu ile termodinamiğin ikinci (entropi) kanununu birlikte temel olarak alır. Ayrıca hiç bir doğal kural ve ilke ile çelişmez.
     3)-Tersinim teorisi materyalizmin uzantısı ve göz bebeği olan evrim teorisinin doğal seleksiyon, mutasyonlar, eşeysel seçilim, varyasyonlar gibi kanıt ve mekanizmalarını kendine özel yorumlayarak kanıt ve mekanizma olarak kullanır. Bir bakıma evrim teorisinin kanıt ve mekanizmaları tersinim teorisinin kanıt ve mekanizmalarıdır.
     Görüleceği gibi tersinim teorisi varoluş sorusuna verilen tüm cevaplardaki doğruları toplayıp, bir araya getirip sentezlemekte; gerçeği arayıp, bulmaya çalışmaktadır. 
     Bu nedenle eserimizin büyük bir bölümü tersinim dışındaki teorilerin varsayımlarına, kanıtlarına ve mekanizmalarına ayrılmış gibi görünürse de gerçekte tersinim teorisinin kanıtlanmasına yöneliktir. Okuyucuların verilen bilgileri tersinim teorisi temellerine uygun yorumlaması yeterlidir.

   Hüdai çakmak
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: