Kullanıcı Adı:  Üye Olacağım
Şifre:  Şifremi Unuttum!
Hatırla?  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Merhamet Peygamberi Efendiler Efendisi Nebiler Sultanı  (Okunma Sayısı 4761 defa)
SeRCaN
islami chat
Yönetici
Tam Üye
*****

Karma +0/-0
Mesaj Sayısı: 214

Müslüman Bir Dünya ıçin El Ele


Site
« : 30 Aralık 2015, 16:50:51 »

Önek arayanlar filmlerden birini seçmeyin nebiler efendisi var nice sahabe nice halife varken hiç olmucak insanlara özenti olma bi bak gidenlere ne götürdüler bir kefen azrail anlık gelir 5 dk sonraya ertelediğin dünya işi kalır hayatın parmaklarının arasından kayıp gider.

Efendimizin hayatını bir ere araştırıp oku aşık olursun hayran kalırsın insanlığına kişiliğine rahmet peygamberine gözümüzün nuru efendimize salatü selam olsun.

Ebû Hüreyre radıyallahü an" buyuruyor, Bir gazâda, kâfirlerin yok olması için düâ buyurmasını söyledik. Ben, la'net etmek için, insanların azâb çekmesi için gönderilmedim. Ben, herkese iyilik etmek için, insanların huzûra kavuşması için gönderildim buyurdu. Enbiyâ sûresinin yüzyedinci âyetinin meâl-i şerîfi, Seni, âlemlere rahmet, iyilik için gönderdik dir.

Ebû Sa'îd-i Hudrî "radıyallahü anh" buyurdu ki, (Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" hayâsı, bâkire islâm kızlarının hayâlarından dahâ çokdu,

Enes bin Mâlik "radıyallahü anh" diyor ki, (Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" bir kimse ile müsâfeha edince, o kimse elini çekmedikce, mubârek elini ondan ayırmazdı. O kimse, yüzünü çevirmedikce, mubârek yüzünü ondan çevirmezdi. Bir kimsenin yanında otururken iki diz üzerinde oturur, ona saygı olmak için mubârek bacağını dikip oturmazdı.

Câbir bin Sümre radıyallahü anh diyor ki, Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem az konuşurdu. Lüzûmlu olduğu zamân veyâ birşey sorulunca söylerdi. Bundan anlaşılıyor ki, her müslümânın Mâlâ-ya'nî, fâidesiz şey söylememesi, susması lâzımdır. Mubârek sözlerinde tertîl ve tersîl vardı. Ya'nî, gayet açık ve metodlu konuşur ve kolay anlaşılırdı.

Enes bin Mâlik "radıyallahü anh" buyuruyor ki, Resûl "aleyhisselâm" hastayı ziyârete gider, cenâze arkasında yürür, çağrılan yere giderdi. Eşeğe de binerdi. Resûl aleyhisselâmı Hayber gazâsında gördüm. Yuları bir ip olan eşek üzerinde idi. Resûl "aleyhisselâm" sabâh namâzından çıkınca, Medîne çocukları ve işçileri su dolu kablarını önüne getirirler.

Mubârek parmağını içine sokmasını dilerlerdi. Kış ve soğuk su olsa da, herbirine mubârek parmağını sokar, gönüllerini yapardı. Yine Enes "radıyallahü anh" diyor ki, Bir küçük kız, Resûl aleyhisselâmın elini tutup bir iş için götürseydi, birlikde gider, müşkilini hâl ederdi.

Câbir "radıyallahü anh" diyor ki, Resûl aleyhisselâmdan birşey istenip de yok dediği işitilmedi.
Enes bin Mâlik "radıyallahü teâlâ anh" buyuruyor ki, Resûl "aleyhisselâm" ile birlikde gidiyordum. Üzerinde bürd-i Necrânî vardı. Ya'nî Yemen kumaşından bir palto vardı.

 Arkadan bir köylü gelip, yakasından öyle çekdi ki, paltonun yakası mubârek boynunu çizdi, yeri kaldı. Resûl "aleyhisselâm" geriye döndü. Köylü zekât malından birşey istedi. Resûl "aleyhisselâm", onun bu hâline güldü. Ona birşey verilmesi için emr buyurdu.

Tetimmet-ül mazher) kitâbında diyor ki, Buradan anlaşılacağına göre, insanların başında bulunan kimsenin, Resûl aleyhisselâma uyarak, bunların ezâ ve sıkıntılarına katlanması lâzımdır. Zâten sıkıntıya katlanmak, herkes için iyi bir huydur. Üstlerin katlanması ise dahâ güzel olur.


* can kurban.jpg (10.29 KB, 280x280 - Gösterim: 827 kez.)
Kayıtlı

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: