Ebu Muti Hakem b. Abdullah el-Belhi
şöyle demiştir:
Ebu Hanife'ye Fıkh-ul Ekberi
sordum şöyle dedi:
"
- Ehl-i kıbleden olanı tekfir
etmemen (küfürle itham etmek)
, kimseyi imandan
uzaklaştırmaman, marufu
emredip ( iyiliği emredip)
münkerden (kötü,fena
şeylerden) sakındırman, senin
için takdir olunanın mutlaka
sana ulaşacağını bilmen,
Ashabtan (Peygamberimizin
arkadaşları) hiçbiri ile
alakanı kesmemen, birini sevip
diğerini sevmemezlik etmemen,
Hz.Osman ve Hz.Ali'nin
durumunu Allaha havale
etmendir."
Ebu Hanife:
- Dinde
fıkıh, ahkamda (hükümlerdeki)
fıkıhtan daha üstündür.
Kişinin nasıl ibadet edeceğini
öğrenmesi bir çok ilimden daha
efdaldir.
Ebu Muti: Bana dinin en
faziletlisini haber ver.
Ebu Hanife:
- Fıkhın
en faziletlisi; kişinin Allaha
imanı, şerayi, sünnetler,
haddler (cezalar), ümmetin
ittifak ve ihtilafını
bilmesidir.
İMAN BABI (bölümü)
Ebu Muti: İmanın ne olduğunu
bana açıklayın...
Ebu Hanife:
- İbn-i Ömere dinden soruldu
da O: İmana sarıl ve onu öğren
buyurdu. İman nedir? dendi. O:
soranın elinden tuttu ve yaşlı
bir zata götürdü ve şöyle
dedi: Bana imanın ne olduğunu
soruyor diyerek, bana bu zatın
Bedir savaşına katılanlardan
olduğunu söyledi. İbn-i Ömer
şöyle devam etti: Ben
peygamberin yanındaydım, bu
zatta beraberdi. Birden
karşımıza güzel saçlı, sarıklı
ve çölde yaşadığını sandığımız
bir adam geldi. İnsanların
arasından geçerek Peygamberin
önünde durdu "Ey Allahın
Rasulü iman nedir?" diye
sordu.
Peygamber de:
"
- İman Allahtan başka ilah
olmadığına, Muhammed'in
Allahın kulu ve elçisi
olduğuna şehadet etmen,
meleklerine, kitaplarına,
peygamberlerine, ahiret
gününe, kadere, hayır (iyilik)
ve şerrin (kötülük) Allahtan
olduğuna imandır.
" ,buyurdu. O zat:
-Doğru söyledin,dedi.
Biz, çöl insanlarının cahil
olmaları dolayısı ile
Peygamberi tasdik etmesine
hayret ettik.Bu zat daha
sonra:
-Ey Rasul (elçi-peygamber)
İslamın alametleri nedir?
dedi. Peygamber:
"-
Namaz kılmak,zekat vermek,oruç
tutmak,hacca gitmek ve
cünüplükten dolayı
gusletmektir."
dedi.O zat:
Doğru söyledin,dedi.
Biz sanki o biliyormuşcasına
Peygamberi tasdik etmesine
şaşırdık. O zat sonra:
-İhsan nedir? diye sordu,
Peygamber de:
"
- İhsan
Allah'ı görürcesine ibadet
etmendir. Sen O'nu görmesende
O seni görür, buyurdu."
..O zat Kıyametin ne zaman
kopacağını sordu. Peygamber
de:
"
- Bu
hususta sorulan sorandan daha
bilgili değildir.
" buyurdu. O zat ayağa kalktı
insanların ortasına geldiğinde
onu daha sonra göremedik. Hz.Peygamber:
"
- Bu
gelen Cebrail idi, size dinden
bilmeniz gerekenleri öğretmek
için geldi.
"
(Buhari, Muslim, İmam Ahmed)
Ebu Muti: Buna kesin olarak
inanan ve ikrar eden
(söyleyen) mümin midir?
Ebu Hanife:
-
Evet,bunu ikrar edince islamın
tümünü ikrar etmiş olur,
mümindir...
Ebu Muti: Eğer
yaratılmışlardan bir şeyi
inkar etse "bilmem ki bunun
yaratıcısı kim?" dese ne olur?
Ebu Hanife:
- O
kimse "Allah
herşeyin halıkı(yaratıcısı)dır"
(En'am/103) ayetinden dolayı
kafir olmuştur. Sanki o kimse,
o şeyin Allahtan başka
yaratıcısı vardır demiştir.
Keza Allah'ın bana namaz, oruç
ve zekatı farz kıldığını
bilmiyorum dese yine kafir
olur. Çünkü Allah "Namazı
dosdoğru kılın, zekatı verin"(Bakara/43)
ve "Sizin
üzerinize oruç farz kılındı"(Bakara/178)
buyurmuştur. Eğer o kişi ben
bu ayete inanıyorum fakat
tefsirini bilmiyorum derse
kafir olmaz. Çünkü o kimse
ayetin Allah tarafından
indirildiğine inanmış ama
tefsirinde yanılmıştır.
Ebu Muti: Şirk diyarında
(Allah'a ortak koşanların
yaşadığı yer) bulunan İslamı
mücmel (genel) olarak kabul
eden, farzları ve amelleri
bilmeyen, kitabı ve islamın
icaplarını ikrar etmediği
halde, Allahı ve imanı kabul
eden, fakat imanın icaplarını
ikrar etmeyerek ölen kişi
mümin midir?
Ebu Hanife:
- Evet...
Ebu Muti: İmanı, kabulden
başka bir şey bilmez, amel
etmez ve ölürse(?)
Ebu Hanife:
- O
mümindir...
Ebu Muti: Bana imanın ne
olduğunu açıklayın
Ebu Hanife:
- İman
Allahtan başka ilah
olmadığına, O'nun bir olup
şeriki (ortağı) bulunmadığına,
meleklerine, kitaplarına,
peygamberlerine, cennetine,
kıyamete hayır ve şerre, hiç
bir kimseye kendi amelini
yaratma gücünün verilmediğine,
insanların kendisi için
yaratıldıkları, sonuca ve
ilahi takdirin cereyan ettiği
şeye intikal edeceklerine
şahitlik etmendir.
Ebu Muti: Eğer bunun hepsini
kabul eder fakat "Dileyen
iman etsin dileyen kafir
olsun."
ayetinden dolayı dilemek bana
aittir, istersem iman ederim,
istersem iman etmem derse ne
olur?
Ebu Hanife:
- O
iddiasında yalancıdır. Allahın
"Gerçekten
Kuran bir öğüttür. Kim dilerse
öğüt alır. Ancak Allahın
diledikleri öğütlenir"
(Müddessir/54-56) "Allah
dilemedikçe siz bir şey
dileyemezsiniz"
(İnsan/30) ayetlerini görmüyor
musun? "Dileyen
iman etsin,dileyen kafir olsun"
ayeti tehdid içindir. O kişi
bu sözü ile ayeti
reddetmediğinden kafir
olmamıştır. Ayetin tenzilini
(indirilmiş halini)
reddetmemiş ama
tevilinde(yorumunda)
yanılmıştır.
Ebu Muti: Bir kimse bana
isabet eden musibetle Allah
mubtela mı kılmıştır, yoksa
onu ben mi kazanmışımdır? O
musibet Allahın beni mubtela
kıldığı şeylerden değildir,
derse kafir olur mu?
Ebu Hanife:
-
Hayır...
Ebu Muti: Niçin?
Ebu Hanife:
- Çünkü
Allah "Sana
isabet eden iyilik eden
Allahtandır, sana isabet eden
kötülük de nefsindendir"(Nisa/79)
buyurur. Yani kötülük, günahın
sebebiyledir, ben de onu sana
günahın sebebiyle takdir ettim
buyurmaktadır. Keza Allah
şöyle buyurur "Size
isabet eden her musibet,
ellerinizle işlediklerinizden
dolayıdır"(Şura/30)
"O
dilediğini dalalette
(sapıklıkta)
bırakır,dilediğini de hidayet
eder (doğru yola yöneltir)
"(Nahl/93) buyurur. O kimse de
tevilde hata etmiştir "Allah
insan ile kalbi arasına girer"
ayetinin manası; müminle küfür
arasına, kafirle iman arasına
girer demektir. Şüphesiz ki
kulun kendisiyle kötülüğü
işlediği güç(istitaat),
bizatihi kulun iyiliği
işlemesi için de müsaittir.
Kul Allahın kendisinde meydana
getirdiği, kötülükte değil,
iyilikte kullanılmasını
emrettiği istitaatı sarf (gücü
harcaması) ve tevcihinden
(yönlendirmesinden) dolayı
ceza görecektir.
Ebu Muti: Eğer Allah kullarını
günah işlemeye zorluyor, daha
sonra onları günahtan dolayı
cezalandırıyor denirse ne
cevap verelim?
Ebu Hanife:
- Ona
"Kul kendisi için fayda veya
zarar vermeye muktedir
olabilir mi?" diye sor. Eğer
"Hayır, çünkü onlar itaat ve
masiyyet (isyan-günah) dışında
kendileri için fayda ve zarar
konusunda mecburdurlar" derse,
Ona "Allah şerri yarattı mı?"
diye sor "evet" derse
iddiasından kendi vazgeçmiş
olur. "Hayır" derse de ki "Yarattığı
şeylerin şerlerinden sabahın
rabbine sığınırım"
ayetinden dolayı kafir olur.
Çünkü bu ayet, Allahın şerri
yarattığını haber vermektedir.
Ebu Muti: Eğer,"Siz, Allah
küfrü ve imanı diledi demiyor
musunuz? der ve biz "evet"
dersek, o yine Allah "O,
takvaya layık olan, mağfirete
ehil olandır" buyurmuyor mu?
diye sorar, biz de "evet"
dersek, O da "Allah küfre
layık mıdır?"derse, biz o
şahsa ne cevap veririz?
Ebu Hanife:
- O
taatı dileyene ehildir,
masiyeti dileyene
değil...deriz. Eğer
"Allah,kendisine karşı yalan
söylenmemesini diledi" derse
ona şöyle söyle "Allah'a
iftira etmek Kelam ve söz
müdür, yoksa değil midir?
"evet derse: Adem'e isimlerin
hepsini öğreten kimdir? diye
sor. Allah'tır derse şöyle de:
Küfür kelam nevinden midir,
değil midir? Evet derse şöyle
sor: "Kafiri konuşturan kim?"
Eğer Allah derse kendi fikrine
muhalif olur. Çünkü şirk,
kelam nevindendir. Eğer Allah
dileseydi, onlara şirk sözünü
konuşturmazdı.
Ebu Muti: Eğer "kişi isterse
yapar, isterse yapmaz; isterse
yer istemezse yemez, isterse
içer, isterse içmez" derse(?)
Ebu Hanife:
- Allah
İsrailoğullarının denizi
geçmelerine hükmedip Firavunun
boğulmasını takdir etti mi?
diye sor, evet derse:
Firavunun Musa'yı ele geçirmek
için gitmemesi, kendisinin ve
arkadaşlarının boğulmaması
vaki olur muydu? diye sor...
Eğer, evet derse kafir olur.
Hayır derse önceki sözünü
yalanlamış olur...
KADER KONUSUNDA BİR BÖLÜM
Ebu Hanife: - Abdullah ibn
Mesud rivayet etmiştir ki
Rasulullah şöyle buyurur "Şüphesiz
ki sizin herhangi birinizin
yaratılması, ana karnında kırk
gün nutfe, sonra bunun gibi
bir kan pıhtısı, sonra bunun
gibi bir parça et olarak devam
eder daha sonra Allah ona bir
melek gönderir, üzerine
rızkını ve ecelini, said (iyi)
ve şaki (kötü) olanı yazar.
Kendisinden başka ilah olmayan
Allah'a yemin ederim ki, kişi
kendisiyle cehennem arasında
bir zira' mesafe (yaklaşık 75
cm) kalıncaya kadar
cehennemliklerin amelini
işler. Daha sonra ilahi yazı
onu geçer. Hiç şüphesiz kişi
cennet ehlinin amelini işler,
öyleki cennetle kendisi
arasında bir zira' mesafe
kalmışken cehennem ehlinin
amelini işler, sonra ölür ve
cehenneme gider."(Buhari,Ebu
Davut,İmam Ahmed)
Ebu Muti: Marufu emreden,
münkerden nehyeden, bu hususta
insanlar kendine tabi
olmuşken, daha sonra cemaata
karşı çıkan kimse için ne
dersin? Bunu doğru görüyor
musun?
Ebu Hanife:
-
Hayır...
Ebu Muti: Niçin? Oysaki Allah
ve rasulü, marufu emredip,
münkerden nehyetmeyi
emretmişlerdir. Bu gerekli bir
farizadır.
Ebu Hanife:
- Orası
öyle fakat kan dökmek, haramı
helal saymak ve malları
yağmalamak gibi fiillerle,
bozup ifsad ettikleri şeyler,
ıslah ettiklerinden daha fazla
olur. Oysa Allah Kuranda şöyle
buyurmuştur: "Müminlerden
iki zümre (grup) birbiriyle
döğüşecek olurlarsa aralarını
bulup barıştırın. Onlardan
biri diğerine tecavüzde
bulunursa, mütecaviz olan
tarafla Allahın emrine
dönünceye dek savaşın."(Hucurat/9)
Ebu Muti: Tecavüz eden zümreye
kılıçla mı vuruşuruz?
Ebu Hanife:
- Evet,
marufu emredersin, münkerden
sakındırırsın. Kabul ederlerse
ederler, yoksa onlarla
savaşırsın. İmam zalim de
olsa, sen adil zümreyle
beraber olursun. Zira Hz.Peygamber
de "Size
zalim olanın zulmü, adil
olanın adaleti zarar vermez.
Sizin ecriniz size, onun
vebali de ona aittir."(İbn
Mace)
Ebu Muti: Tahkimci Havaric
(Hariciler) için ne dersin?
Ebu Hanife:
- Onlar
havaricin en kötüleridirler.
Ebu Muti: Onları tekfir
edebilir miyiz?
Ebu Hanife:
-
Hayır,fakat Ali ve Ömer bin
Abdulaziz gibi hayırlı
imamların yaptığı gibi onlarla
harbederiz. Şüphesiz ki,
hariciler tekbir getiriyor,
namaz kılıyorlar, Kuran
okuyorlar. Ebu Umame hadisini
hatırlamıyor musun? O Şam
mescidine girdiğinde oradaki
haricilerin reisleri ile
karşılaştı. Ebu Galib el-Hımsi'ye
Ey Ebu Galip bunlar senin
memleketinin insanlarıdır.
Bunların kim olduklarını sana
bildirmek istedim. Onlar
cehennem ehlinin köpekleridir.
Onlar sema örtüsünün altında
öldürülenlerin en
şerlileridir."der ve bu esnada
ağlar. Ebu Galib ona: "Ey Ebu
Umame seni ağlatan nedir?
Onlar müslümandılar, halbuki
sen onlar hakkında
işittiklerini söylüyorsun"dedi.
Bunun üzerine Ebu Umame: "Onlar
Allahın kendileri için; O gün
kiminin yüzleri ağarır,
kimilerininki kararır. Yüzleri
kararanlara, siz iman ettikten
sonra kafir mi oldunuz?
Küfrünüzden dolayı tadın
azabı, denilecek. Yüzü
ağaranlar ise Allahın
rahmetine kavuşurlar ve orada
ebedi kalırlar.
"(Al-i İmran/106) buyurduğu
kimselerdir.Bunun üzerine Ebu
Galib, söylediğinin kendi
görüşü mü yoksa Peygamberden
mi işittiğini sordu. Ebu Umame
de "eğer ben bunu Peygamberden
bir,iki,üç...yedi defa
duymamış olsaydım size haber
vermezdim" dedi ve havarici
Allahın kendi üzerindeki
nimetlerini küfürle tekfir
etti...(İmam Ahmed)
Ebu Muti: Havariç isyan edip,
muharebe yapıp, yağmacılık
ettikten sonra, sulh yapsalar,
onlar daha önceki
hareketlerinden dolayı
takibata uğrarlar mı?
Ebu Hanife:
- Harb
bitince onlar için bir zarar
yoktur. Onlara had de tatbik
edilmez. Kan dökmeleri de
böyledir kısas yapılmaz.
Ebu Muti: Niçin?
Ebu Hanife:
-
Osmanın katli hususunda
insanlar arasında ortaya
çıkmış olan fitneden ashab;
bir tevil neticesinde kana
bulaşanlara kısas
yapılmayacağı, tevil sonucu
haram ilişkilerde bulunanlara
had uygulanamayacağı, yine
teville bir mala sahip çıkan
birisi için takibatta
bulunulamayacağında ittifak
ettikleri hadisinden
dolayıdır. Fakat mal mevcut
olursa sahibine iade edilmesi
gerekir.
Ebu Muti: Bir kişi kafiri
kafir olarak bilmem dese(?)
Ebu Hanife:
- O da
kafir gibidir
Ebu Muti: Eğer kafirin son
gideceği yer neresi bilmem
derse(?)
Ebu Hanife:
- O
Allahın kitabını inkar etmiş
ve kafir olmuş olur.
Ebu Muti: Kendisine "Sen mümin
misin?"diye sorulan kimse
"Allah daha iyi bilir" diye
cevap veren kimse için ne
dersin?
Ebu Hanife:
- Onun
imanında şüphe vardır.
Ebu Muti: İmanla küfür
arasında üç durumdan biri olan
münafıklıktan başka bir durum
var mıdır? O kimse ya
kafirdir, ya münafıktır, ya da
Mümindir...(?)
Ebu Hanife:
-
Hayır,İmanında şüphe olan
kimse münafık değildir.
Ebu Muti: Niçin?
Ebu Hanife:
- Muaz
bin Cebelin arkadaşı ve İbn
Mesudun rivayetinden dolayı.
Bana Hammadın Haris bin
Malikten rivayet ettiğine
göre; Muaz'a ölüm geldi çattı.
Bu durumda Haris de ağladı.
Muaz sebebini sordu. O da
ölümden dolayı değil,
biliyorum ki ahret sana
dünyadan daha hayırlıdır.
Fakat senden sonra öğreticimiz
kim olacak? dedi bir başka
rivayette de senden sonra dini
bilen kim? şeklindedir. Muaz
da:"Acele etme, Abdullah bin
Mesud'a tabi ol"dedi. Daha
sonra Haris "Bana vasiyette
bulun dedi. O da Allah ne
dilediyse vasiyet etti ve
"Alimin sürçmesinden sakın"
dedi... Muaz vefat edince
Haris Kufede İbn Mesudun
ashabına geldi. Namaz için
nida edildiğinde Haris:"Bu
davete uyun, bunu dinleyip
icabet etmek her müslüman için
haktır."dedi. Ona bakıştılar
ve "Sen muhakkak mümin misin
diye sordular . O da
"Evet,elbette" dedi. Onlar
birbirlerine bakıştılar. İbn
Mesud gelince durumu ona haber
verdiler. O da Harise onların
dediği gibi söyledi. Bunun
üzerine Haris boynunu büktü ve
ağladı ve "Allah Muaz'a rahmet
eylesin" dedi ve İbn Mesud'a
vaziyeti anlattı. İbn Mesud
ona "Sen şüphesiz mümin
misin?" diye sorunca o da "evet"dedi.
İbn Mesud Ona "sen kendinin
cennet ehlinden olduğunu iddia
ediyorsun dedi. Bunun üzerine
Haris de "Allah Muaz'a rahmet
eylesin, bana alimin
zellesinden(sürçmesinden),
münafığın da hükmünü kabulden
kaçınmamı tavsiye etti." İbn
Mesud: "Sen benim sürçmemi
gördün mü?" diye sorunca,
Haris:"Allah aşkına söyle
Peygamber hayattayken
insanlar, gizli ve aşikar
durumlarında mümin, gizli ve
açık durumlarında kafir,
gizlilik durumunda münafık ve
açıktan mümin olmak üzere üç
gruptan ibaret değiller miydi?
Sen bu üç fırkanın
hangisindensin?" dedi. İbn
Mesud "Madem Allah için and
verdin, söyleyeyim ben gizlide
ve açıkta müminim"dedi. Bunun
üzerine Haris kendisini, niçin
elbette müminim dediğinden
dolayı ayıpladığını sordu. İbn
Mesud da "Evet gerçekten bu
benim sürçmemdir. Onu benim
üzerime gömün Allah Muaz'a
rahmet etsin dedi.(Darimi)
Ebu Muti: Ben cennetliğim
diyenin durumu nedir?
Ebu Hanife:
- Yalan
söylemiştir, o bunu bilmiyor.
Mümin; imanı sebebiyle cennete
giren, işledikleri sebebiyle
ateşte azab gören kimsedir,
dedi.
Ebu Muti: Eğer kendisinin
cehennem ehli olduğunu
söylerse(?)
Ebu Hanife:
- Yalan
söylemiştir. Onun bu hususta
bilgisi yoktur. Şüphesiz ki O
Allah'ın rahmetinden umudunu
kesmiştir. Müminin gerçekten
müminim demesi gerekir. Çünkü
O imanında şüphe etmemektedir.
Ebu Muti: Onun imanı
meleklerinki gibi olur mu?
Ebu Hanife:
- Evet
Ebu Muti: Amelde kusur ederse
gerçekten mümin midir?
Ebu Hanife:
- Bana
Harise'nin hadisini
naklettiler. Peygamber ona; "
Nasıl sabahladın?,
dedi. O da Gerçek mümin olarak
sabahladım, dedi. Peygamber; "söylediğine
dikkat et, her hakkın bir
hakikatı vardır, senin
imanının hakikatı nedir?
" dedi. Harise; Canım dünyadan
vazgeçtim, gündüzümde susuz,
gecemde uykusuz kaldım. Ben
sanki Rabbimini arşına
bakıyorum, sanki cennette
birilerini ziyaret eden
cennetliklere nazar ediyorum,
sanki ben cehennemde yığılan
insanları görüyorum, dedi.
Bunun üzerine peygamber: "İsabet
ettin; devam et, isabet ettin;
devam et"
dedi ve daha sonra "Kim
Allahın kalbini nurlandırdığı
kimseye bakmak isterse
Harise'ye baksın"buyurdu.
Daha sonra Harise: "Ey Allahın
Rasulü bana şehit olmam için
dua et" dedi. Rasul ona dua
etti ve O sonraları şehit
oldu. (Buhari,Muslim)
Ebu Muti: Bazılarına ne oluyor
da mümin ateşe girmez
diyorlar?
Ebu Hanife:
-
Cehenneme girenler tamamen
iman etmişlerdir.
Ebu Muti: Kafirin durumu
nedir?
Ebu Hanife:
- Onlar
O gün iman ederler.
Ebu Muti: Bu nasıl olur?
Ebu Hanife:
- Allah
Kuranda şöyle buyurur: "Onlar
bizim cezamızı görünce, biz
yalnız Allah'a inandık, Şirk
koştuklarımızı
reddettik,dediler. Onların
azabımızı gördüklerinde iman
etmeleri fayda vermez."
(Mümin/84-85)...Kim haksız
yere başkasını öldürürse,yahut
hırsızlık ederse veya yol
keserse yahut günah işler
facirlik ederse yahut da içki
içer sarhoş olursa; bu kişi
günahkar bir mümindir, kafir
değildir. Bu durumdakiler
işledikleri kadar cehennemde
kalırlar, ama imanları
sebebiyle cehennemden
çıkarılırlar...İman edilecek
hususların hepsine inanan,
fakat İsa ve Musa peygamber
midir? değil midir? diyen
kafir olur. Keza kafir cennete
mi, yoksa cehenneme mi gider,
bilmem, diyenler de: "Kafirler
için cehennem ateşi vardır,
onlar öldürülmezler ki
ölsünler."
(Fatır/36), "Onlar
için yakılma azabı vardır."
(Buruc/11) "Onlar
için şiddetli bir azab vardır."
(Al-i İmran/5) ayetleri
sebebiyle kafir olur. Said bin
Museyyeb'den bana ulaştığına
göre, "kafirleri bulundukları
mevkiie indirmeyen, onlar
gibidir."
Ebu Muti: İman eden fakat
namaz kılmayan, oruç tutmayan,
bu amellerin hiç birini
işlemeyen kimseyi iman
kurtarır mı?
Ebu Hanife:
- Onun
işi Allah'a kalmıştır. Dilerse
azab eder. Allah'ın kitabından
her hangi bir şeyi inkar
etmeyen kafir olmaz. Bana ehli
iman birinin haber verdiğine
göre, Muaz bin Cebel Hıms
şehrine girdiği zaman insanlar
onun çevresinde toplandılar.
Bir genç ona "Namaz kılan,
oruç tutan, hacceden, cihadda
bulunan, köle azad eden, zekat
veren ama Allah ve rasulünden
şüphe eden birine ne dersin?"
diye sordu. Muaz: "Onun için
ateş vardır"dedi. O genç:
Namaz kılmayan, Oruç tutmayan,
haccetmeyen, zekat vermeyen,
fakat Allah ve Rasulüne inanan
için ne dersin?" dedi de Muaz:
"Onun için Allahın affını
umar, azaba uğrayacağından da
korkarım." dedi. Bunun üzerine
o genç: "ey Abdurrahman'ın
babası, şüphe ile amel fayda
vermediği gibi, imanla beraber
herhangi bir şey de zarar
vermez dedi ve gitti. Muaz da
"Bu vadide bu gençten daha
bilgilisi yok" dedi...
Mütecaviz kimselerle,
küfürlerinden dolayı değil,
haddi tecavüzlerinden dolayı
savaş. Adil zümre ve zalim
sultanla beraber ol. Fakat
mütecavizlerle beraber olma.
Cemaat ehlinde fasit ve
zalimler olsa bile, onlar
içinde sana yardımcı olacak
salih insanlar da vardır. Eğer
cemaat zalim ve
mütecavizlerden müteşekkil
ise, onlardan ayrıl. Çünkü
Allah "Allahın
arzı geniş değil miydi?Hicret
edeydiniz."(Nisa/97)
"Ey
mümin kullarım arzım
geniştir,ancak bana kulluk
edin"buyurmaktadır.
İbn Mesuddan rivayet
edildiğine göre Peygamber
şöyle buyurdu: "Bir
yerde masiyetler zuhur edip
onu değiştirmeye gücün
yetmezse, oradan başka yere
git, orada rabbine kulluk et"
Yine Peygamber "Fitneden
korktuğu yeri bırakıp,
fitneden korkmadığı bir yere
giden kimse için Allah yetmiş
sıddık sevabı yazar."(Buhari,İbn
Mace) buyurdu... Bilmiyorum,
"Rabbim semada mı yoksa arzda
mıdır?" diyen kafir olur. Keza
"Allah arş üzerindedir"diyen
de bilmiyorum, arş semada mı
yoksa arzda mıdır? diyen de
böyledir. Allah'a dua ederken
yukarıya yönelinilir, aşağıya
değil. Çünkü aşağının
Rububiyyet ve uluhiyyetle
alakası yoktur. Nitekim
hadiste şöyle buyrulur: Bir
adam Peygambere siyah bir
cariye getirdi ve benim
üzerime mümin bir köle azad
etmek vacib oldu. Bu kafir
midir? diye sordu. Peygamber
cariyeye "Sen mümin misin?"
dedi Cariye evet deyince,
peygamber "Allah
nerede?"dedi
cariye de semayı işaret etti.
Bunun üzerine peygamber "Bu
mümindir azad et"dedi...
(Müslim,Ebu Davud) Kabir
azabını bilmem diyen helaka
uğrayan cehmiyedendir. Çünkü o
Allahın "Biz
onları iki defa
azablandıracağız"(Tevbe/101)
"Zalimler
bundan başka azaba da
uğrayacaklar"
(Tur/47) ayetlerini inkar
etmiştir. Eğer "Ben ayete
inanıyorum ama tefsir ve
teviline inanmıyorum derse
kafir olur. Çünkü Kuranda
tevili, tenzilinin aynı olan
ayetler vardır. Eğer bunu
inkar ederse kafir olur... İbn
Abbastan rivayetle Hz.Peygamber
"Benim
ümmetimin en şerlileri ben
ateşte değil, cennette
olacağım, diyenlerdir."
Yine Rasul: "Ümmetimden
müteelli olanların vay haline"
buyurdu. Müteelli kimdir
denilince "Onlar
falanca cennettedir, falanca
cehennemdedir, diyenlerdir."
Yine İbn Ömer'den rivayetle
Peygamber şöyle buyurdu: "Allah
aralarında hükmedene dek,
ümmetimin cennet yada
cehennemde olduklarını
söylemeyiniz."
Yine Rasul: "Allah
şöyle buyuruyor: Kullarımı ben
aralarında Kıyamet günü
hükmedip, yerlerine
göndermeden, siz cennet yada
cehenneme göndermeyin." dedi."
Ebu Muti: Bana katilden ve
arkasında namaz kılmaktan
bahsedin...
Ebu Hanife:
- Her
takva sahibi ve günahkarın
peşinde namaz caizdir. Senin
ecrin sana, onunki de ona
aittir, dedi.
Ebu Muti: İnsanlara kılıçla
karşı çıkan, çarpışan ve
onlardan bir takım şeyler
alanlardan bahsedin...
Ebu Hanife:
- Onlar
çeşitli zümrelerdir, hepsi
cehennemdedir. Ebu hureyreden
naklen Rasul şöyle demiştir. "İsrailoğulları
yetmişiki fırkaya ayrıldı.
Benim ümmetim de yetmişüç
fırkaya ayrılacaktır. En
büyüğü hariç hepsi de
ateştedir."(Tirmizi,
İbn Mace, Ebu Davud) Yine İbn
Mesud'dan rivayetle Rasulullah;"Kim
İslamda kötü bir şey ihdas
ederse (çıkarırsa) helak olur,
bidat çıkaran sapıklığa düşer,
sapıklığa düşen de
cehennemdedir."
(Buhari) Bize Meymun'un ona da
İbn-i Abbas'ın haber verdiğine
göre, Peygambere gelen birisi:
"Ey Allahın Rasulü, bana
öğret" dedi. Rasul üç defa "Git
Kuran öğren"
dedi, dördüncü defa da "Hak
sevdiğinden de gelse
sevmediğinden de gelse kabul
et. Kuran öğren, onun
yöneldiği tarafa yönel."
(İmam Ahmed, Ebu Davud)
buyurdu... İbn Mesud "Şüphesiz
en şerli şeyler sonradan icad
edilenlerdir. Her ihdas edilen
şey bidat; her bidat, dalalet;
her dalalet de cehennemdedir."
derdi. Allah şöyle buyurur "Ona
hak yoldan uzak kalmayı,
kötülükten sakınmayı ilham ile
öğretti"(Şems/8)
Keza Allah Musa'ya: "Biz
senden sonra kavmini imtihana
uğrattık, Samiri de onları
saptırdı."
(Taha/85) buyurmaktadır...
ALLAHIN DİLEMESİ BABI
Ebu Muti: Allah yaratmayı
dilemediği bir şeyi emretmiş,
fakat emretmediği halde
yaratmış mıdır?
Ebu Hanife:
- Evet
Ebu Muti: Bu nasıl olur?
Ebu Hanife:
- Allah
kafire müslüman olmayı
emretmiş, fakat kafir için
müslümanlığı yaratmamıştır.
Kafir için küfrü dilemiş,
fakat kafire küfrü emretmediği
halde yaratmıştır.
Ebu Muti: Allah emretmemiş
olduğu şeyden razı olur mu?
Ebu Hanife:
- Evet,
nafile ibadetler buna
misaldir.
Ebu Muti: Allah bir şeyi
emrettiği halde ondan razı
olmama durumu var mıdır?
Ebu Hanife:
-
Hayır...
Ebu Muti: Niçin?
Ebu Hanife:
- Çünkü
Allah emrettiği herşeyden
razıdır.
Ebu Muti: Allah kullarını razı
olduğu şeylerden mi, yoksa
razı olmadığı şeylerden dolayı
mı sorguya çeker?
Ebu Hanife:
- Allah
kullarını razı olmadığı
şeylerden dolayı sorguya
çeker. Onlara küfür, masiyyet
ve rıza göstermediği konularda
azab eder.
Ebu Muti: Allah onlara
dilediği için mi azab eder,
yoksa dilemediği için mi?
Ebu Hanife:
- Allah
onlar hakkında dilediği için
azab eder. Çünkü Allah
kullarında asi için masiyyeti,
kafir için küfrü dilediği
halde, küfür ve masiyyet
dolayısı ile azablandırır.
Ebu Muti: Allah onlara İslamı
emretmiş, sonrada onlar için
Küfrü dilemiş midir?
Ebu Hanife:
-
Evet...
Ebu Muti: Allahın dilemesi
emrini mi, yoksa emri
dilemesini mi geçmiştir?
Ebu Hanife:
-
Allahın dilemesi emrini
geçmiştir.
Ebu Muti: Allahın dilemesi
onun rızası mıdır değil midir?
Ebu Hanife:
-
Dilemesi, rızası ve emrettiği
hususta taat ile amel eden
kimse için, Allah rızası
vardır. Allah'ın emrinin
hilafına hareket eden onun
dilemesiyle işlemiş olur,
fakat rızasıyla işlemiş olmaz.
Ona karşı masiyyet işlemiş
olur. Masiyet ise Allahın
rızası hilafınadır.
Ebu Muti: Rızası olduğu konuda
Allah kulunu azaba çeker mi?
Ebu Hanife:
- Allah
kullarını, rızası olmadığı
küfürden dolayı azaba çeker,
fakat onların taatı
terketmeleri ve günah
işlemelerinden dolayı onlardan
intikam alıp, azab etmeye
rızası vardır.
Ebu Muti: Allah müminler için
küfrü dilemiş midir?
Ebu Hanife:
-Hayır,
fakat müminler için imanı
dilemiştir. Keza kafirler için
küfrü, zina edenler için
zinayı, hırsızlık edenler için
hırsızlığı, ilim erbabı için
ilmi, hayır sahibleri için de
hayrı dilemiştir. Allah
kafirleri yaratmadan önce
onların kafirler ve sapıklar
olmasını dilemiştir.
Ebu Muti: Allah kafirleri,
razı olduğu şeyleri
yarattığından dolayı mı, razı
olmadığı şeyleri yarattığından
dolayı mı azablandırır?
Ebu Hanife:
- Allah
kafirleri yaratmaya razı
olduğu şeylerden dolayı azaba
uğratır.
Ebu Muti: Niçin?
Ebu Hanife:
- Allah,
küfrü yaratmaya rızası olduğu
halde onları küfürlerinden
dolayı azaba çeker. Fakat
Allahın bizatihi küfre rızası
yoktur.
Ebu Muti: Allah "Kulları
için küfre rızası yoktur."(Zümer/7)
buyuruduğu halde nasıl olur da
küfrü yaratmaya rızası olur?
Ebu Hanife:
- Allah
onlar hakkında diler ama razı
olmaz...
Ebu Muti: Niçin?
Ebu Hanife:
- Çünkü
Allah iblisi yaratmıştır.
İblisi yaratmaya rızası
var,fakat İblisin kendisine
rızası yoktur. Keza Allah içki
ve domuzu da yaratmıştır.
Onları yaratmaya rızası olduğu
halde kendilerine rızası
yoktur.
Ebu Muti: Niçin?
Ebu Hanife:
- Allah
içkinin kendisine rıza
gösterse idi, onu içen
Allah'ın razı olduğu şeyi
içmiş olurdu. Fakat onun
içkiye ve küfre, İblise ve
fiillerine rızası yoktur.
Fakat bizzat Hz Muhammed'e
rızası vardır.
Ebu Muti: Yahudiler "Allahın
eli bağlıdır"(Maide/64)
diyorlar. Allah'ın buna rızası
var mıdır?
Ebu Hanife:
-
Hayır...
***
Ebu Hanife:
- Eğer
bir kimse "Allah tüm insanları
melekler gibi itaatkar
yaratmak isteseydi, buna kadir
olur muydu?" Bunu haber ver
denildiğinde "hayır" derse
Allahı kendisini tavsif
ettiğinden başkası ile
vasıflandırmış olur. Zira
Allah Kuranda: "Kullarının
üzerine yegane mutasarrıf
odur."
(Enam/18) "O
kullarının küfrüne razı olmaz"(Zümer/7)
ve "O
sizin üzerinizsen size azab
göndermeğe kadirdir."(Enam/65)
buyurmaktadır. Eğer "Kadirdir"
derse" Allah İblisin itaat
konusunda Cebrail gibi
olmasını dileseydi, buna
muktedir olmaz mıydı?"de. Eğer
"hayır" derse kendi sözünü
terketmiş ve Allah'ı
sıfatlarının başkası ile
sıfatlandırmış olur. Eğer
"Kulun zina etmesi, içki
içmesi, namuslu insanlara dil
uzatması Allah'ın izni ile
değil midir?" derse "Evet"
denir. Eğer "O halde o kimseye
niçin hadd cezası tatbik
edilir?" derse "Allahın
emrettiği terkedilemez" denir.
Çünkü o kimse kölesini kesse,
bu Allah'ın dilemesi ile olur,
insanlarda o kimseyi
kötülerler. Eğer kölesini azad
ederse , insanlarda onu
överler. Bunların her ikisi de
Allah'ın dilemesi ile vücuda
gelir. Fakat kul Allah'ın
dilemesi ile masiyet işlerse,
işleyen kişinin fiilinde
Allahın rızası ve doğruluk
yoktur. "Niçin ona hadd tatbik
edilir" sözü onların
prensiplerine göre fasid bir
sualdir,ç ünkü onlar bir çok
masiyetlerde Allah'ın
dilemesini kabul etmezler. Ona
göre içki içmek gibi bir
fiilin haricinde hadd
gerekmiyor. Oysa ki yaptığı
her işi Allah'ın dilemesi ile
yapmıştır.
GÜNAH İŞLEYENİN KAFİR
OLDUĞU İDDİASINA REDDİYE
Ebu Muti: Eğer bir kimse günah
işleyen kafirdir, derse onun
sözünü boşa çıkaracak cevap
nedir?
Ebu Hanife:
- Ona
şöyle cevap verilir: "Yunusu
da an. Hani o öfkelenerek
çıkıp gitmiş, kendisini tazyik
etmeyeceğimizi sanmıştı.
Karanlıklar içinde niyaz
ederek, senden başka ilah
yoktur, seni tenzih ederim,
ben zalimlerden oldum,dedi"
(Enbiya/87) Buna göre o zalim
mümindir, kafir ve münafık
değildir. Hz.Yusufun
kardeşleri: "Ey
babamız,bizim için
günahlarımızın bağışlanmasını
dile. Biz muhakkak suçlu idik."
(Yusuf/97) dediler bu
durumlarıyla onlar
günahkardırlar, fakat kafir
değildirler. Allah Peygambere
"Senin
geçmiş ve gelecek günahını
affetmesi için..."(Feth/2)
buyurmuş, günahını yerine
küfrünü dememiştir. HzMusa
kıbti'yi öldürdüğünde günah
işlemişti ama kafir değildi.
Eğer o kimse "ben inşallah
müminim" derse, "
Şüphesiz
Allah ve melekleri peygambere
salat ve selam ederler. Ey
inananlar siz de ona salavat
getirin, ona layık olduğu
şekilde selam getirin."
(Ahzab/56) ayeti gereğince
"Eğer müminse ona salavat
getir, mümin değilsen getirme"
denir keza Allah şöyle buyurur
"Ey
inananlar, Cuma günü namaz
için nida olunduğunda Allah'ın
zikrine koşun, alışverişi
bırakın"(Cuma/9)
Muaz şöyle dedi: "Kişinin
Allah hakkındaki şüphesi, onun
tüm iyiliklerini ibtal eder.
Allah'a iman ettiği halde
günah işleyenin affedilmesi
umulur, azab görmesinden
korkulur." Muaz'a soran şahıs:
"Şüphe iyilikleri götürdüğüne
göre, iman da kötülükleri daha
çok götürür"demişti. Muaz
da:"Yemin ederim, bu adamdan
daha çok hayret edilecek
birini görmedim"dedi. Ona sen
müslüman mısın, dedi. O da
bilmiyorum, dedi.
O kimseye "bilmiyorum"sözün
doğru mu, yanlış mı diye
sorulur. Eğer doğru, derse
şöyle de "Dünyada doğru olan
ahrette değil midir?" Eğer "Evet"derse:
"Kabir azabına, suale, kadere,
hayır ve şerrin Allah'tan
olduğuna imanın var mı?" de.
Evet, derse "Sen mümin misin?
diye sor. Hala "Bilmiyorum"
derse: Bilmeyesin anlamayasın,
iflah olmayasın,de...
Ebu Muti: Eğer bir kimse
cennat-cehennem yaratılmış
değillerdir,derse(?)
Ebu Hanife:
- Ona
şöyle de: Onlar bir şey dir.
Oysaki Allah "Allah
her şeyi yaratmıştır"(Zümer/62)
"Biz
herşeyi bir ölçü ile yarattık"
(Kamer/49) "Onlar
sabah akşam ateşe karşı
getirilecekler
"
(Mümin/46) buyurmaktadır.
Ebu Muti: Eğer cennet ve
cehennem fanidir,derse(?)
Ebu Hanife:
- Ona
Allah Kuranda cennetin
nimetlerini "Kesilip
tükenmeyen, yasak da
edilemeyen"(Vaka/32)
olarak vasfetmektedir,de...
Cennetlik ve cehennemlikler
girdikten sonra cennet ve
cehenneme yok olacaktır diyen
de orada ebedi kalışı inkar
ettiği için kafir olmuş olur.
Allah mahlukların sıfatları
ile sıfatlanamaz. Onun gazab
ve rızası keyfiyetsizdir.
Sünnet ehlinin görüşü budur.
Allah gazab eder ve razı olur.
Onun gazabı cezalandırması,
rızası da sevabıdır,
denilemez. Biz onu kendisini
vasfettiği gibi vasfederiz. O
birdir, hiç bir şeye muhtaç
değildir. Doğurmamış,
doğurulmamıştır, dengi yoktur.
Hayy, kayyum, kadir, duyan,
gören ve bilen odur. Onun eli
kullarının eli üzerindedir.
Ama eli kullarının eli gibi
bir uzuv değildir. O ellerin
yaratıcısıdır. Onun yüzü
yaratıklarının yüzü gibi
değildir. O bütün yüzlerin
yaratıcısıdır. Onun nefsi
yarattıklarının nefsi gibi
değildir. Bütün nefislerin
yaratıcısı odur. "Onun
benzeri hiç bir şey yoktur.
Duyan ve gören odur"
(Şura/11)
Ebu Muti: Eğer Allah
nerdedir,diye sorulursa(?)
Ebu Hanife:
- O kimseye: yaratılmadan önce
mekan
yoktu, halbuki Allah vardı.
Mahlukattan hiç biri yokken
"nerede" mefhumu mevcutken
|